Sarı Kantaron (Hypericum perforatum); çok yıllık, üzerinde pek çok sarı çiçeği olan bir çalı türü olup, Asya’ dan Amerika’ ya kadar dünyanın pek çok ülkesinde doğal olarak yetişen ve Ortaçağdan beri güvenle kullanılan bir bitkidir. Binbirdelikotu olarak da bilinir. Bu bitki hakkındaki modern ilgi; 1997 yılında Newsweek dergisinde ve sonrasında diğer gazete ve dergilerde çıkan makale ve yazılar ile ABD’de bazı TV programlarında yapılan haberlerden sonra daha da arttı denilebilir. Aslında bundan yıllarca önce başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde bu bitki “Doğal Antidepresan” olarak kullanılıyordu ve diğer antidepresan ilaçlardan çok daha az yan etkili olması nedeniyle zaten dikkatleri üzerine çekmişti.

Yapılan araştımalara göre bitki 50’den fazla etken madde içermekte olup; bunlardan en önemlileri hiperisin (hypericin), flavonoidler, taninler, resin ve prosiyanidinler’ dir.

Tamamını oku »

(0) Yorumlar    Devamı   

Sarı Ballıbaba (Lamium Galeobdolon), nemli ormanlarda ve çukurlarda, çalılıkların arasında, çitlerin ve duvarların dibinde, moloz yığınlarında, gölgeli ve nemli bölgelerde ve ısırgan otunun bulunduğu yerlerde yetişir. Nisan ve Mayıs’ta çiçeklenir. Çok yıllık köksapı, dikine 50 cm uzunluğunda filizler çıkarır. Karşılıklı olan yaprakları, ısırganotunun yapraklarına benzer. Yaprakların hemen altındaki küme halindeki çiçekler, açık ağızları andırırlar. Sarı ballıbaba gibi, beyaz ballıbaba (Lamium Album) da seçkin bir şifalı bitkidir. Mayıs’tan Ekim’e kadar çiçeklenir. Çiçekler, yapraklardan daha çok toplanır. Ballıkotu ismiyle de bilinir. Sarı ballıbaba bulunamadığında, beyaz ballıbaba da kullanılabilir.

Dölyatağı ve adet görme düzensizliklerinde günde 2 bardak sarı ballıbaba çayı içilmelidir. Ayrıca, kan temizleyici etkisi vardır. Sinirsel uykusuzluklarda ve tüm kadın hastalıklarında başarıyla kullanılabilir. Sürekli kadın hastalığı çekenler ve genç kızlar, bu çayı özellikle değerlendirmelidirler. Sarı ballıbabanın hem yaprakları hem de çiçekleri bu gibi hastalıklarda kullanılır. Özellikle işeme zorluklarında, işemedeki yanmalarda, ağır böbrek hastalıklarında ve kalp ödemlerinde çok başarılıdır. Sarı ballıbabanın yaprakları, sindirim düzensizliklerinde, sıraca ve temriyelerde kullanılır. Bu gibi durumlarda, öğleden önce 1 bardak çay içilmelidir. Çıbanlarda ve varislerde bu çayla kompres yapılmalıdır. Sarı ballıbaba, yaşlı kişilerde görülen mesane felcine karşı özellikle önerilir. Ayrıca, mesane üşütmesine ve böbrek iltihabına karşı da kullanılabilir. Bitkinin kaynama suyu ile hazırlanan oturma banyosu da çok rahatlatıcıdır. İyileştirilemeyen böbrek büzülmelerinde ve yapay böbreğe bağlanmaya mecbur olan hastalara, sarı ballıbaba, altınbaşak ve yoğurtotu (yapışkanotu) eşit karışım çayı çok büyük yararlar

sağlar.

