| |
Haz 01
Sual: Guslü gerektiren hâller nelerdir?
CEVAP
Hayz veya lohusalık hâli bitince yahut cünüp olunca gusletmek farzdır.
Hayz bitince, cünüp de olursa, ikisi için bir gusül yetişir. Kadın cünüp iken hayz görürse, isterse hemen gusleder, isterse hayz bitene kadar bekler, sonra ikisi için bir defa gusleder.
Üç şekilde cünüp olunur:
1- Zekerin [penisin] ucu, sünnet derisi altındaki yuvarlak kısım, ferce [hazneye] girince erkek de, kadın da cünüp olur.
2- Erkekte koyu beyaz ve kadında akıcı sarı menî, yerinden şehvetle kopup çıkarsa cünüp olunur.
3- İhtilâm ile, yani rüyâda şehvetlenip uyandığı zaman, menî akmış olduğunu gören erkek ve kadın cünüp olur. Rüyada ilişkide bulunduğunu görür, fakat uyanınca meni akmamışsa, meni yoksa gusletmez. Bazı alimler kadının menisi içeri akar, ihtiyaten yıkanması iyi olur demişlerdir.
Guslü gerektiren haller
Read the rest of this entry »
May 28
Yeni nesilleri bozmak adına ortaya atılmış projeler bunlar. Olayın dini, biyolojik, psikolojik ve sosyolojik boyutu tamamen bizim aleyhimize gelişmektedir. Toplumumuzun ahlaki çöküntüye uğratılması sürecinin yeni basamağı bu bankalardır. İşte biz bu yüzden önce ahlak diyoruz.
Sperm bankası
Öz kardeşi ile evlenmenin hiçbir açıdan mümkün olmadığını düşünen bir insanın, sperm bankasından alınan spermin sahibi kişinin, yani babasının çocukları yani kardeşi ile evlenebilme ihtimali olması ve bu ihtimal dahilindeki kişilerin kim olduğunu bilmemesi, kişiyi tedirgin edecektir.
Ensest ilişki riski
Bu ihtimal elbette ki olayın ilk bölümü. Ya bu kişi kardeşi ile evlendiyse ve bu gerçeği yıllar sonra öğrenirse ne olacak? Kardeşi ile, evlenmesi yasak olan kişi ile evlenmiş olmak, bir insanın psikolojisini alt üst edecektir. Kardeşi ile aynı evi, yatağı… paylaşmak ensest ilişkinin oluşturacağı psikolojik çöküntülerle aynıdır. Ensest ilişkilerde kişi farklı kişilikler dahi geliştirebilmektedir durumun vahametini atabilmek için. Bu da kişilik bozukluklarına işaret etmektedir.
Genetik ve fiziksel boyut
Read the rest of this entry »
May 28
Oral ilişkinin olabileceği ya da olamayacağı konusunda Kurân-ı Kerim’de ve sünnette açık bir delil yoktur.
Buradan hareketle bazı fıkıhçılar ve tefsirciler; madem ki karı kocanın her yerleri birbirlerine helaldir ve madem ki, eşyada aslolan mubah/helal olmaklıktır, çünkü her şey insan için yaratılmıştır, öyleyse karı kocanın oral ilişkileri de helal olmalıdır, diye bir sonuç çıkarmışlardır.
Bunu çeşitli tefsir ve fıkıh kitaplarında bulmak mümkündür. Bunun yanlış olduğunu söyleyecek değiliz, ancak bunun hem dinen hem tıbben bir takım çekincelerinini olduğunu da bilmeliyiz.
