Hafif iş yapan bir kadının normal günlük kalori ihtiyacı ortalama 2000, erkeklerin ise 2400 kaloridir. Ağır işte çalışanların günlük kalori ihtiyacı, 2000-3000 kalori artabilir. İnsanın en fazla kalori ihtiyacı 12-18 yaşlar arasındadır. Ergenlik çağı en fazla enerjiye ihtiyaç duyulduğu
zamandır. 30 yaşından sonra her 10 yılda bir vücudun günlük kalori ihtiyacı 200 kadar azalır. Yani bir insan yaşlandıkça kalori ihtiyacı azalır. Şişmanlayan insanlar da fazla yemediklerini söylerler. Bir anlamda haklılar, fakat vücutta azalan kalori ihtiyacını hesaba katmazlar. Bir örnek verirsek, 175 cm boyunda bir insanın 18 yaşında iken kalori ihtiyacı günlük 3500 kalori dolayında iken; 60 yaşına geldiğinde aynı insanın günlük kalori ihtiyacı 1900 kalori dolayındadır. Yukarıdaki örnekten şunu çıkarıyoruz; bir insan yaşlandıkça şişmanlamak istemiyorsa mutlaka günlük yemek miktarını kısıtlamalıdır. Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi, sağlıklı yaşamak için hareketsiz yaşayan kadınlara ve bazı yaşlılara 1600
kalorilik, çocukların çoğu, genç kızlar, aktif kadınlar ve hareketsiz yaşayan erkeklere 2200 kalorilik, genç erkekler, aktif yetişkin erkeklerin pek çoğu ve çok aktif kadınların bir kısmına 2800 kalorilik beslenmenin uygun olduğunu bildirmektedir. Hamile veya emziren kadınların kalori ihtiyacı normal zamandakinden 200-300 kalori daha fazladır.
KETEN (Linum usitatissimum); 30-100 cm yükseklikte, mavi çiçekli ve bir yıllık bir kültür bitkisidir. Latince ismi “Çok faydalı bitki” anlamına gelmektedir. Keten, Mısırlılar’ dan beri tarımı yapılan ve çok değişik amaçlarla kullanılan bir bitkidir. Tohumları; 4-6 mm uzunlukta, yumurta biçiminde, yassı, parlak, kırmızımtırak esmer renkli, kokusuz ve yağlı lezzetlidir. Keten tohumu; Alfa Linolenik Asit (ALA: Omega-3), Linoleik Asit (LA: Omega-6) ve Oleik Asit (OA: Omega-9), lignan (SDG), müsilaj ve A vitamini (Beta-karoten) içermektedir. Burada anlatılan keten tohumu yağı; organik tarım yöntemi ile (tamamen doğal, hormonsuz) özel olarak üretilmiş keten bitkisinden elde edilen tohumlardan soğuk-baskı (Cold-pressed) metodu ile rafine edilmeden elde edilmiş ve içerisine tohumlarının kabuklarında bulunan lignan eklenmiştir. Keten tohumuna modern ilgi soğuk pres ile tohumlarından elde edilen yağda % 50 oranında omega-3 yağ asidi bulunduğunun anlaşılmasından sonra başlamıştır. Omega-3 serisinin en önemli temel yağ asitleri alfa-linolenik asitten (ALA) türetilir. Bu da en bol olarak keten tohumu yağında bulunur. Bilindiği gibi vücudumuz temel yağ asitlerini kendisi üretememektedir ve bu yüzden dışardan besinlerle veya ek gıdalarla alınması gerekmektedir.
Glukosamin ve Kondroitin (Glucosamine & Chondroitin); yeni bir kıkırdak koruyucu doğal formülasyondur. Glukosamin ve kondroitin vücudumuzdaki bağ dokularının iki temel yapı taşı olup, eklemlerimizin vazgeçilmez elemanlarıdır. İçindeki bileşiklerin osteoartrit (Artroz; Dejeneratif eklem hastalığı) etkilerini azalttığı ve kıkırdak yapısını güçlendirdiği çeşitli çalışmalarla gösterilmiştir.
Glukosamin (Glucosamine Sulfate); çeşitli formlarda kullanıma hazır bir ek gıdadır. Molekül yapısı basittir. En yaygın formları; glukosamin sülfat (Glucosamine sulfate), glukosamin hidroklorid (glucosamine hydrochloride) ve N-Asetil-Glukosamin (N-acetyl-glucosamine: NAG) dir. Glukosamin sülfat (GS) formu osteoartrit (OA) için üzerinde en çok klinik araştırma yapılan ve OA için faydalı etkisi kanıtlanan tek formdur. Bu nedenle OA tedevisi için tercih edilen form da bu formdur. Glukosamin, kıkırdaklarda bulunan ve glikosaminoglikon’ lar (glycosaminoglycans-GAG) olarak bilinen özel moleküllerin üretiminde vücudumuzun gereksinim duyduğu bir maddedir.