Tamamını oku »

(0) Yorumlar    Devamı   

Kurtpençesi (Lycopodium clavatum), yöresel olarak , kurtayağı , kibritotu ve yer yosunu adlarıyla anılır . Her zaman yeşil olan bu yosunsu bitki, iki metreye kadar varan tutunma filizleri ile ormanların zeminlerinde kök salarak uzanır . Bu filizlerden , 7-10cm uzunluğunda , süpürgeotunu andıran , ama ondan çok daha yumuşak ve sık yapraklı pek çok dallara ayrılan saplar fışkırır. Çok yıllık, otsu ve çiçeksiz bir bitkidir. Kuzey-doğu Anadolu (Trabzon, Rize, Çoruh) dağlarının nemli kısımlarında (Orman açıklıkları) yetişir.çeşitli alkaloitler içerir. Dört yaşındaki bitki, göbek tozu diye adlandırılan sarı çiçek (spor ) tozlarını içeren, sarımsı başaklar oluşturur. Bu toz, sürtünmeyle tahriş olmuş deriyi tedavi etmekle kullanılır . Kurtpençesi , radyum içeren bir şifalı bitkidir ve uzun kolları , sarı çiçek tozu içeren başakları ile, öteki

yosunsu bitkilerden kolayca ayırt edilebilir . Denizden yüksekliği 600 metreden fazla olan ormanların kuzey yönlerinde ve kıyılarında yetişir. Güneş ışınlarının altında kaldığında yaşama gücünü yitirdiği için, üstündeki ağaçlar kesildiğinde sararır ve sonra da tümüyle yok olur. Kurtpençesi, Avusturya ve Almanya da doğayı koruma yasası kapsamındadır. Bitki toptancıları, kaliteli olmaları için, bu bitkiyi kuzey ülkelerinden sağlamaktadırlar. Eklemler deforme olmuş olsalar bile, romatizma ve gut hastalıklarında , kronik kabızlıkta ve basurda kurtpençesi çayı önerilir . Ama , ishalden şikayetçi olanlar ondan uzak durmalıdırlar, çünkü bu durumda bağırsak kramplarına yol açabilir. Bitki hiçbir zaman kaynatılmamalı, yalnızca kaynar suyla, haşlanmalıdır. Bitki , tüm idrar ve cinsel organ hastalıkları , testis (erbezi ) ağrıları ve sertleşmeleri , böbrek kumu ve böbrek sancılarında kullanılır. Karaciğer iltihabında , karaciğer katılgandoku urlarında , kötü karakterli olsalar bile, bitki kullanılabilir. İyileşmekte olan hastanın eski gücüne en kısa sürede kavuşmasına da yardım eder.

Tanıdığım (M.Treben) yaşlı bir hanımın eşi, yıllardır geceleri nefes darlığı çekiyor ve doktorlar bu hastalığı kalp astımı olarak tedavi etmeye çalışıyorlardı. Günün birinde durumu yine kötüleşmişti. “Eğer çalışmaya hemen son vermezseniz 8 gün içinde ölebilirsiniz!” Bu sözleri söyleyen doktor, onu bir hastaneye göndermiş. Karısından duyduğuma göre, meğerse karaciğer sertleşmesinin (siroz) son aşamasındaymış. Bu tür nefes darlıkları sirozla birlikte hep görülür. Bir süre sonra iyileşemeyeceği sonucuna varılarak hastaneden evine gönderildi. Benim (M.Treben) öğüdüme uyan karısı, etkisini çok çabuk gösteren kurtpençesi aldı. İçtiği ilk bardak çaydan sonra, yıllardır çekmekte olduğu nefes darlığından kurtulduğunu söylersem, siz de benim (M.Treben) gibi bunun bir mucize olduğunu düşünmez misiniz ?