Öncelikle böyle bir davranış onurlu ve kişilikli olmaya aykırı bir davranıştır, tiksindiricidir. İkinci olarak, cinsel organlardan sürekli olarak bir takım maddeler çıkmaktadır ve bunlar pis olan akıntılardır. Böyle bir durumda kişi, Hz. Peygamber’in (sa): “Ağızlarınızı tertemiz yapın çünkü onlar Kuran yoludur’ diye nitelendirdiği ağzına pis maddeler almış olacaktır. Üçüncü olarak, İslam’ın insan sağlığına ne kadar değer verdiğini herkes bilmektedir. Oysa bu yolla insan bir sürü mikrobu ağzına almış ve kendisini tehlikeye atmış olacaktır. (Prof.Dr.Faruk Beşer)
Ağız da cinsel temas için değil, başka işler için var edilmiştir; oradan cinsel temas yaratılış amacına da, fıtrata da ters düşer, fıtratları bozulmamış olanlar bundan nefret ederler. (Prof.Dr.Hayrettin Karaman)
Tabi bir sevişme tarzı olmadığı için, oral ilişkinin bir süre sonra nefretimsi duygulara sebep olabileceği ve dolaylı olarak cinsel mutluluğu olumsuz yönde etkileyebileceği gerçeğini de hatırlatarak, kaçınılmasını öğütleriz.
Oral Seks ve Ağız Kanseri
Read the rest of this entry »
May 28
Kendileriyle ebediyen evlenilmeyecek olan ana, kızkardeş, kayın valide ve süt teyze gibi mahremlerle yapılan zina, sorumluluğu ve azabı en ağır olan zinadır.
Allah’ın Resulü buyuruyor:
“Mahremi ile zina edeni öldürünüz…”
“Mahremi ile zina eden kişi Cennet’e giremez.”
Allah’ın Resulü’nün açıklamasına göre mahremlerle zina, ferd ve toplum olarak İslam şahsiyetinden bütünüyle soyutlanmanın göstergesidir. Bu azim zina nevinin İslam ümmeti içinde de yaşanacak bir bela olacağını Allah’ın Resülü şöylece bildirmişdir.
“Bir çift ayakkabının bir tekinin diğer tekine eşitliği gibi, İsrailoğullarını kuşatan iman ve ahlak za’fının tıpa tıp benzeri, bana inananlarıda kuşatacaktır. Öylesine kuşatacaktır ki; onlardan bir fert açıktan anasıyla zina yapacak olsa, ümmetimden bu işi yapacak bir kişi ortaya çıkacaktır.”
May 28
Nikahtan sonra, zifaf (gerdek) gecesi, evlilik hayatının en mühim bir dönemidir. Eşler mümkün mertebe temizliğe riayet etmelidir. Temiz ve güzel kıyafet, ilk gecede etkili olur. Zifaf odası tenha, emniyetli bir yerde olmalıdır. Damadın, evlilik tecrübesi olan, güvenilir bir sağdıçın tavsiyelerinden istifade etmesinde mahzur yoktur. Fakat, sağdıç olmasa da olur.
Damat şunu yapmayı ihmal etmemeli:
Resulullah efendimiz, Hazret-i Fatıma’yı Hazret-i Ali’ye tezvic ettiklerinde buyurdu ki:
(Ya Ali! Gelini kendi evine götürdüğün zaman, çorabını ayağından çıkar. Ayağını yıka. O suyu evin bütün köşelerine saç. Böyle yapınca, Allahü teâlâ senin evinden yetmiş türlü fakirliği dışarı çıkarır. Yetmiş türlü bereketi evine dahil eder. Yetmiş rahmeti sana nazil kılar. O gelin ile ve onun bereketi evin köşelerine erişir. O gelin, delilikten ve diğer hastalıklardan emin olur.)
İlk gecede eşlerin dikkat etmeleri gereken bazı hususlar:
İlişki konusunda çok kimse bilgisizlikten bunalımlara düşmektedir. Bunun için önce cimanın ne olduğunu iyi bilmek gerekir. İyi bilinmez ve yanlış yapılırsa huzursuzluk zamanla artarak ailenin yıkılmasına sebep olabilir. Bunun için bu mahrem bilgileri lüzumu kadar öğrenmek gerekir.