Tamamını oku »

(0) Yorumlar    Devamı   

Ginseng’in botanik ismi olan “Panax”, Yunanca “tam iyileşme” anlamına gelen “panacea” kelimesinden türetilmiştir. Ginseng’in tüm şifalı bitkiler içerisinde en etkili adaptogen (strese karşı direnci artıran bir ajan) olduğu düşünülür. Bu düşünce, Ginseng’in önemli miktarda içerdiği, strese ve yorgunluğa maruz kalan tüm organlarımızı destekleyen “Germanium” dan kaynaklanır. Ginseng, fiziksel aktiviteleri ve vücut direncini artıran bir bitkidir ve fiziksel ve mental (zihinsel) dayanıklılığı artırır. Ginseng’in uzun bir süreden beri, özellikle erkeklerin üretkenliğini, erkeklik hormonu (testesteron) ve sperm miktarını, cinsel gücünü ve dolaşım

sistemlerini (özellikle prostata karşı) olumlu bir şekilde etkilediği de bilinmektedir. Ayrıca o, erkeklerde aşırı stres ve yorgunluktan kaynaklanan performans düşüklüğünü de gidermektedir. Ginseng’in kadınlar üzerindeki beynin hafıza (bellek) merkezlerini uyarıcı etkisinin bulunması ise yenidir. M.S 1. yüzyıla ait bir Çin metnine göre; Ginseng, zihni güçlendirici, irfan ve bilgeliği artırıcı bir şifalı bitki olarak tanımlanmakta ve düzenli kullanımının yaşam süresini artıracağı

Tamamını oku »

(0) Yorumlar    Devamı   

Kırlangıçotu (Chelidonium majus L.), temre otu olarak da bilinir. 30-80cm yüksekliğindeki bitki, mayıstan sonbahar ortalarına kadar çiçeklenir.

Yapraklarının uçları dişlidir ve meşe yapraklarını andırır. Gövdesinden ve saplarından portakal sarısı, koyu bir sıvı çıkar. Genellikle ormanların güney kıyılarında, duvarların ve çitlerin dibinde ve moloz yığınlarının üstünde yetişir. Yaz ne kadar sıcak ve ormanların güney kıyıları ne kadar kuru olursa olsun, bitkinin gövde ve saplarından portakal renkli koyu sıvı her zamanki incelikte elde edilebilir. Kışın her yer karla örtüldüğünde bile, eğer yetiştiği yere dikkat edilmişse, kırlangıç otu kar altında bulunabilir. Avrupa ve Kuzey Anadolu’da yetişir. Alkoloitler (kelidonin ve türevleri %0,31) taşımaktadır.

Tamamını oku »

(1) Yorumlar    Devamı   

Kekik (Thymus serpyllum, Thymus vulgaris) çimenlik tarla kıyılarında, orman kıyılarında, ve çayırlardaki karınca yuvalarının üstünde yer almaktan hoşlanır. Güneş ve sıcak istediği için, toprak sıcaklığının fazla olduğu kayalık ve dağlık bölgelere çoğalır. Güneşli öğlen sıcaklarında menekşe renkli çiçeklerinden yayılan güzel koku, arıları ve böcekleri kendisine çeker. Kendilerine özgü bir kokuya sahip olan bu çiçekler beni çocukluğumdan beri etkilemiştir. Ülkemizde kekik adı altında Origanum (Mercanköşk türleri) türlerinden elde edilen drogun satışı yapılmaktadır. Eterli uçucu yağ; Thymol (%50 civarında), Carvacrol, Borneol, Cymol, Pimen, Tanen ve flavonlar içerir. Öncelikle baharat olarak kullanılır. Yağlı ve ağır yemeklerin tadını zenginleştirir, sindirimi kolaylaştırır. Şifalı bitki olarak kekik; öncelikle kramp çözücü, dezenfekte edici ve balgam söktürücü olarak kullanılır. Akciğer ve bronşlar, mide ve ağırsaklar, kekiğin başlıca kullanım alanlarıdır. Bitkinin önemli etken maddesi olan eterli uçucu yağlar kana karışıp, bronşiyal kasları etkileyerek, krampları çözebilir. Aymı zamanda o bölgelerde bakteri oluşumunu önler. Öksürük ve üst solunum yolları iltihabında çay içimi ve gargara biçiminde kullanılmalıdır. Kekik iştah açar ve sindirim sistemini uyarır. Sindirim sisteminde görülen ekşimeler ve kramplı ağrılar bir bardak kekik çayı ile geçiştirilebilir, kötü kokulu ve yumuşak dışkı normalleşir. Boğmaca ve öksürük, sinir sistemi zafiyeti, romatizma ve bağırsak hastalıklarına karşı, çay içiminin yanısıra, kekik banyoları da çok yararlıdır. Güçzüz, zayıf ve solgun çocuklara da kekik banyosu yaptırılabilir. Kekik çayı ile ayrıca adet kanamaları

Tamamını oku »

(0) Yorumlar    Devamı   
Ekim
09

Modern hayatın bir etkisi olarak ön plana çıkan korku, gerginlik, ve sinirlilik hallerinde, bu durumlardan rahatlıkla kurtulabilmek için, büyük bir başarıyla ve gönül rahatlığıyla kullanılabilecek çok değerli bir bitkidir. Etkinliği ve güvenilirliği bilimsel olarak da kesinlikle kanıtlanmıştır. Kediotu kökün den; çay, tentür ve preparatlar (Ekstreler) biçiminde faydalanılır. Preparatların ve tentürün kullanımı pratik olduğu için daha yaygındır. Ama tentür kullanımında dozaj daha çok önemlidir.

Önerilen miktarlarda alındığında kesinlikle etkili olacaktır. Bu etkinin belirtileri, dalgınlık ve yorgunluğun aksine, rahatlatıcı bir canlılık olarak görülür. Geçmiş zamanlarda, yaraları iyileştirmek için kullanıldığı bilinmektedir. Amerikan yerlileri savaşçılarının yaraları üzerine, bitkinin taze yapraklarını ezerek hazırladıkları preparatları kullanırlardı. Kediotu’ nun kurutulmuş köklerinin öğütülmesi sonucunda elde edilen tozun da mikrop kırıcı etkisi vardır. Nevrasteni (zihinsel ve bedensel yorgunluk) ve histeri (bencillik, kapris, alınganlık…) durumlarında ise, kediotu kökü kullanılması neticesinde başarılı sonuçlar alındığı görülmüştür. Yüksek kan basıncını (hipertansiyon) düşürücü bir etki de gösterir.

Kediotu kökü; öncelikle uyuyamama ve uykuyu sürdürme olanlar tarafından kullanılmalıdır (Yatma zamanından 1 saat önce 2 kapsül). Genelde, sinir sisteminden kaynaklanan tüm rahatsızlıklara, spazmlara ve ağrılara karşı kullanılabilir. Örnek verecek olursak, baş ağrısı, migren, mide bulantısı, sinirsel kalp çarpıntıları, sinirsel mide şişkinlikleri, histeri, huzursuzluk, sinirlilik, endişe (anxiety), korku, karamsarlık, dişilik organı ağrıları, menopoz rahatsızlıkları ve çalışma ortamındaki veya özel yaşamdaki stres hallerine karşı mutlaka kullanılmalıdır. Günümüzün hızlı ve uğraşı gerektiren yaşam biçiminin oluşturduğu tüm rahatsızlıklardan, bireylerin sinir sistemlerinin güçlendirilmesi ve dengeye kavuşturulması ile üstesinden gelinebilir. Yukarıda saydığımız hastalıklara, mide ve karın ağrıları, safrakesesi rahatsızlıkları, kalp bölgesindeki ağrılar ve sürekli kabızlık halleri de dahildir. Günümüzde, hayatta kalma savaşı veren veya özel hayatında stresle mücadele eden herkesin Kediotu kökü kullanması, kişinin bu savaş ve mücadeleden başarıyla çıkmasına çok yardım edecektir. En güvenilir yanı ise, alışkanlık veya bağımlılık yapacak herhangi bir madde taşımamasıdır. İthal edilen kediotu kökü’ nü kullanmak, daha güvenilir olmaktadır.