Read the rest of this entry »
May 17
Cinsel taciz, cinsel sapikliklar ve bu konuda yasanan magduriyetler olmasin istiyorsaniz bazi seyleri ihmal etmemelisiniz. Gormemezlikten gelmek, cocuk anlamaz demek, yabanci miyiz diye dusunmek sikintinin baslangic noktasi…
Cocuk istismari haberlerini gazete ve televizyonlarda sikca duyuyoruz. Bunlar basina yansiyanlar. Basina yansimayan gizli kalmis cocuk istismarlari dusunuldugunde onemli bir sosyal problem ortaya cikiyor.
Insan kendi varligini korumaya calisirken mahremiyetin koruyuculuguna siginir. Cunku mahremiyet insanin ozelidir, bir ihtiyactir, bir ozgurluktur. Bireyden hareketle toplumun mahremiyet refleksi ne kadar geliskinse kisisel sinirlar da o denli iyi korunur. Sozgelimi, odalara girerken kapi vurmak ve sesli olarak izin istemek, ev icinde de kilik kiyafetlere dikkat etme gibi aile icinde mahremiyet sinirlarina ozen gostermek hem taraflarin birbirine hem de yuce Mevlâ’ya sayginin bir geregidir. Ebeveynler bu mahremiyet anlayisini, baska bir ifade ile utanma (haya) duygusunu, kucuk yaslardan itibaren cocuklarina kazandirmakla yukumludurler. Cunku saglikli bir mahremiyet duygusu gelistiren cocuklarin istismar riski daha azdir ve saglikli bir cinsel kimlik gelisimi icin temel olusturur. Mahremiyet duygusu cocugu istismarlara karsi koruyan bir sigortadir.
Cocugunuza mahremiyet anlayisini kazandirmaya calisirken, zorlayarak, korkutarak kati bir disiplinle yaklasmamaya dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde ya soylenenin ziddini yapan ya da konusmayan, ozguveni eksik bireyler karsimiza cikabilir.
Çocugunuzda saglikli bir mahremiyet duygusu gelisimi icin neler yapabilirsiniz?
BANYO VE TUVALETLERDEKI DAVRANISLARINIZA DIKKAT!
Read the rest of this entry »
May 17
- Aileyi koruyan kurallar Islam’da nasildir? Evde, aile icinde, ozel odalara girerken belli bir kural soz konusu mu? Yoksa Islam’da da kac goc olmadan aile bireyleri birbirlerinin odasina sormadan girer, tesettursuz sekilde yuz yuze, goz goze gelebilirler mi? Lutfen bana bilgi verin. Yoksa burada (Almanya’da) benim cocuklarim da aile icinde kuralsiz yetisecek, ayipladigim yabancilar gibi dikkatsiz yasamaya alisacaklar, diye korkmaya basladim?
Islam’dan onceki cehalet devrine baktigimizda aileyi koruyan hicbir kuralin mevcut olmadigini gormekteyiz. Musrikler her an istedikleri eve ve odaya izinsiz girebilir, tesettursuz sekilde yuz yuze, goz goze gelmekte mahzur gormezlerdi. Nitekim bu kuralsizliklardan Islam’a girdikten sonra rahatsizlik duyan Medineli bir hanimefendi, bir gun Peygamberimiz’e gelerek:
- Ya Resulallah! dedi, gunun herhangi bir saatinde biri kapimdan odama dalabiliyor, gorunmek istemedigim bir halde beni gorebiliyor. Artik bir ikaz yapsaniz da, kimse kimsenin evine, ayrica odasina izinsiz girmese, istemedigi bir goruntu icinde iken gormese?
Read the rest of this entry »
May 16
Bismillahirrahmanirrahim
Bir kimse kendisine namahrem olan yani nikah düşen kimselerle tokalaşamaz.
Mahrem olmayan kadına bakmak haram olduğuna göre, onlara dokunmak veya tokalaşmak mutlaka haramdır. Peygamberimiz (S.A.V.) Efendimize bi’at eden kadınlar dediler ki:
“Ey Allah’ın Resulü, biat ederken elimizi tutmadınız. Peygamber (S.A.V.) kadınların elini tutup tokalaşmam buyurdu.