Tamamını oku »

(0) Yorumlar    Devamı   

Tıbbi Karakafesotu (Symphytum officinale L.), halk dilinde, merkep kulağı adıyla da tanınır. Doğanın bizler için hazır bulundurduğu bu şifalı bitki, vazgeçemeyeceğimiz en değerli bitkilerdendir. Nemli çayırlarda, orman çimenliklerinde, ıslak çukurlarda ve akarsu kıyılarında yetişir. Onu, bahçe çitlerinin diplerinde ve moloz yığınlarının üstünde de yaz boyunca çiçekli bir bitki olarak bulabiliriz. Pürüzlü yapraklarının uçları çok sivridir. Başparmak kalınlığındaki çok yıllık köksapın dış rengi koyu kahverenginden siyaha kadar değişebilir. Kesilen kök, çok sümüksel, yapışkan ve yağlı bir madde salgılar. Toprağa oldukça derin kök saldığı için, suyunun

tüketilebilmesi hemen hemen olanaksızdır. Kökler ilkbaharda veya sonbaharda sökülür. Bu işi sivri bir kürekle yapmak en doğrusudur. Taze bitki, çiçeklenmeden önce ve çiçekliyken toplanmalıdır.

Kolayca hazırlanan karakafesotu tentüründe bir başka benzeri daha olmayan güçler gizlidir. Yıllardır romatizma ve eklem şişkinlikleri çeken ve en etkili ilaçları kullandıkları halde bir türlü tedavi edilemeyen hastalar, bu tentür sayesinde kısa sürede rahata kavuşabilirler. Sağ kolunu artık hemen hemen hiç kullanamayan bir kadın ( omuz eklemini kullanamıyordu ve doktor bir kötürümlük hali saptamıştı bile ) benim (M.Treben) önerim üzerine, her gün omuz eklemini ve kolunu bu tentürle ovaladı. Günden güne rahatsızlıklarının azaldığını fark etti. Şimdi omuz normal hareket edebiliyor ve kadın artık ev işlerinde yardıma gerek duymuyor. Fakat, bitkinin yaprakları da, eğer rahatsızlık, sürmenaj, çıkık veya kalp krizinden kaynaklanmışsa, haşlanmış sıcak lapa halinde, kötürümleşmiş organların üstüne kompres biçiminde uygulandığında, sabaha kalmadan hastada iyileşmeler görülecektir. Eşimin (M.Trben) teyzesine bir motosiklet çarpmıştı. Kalça kemiği kırılan kadın hemen hastaneye kaldırılmış ve kırığı çivilenip, bir süre sonra sağlığına kavuşarak evine dönmüştü. Kemikteki çivinin ise bir yıl sonra çıkarılması

Tamamını oku »

(0) Yorumlar    Devamı   

Kara Hindiba (Taraxacum officinale), Arslandişi ve Radika adlarıyla da tanınır. Çimenliklerde rahatsız edici bir ot olarak görülen bitki, acı çeken insanlık için çok güçlü bir şifa kaynağıdır. Nisan ve Mayısta tüm tarla kıyılarında, çayırlarda ve çimenlerde çiçeklenir. Her yıl bu çiçek halısını büyük bir zevkle izleriz. Bu tür, sarı çiçekli, çok yıllık, süt taşıyan küçük bitkilerdir. Yapraklar rozet halinde tabanda toplanmış olup, kenarları derin loblu ve dişlidir.Rozet yaprakları bazı kentlerimizde ilkbaharda sebze olarak satılmaktadır.Bitki çok ıslak yerleri sevmez. Yapraklar çiğnenmeden önce, kökler, ilkbaharda veya sonbaharda, çiçek sapları ise, çiçeklenme sırasında toplanır. Bitkinin tümü şifalıdır. Ben her ilkbaharda bitkinin tümünü toplayarak salata yapmayı veya akşam yemeği olarak, haşlanmış patates ve haşlanmış

yumurta ile karıştırarak hazırlamayı adet edindim (Referans1: M.Treben).