Hazret, Aişe (ra) biat ile ilgili şöyle buyuruyor: “Allah’a yemin ederim ki Resulüllah’ın eli bir kadının eline dokunmadı. Sadece sözle onlardan biat aldı.”
Peygamber (S.A.V.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Sizden biriniz başına iğne ile dürtülmesi kendisi için helal olmayan bir kadına dokunmaktan daha hayırlıdır.”
İslam dini kadınla tokalaşmayı yasaklamakla kadını aşağılamamaktadır. Bilakis şerefini kurtarıyor. Kötü niyetli kimselerin şehvetle el uzatmasına engel oluyor.
Read the rest of this entry »
Nis 27
Allah Resulü buyuruyor:
“… on yaşına basınca yataklarını ayırınız”
Ebu Rafi’den gelen bir rivayette Allah Resulünün vefatından sonra kılıcının kabzasında bulunan bir sahifede besmeleden sonra şöyle yazılı idi:
“Yedi yaşındaki oğlan ve kız çocuklarının, oğlan ve kız kardeşlerin yataklarını ayırın.”
İmam-ı Nevevi bu farklı rivayetleri birleştirerek şöyle der: “Kız ve erkek çocuklar on yaşına basınca onların yataklarını anne, baba, kız ve oğlan kardeşlerinin yataklarından ayırmak vaciptir.” Yani yedi yaşından itibaren ayırmaya başlanır, on yaşında yatakları ayırmak vacip olur.
Çoğunlukta olan görüşe göre çocukların yataklarını ayırma yaşı yedidir. Aliyyu’l Kâri: “Çocuk yedi yaşında annesinin, kız kardeşinin ve diğerlerinin yatağından uzaklaştırılır. Zira bu yaş onun cinsel duygularının geliştiği yaştır”
İmam Malik’e “bu ayırmadan maksat erkeklerle kızlar mı?”şeklinde bir soru sorulunca “evet” demiştir. Anacak İmam Nevevi “on yaşından sonra erkeğin erkekle, kadının kadınla aynı yatakta yatmalarının asla caiz olmadığını söylemiştir.
Read the rest of this entry »
Nis 27
Zina, mecnun olmayan, küçük yaşta bulunmayan, büluğ çağına ulaşmış mükellef bir kimsenin, nikah ilişiği olmaksızın bir kadının ön tarafından cinsi münasebette bulunması olup insan aklının, ahlak ve hukuk düzenlerinin, diğer semavi dinlerin yanlış, ayıp ve kötü gördüğü bir fiil olup İslam dininde de kesin olarak yasaklanmış, işlenmesi büyük günahlar arasında sayılmıştır.
Cenab-ı Hak buyuruyor:
“Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayâsızlıktır ve çok kötü bir yoldur.” (İsra Suresi : 32)
Allah Resulü buyuruyor:
“Bir kişi zina ettiği zaman ondan iman çıkar, sanki bir gölge gibi başının üstünde durur. Zinadan ayrıldığı zaman ona geri döner.”
“Zina üzerinde devamlı israr eden kimse, puta tapan kişi gibidir.”
“Muhakkak ki yedi kat gökler ve yedi kat yerler zina eden yaşlıya lanet ederler. Şüphesiz zina edenlerin avret yerlerinin çirkin kokusu, cehennem halkını bile rahatsız eder.”
Zina, nesebin karışmasına, ailenin dağılmasına, hısımlık, komşuluk, arkadaşlık gibi bağların çözülüp toplumun manevi ve ahlaki değerlerinin temelden sarsılmasına yol açan ve insani bedeni zevklerinin esiri yapıp aşağılayan çirkin bir davranıştır. Kur’an’da zina eden erkek ve kadına bedeni ceza da uygulanması emredilmiştir. (Nur Suresi)
Read the rest of this entry »
|
|
Recent Comments