Yabani Hindiba (Cichorium intybus L.) 1 m’ye kadar yükselebilen çok yıllık otsu bir bitki olup, yaprakları parçalı ve tüylüdür. Çiçekleri açık mavi ve nadiren beyaz renklidir. Anadolu’da yaygın bir bitkidir. Özellikle boş tarlalarda ve yol kenarlarında yetişir. Inülin, uçucu yağ, acı maddeler ve glikozitler taşımaktadır. Kavrulmuş köklerinin toz elde edilmesiyle elde edilen ürün Avrupa’da kahve yerine kullanılmaktadır. Hindiba-i berri adıyla da bilinir (Referans2: T.Baytop). Hindiba’nın bir de sebze olarak kullanılan (Cichorium endivia L.-Compositae) türü vardır. Bu tür 50-100 cm boyunda, 1-2 yıllık, yaprakları parçalı ve tüysüz otsu bir bitkidir.

Türkiye’de yabani olarak bulunmaz. Bahçe ve bostanlarda (İstanbul, Bursa) sebze olarak yetiştirilmektedir.Eskiden beri tedavide çok önemli bir drogdur.

Dioscorides döneminden beri tedavi kitaplarında kayıtlıdır.

Tamamını oku »

(0) Yorumlar    Devamı   

Japon Eriği Ekstresi (Ginkgo Biloba); devamlı dikkat gerektiren veya yoğun ve stresli işlerde çalışanların; dikkat, enerji ve performansını arttırmak için özellikle önerilir. Stresten veya yoğun iş temposundan kaynaklanan unutkanlık sorunu olanlar için doğal bir çözümdür. Hafıza ve konsantrasyonu güçlendirirken aynı zamanda enerji takviyesi de sağlar. Japon Eriği, dünyada yaşayan en eski ağaçlardan birisidir.

Yapraklarının beyine olan faydaları, öksürüğü ve astım semptomlarını azaltması ve filaria cinsi kıl kurdunun vücuttan atılması gibi etkileri yüzünden, geleneksel Çin ve Japon ilaçlarında yüzyıllardır kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalar; Japon Eriği Ekstresi’ nin hücre zarı yapısını kararlı hale getirmesi ve serbest radikallerin temizlenmesini (Antioksidan Etki) hızlandırmasının yanısıra, Sodyum (Na+), Potasyum(K+) ve ATP enzimlerini aktive ettiğini göstermiştir. Japon Eriği, dolaşımı, özellikle beyne giden kan dolaşımını arttırır. Beyin hücreleri, vücuttaki diğer hücrelere nazaran zarlarında en yüksek oranda doymamış yağ asitleri içeren hücrelerdir. Düşük oksijen seviyesine karşı çok hassastırlar. Beynin diğer dokulara göre enerji rezervleri daha azdır, buna karşın fonksiyonları ve düzenli çalışması için büyük enerjiye

ihtiyaç duyar. Bu da sabit glikoz ve oksijen ihtiyacının sağlanmasıyla karşılanır. beyindeki kan dolaşımının azalması, zar fonksiyonlarına ve enerji üretimine zarar verir. Sonuçta hücre ölümleri gerçekleşir. Beyinde iskemi ve hipoksi’ nin (Dokularda ) deneysel modellerinde, Japon Eriğinin dikkate değer şekilde metabolizma ve nöronlar (sinir hücreleri) ile ilgili düzensizlikleri önlediği görülmüştür. Japon Eriği, bu olumlu (pozitif) sonuçları, oksijen kullanımını ve hücreler tarafından glukoz alımını ve mitokondri’ye (Hücrenin enerji santralı) ait solunumu arttırarak sağlar. Japon Eriği ayrıca, beyindeki ödemleri yok eder, beyin zarına ait dinamikleri geliştirir ve proteinlerin parçalayıcı enzimlerini engeller.

Tamamını oku »

(0) Yorumlar    Devamı