Günlük yiyeceklerimizde önemli miktarda bulunmaz. Bu yüzden ek gıda olarak karides ve istiridye gibi kabuklu deniz ürünlerinin kabuklarından üretilir. Glukosamin Sülfat(GS), sodyum klorür (NaCl) ve potasyum klorür (KCl) olrak bilinen iki mineral tuzundan birisi ile stabilize edilir (Referans1-2). Her ikisi de GS’ yi stabilize etmek (kararlı hale getirmek) için etkili olmasına rağmen, KCl’ nin stabilizitör olarak kullanımı daha yaygındır (Glukosamin potasyum sülfat). Bunun nedeni günlük yiyecek kültürümüzde NaCl’nin (Sofra tuzu) yeterince zaten alınması, fakat KCl’ nin yeterli miktarda alınmamasıdır. Glukosamin (GS) tırnak, tendon (kasların kemiklere yapışmasını sağlayan yapılar), deri, göz, kemik ve ligament (Bağ; kemikleri ve başka organları birbirine rapteden bağ) oluşumunda önemli rol oynar. Glukosamin’ in eklemlerdeki en önemli fizyolojik fonksiyonu kıkırdak bileşiklerinin oluşumunu sağlamak, bunun yanında da kıkırdağa sülfür (kükürt) girişini sağlamaktır. Özet olarak kıkırdağın sadece oluşumunda değil beslenmesinde de önemli bir rol oynar. Son 10 yıldaki çalışmalar Glukosamin Sülfat’ ın osteoartrit (Artroz) semptomlarını azaltmada çok etkili olduğunu göstermiştir.
Çalışmalarda glukosamin sülfat, ağrı ve iltihap gidermede standart ağrıkesiciler ve plasebolardan daha iyi sonuç vermiştir (Referans3-4-5-6-7-8-9-10-11-12).
Anne ve baba adayının gebelikten önceki haftalar, hatta aylar içindeki besinsel durumu, doğacak bebeği etkileyebilir. Döllenmiş yumurtanın gelişip bir bebek haline gelmesi gebeliğin ilk sekiz haftası içinde gerçekleşir. Çoğu kadın bu dönemde gebe kaldığını farketmez bile. Kadının bu kritik haftalar içindeki besinsel ve toksik durumu bebeğin normal olup olmamasını etkiler. Bunun gibi, babanın sperminin kalitesi de besinsel ve toksik etkenlere bağlıdır. Aşırı miktarda kurşun, civa, kadmiyum gibi toksik (zehirli) madene maruz kalmak spermin kalitesini de, doğacak bebeğin sağlığını da etkiler. İçki ve sigara sperm anormaliklerini artırabileceği gibi, sperm sayısının azalmasına da yol açabilir.
Bu satırları okuyup da yukarıda sözü edilen önlemleri almamış olan gebe kadınlar şundan emin olmalıdırlar ki, gebeliklerin büyük çoğunluğu sağlıklı, normal bir bebeğin doğumuyla sonuçlanır. Bu bölümdeki amacımız daha gebe kalmamış kadınlara bilgi sağlamaktır. Öyle ki, sağlıklı bir gebelik geçirsinler ve olabilecek en sağlıklı bebeği dünyaya getirebilsinler.
Bebeğin sakat doğması olasılığını artıran etkenlerin başlıcaları şunlardır:
Doğal Saç Güçlendirici (Vitamin for the Hair), zengin bir vitamin-protein kompleksi ile demir, çinko, bakır ve mangan’ın eşsiz bileşimi ile oluşan özel bir formüldür. Saçların canlı ve sağlıklı görünmesi için “Naturel Wealth” tarafından geliştirilmiştir. Çoğu kişi, dengeli bir beslenme proğramı takip edemediği için, saçlarına gerekli olan gıdaları da alamamaktadır. Çünkü saçlar, optimum beslenme ve koruma için gereken besinleri vücuttan almada son sıradadır.
“Vitamin for the Hair”, sağlıklı bir büyüme için gereken besinlere ek olarak saça hacim, parlaklık ve canlılık verdiği bilinen Amino Asitler ve saç gövdesine nüfuz edip saçı içerden nemlendiren Pantenol açısından da zengindir. Düzenli kullanımı saça canlılık, sıklık, parlaklık ve hacim vermenin yanısıra saç dökülmesini ve kırılmasını
da azaltmaktadır.
Her Bir Tablet:
35 mg Niasin (Nikotinik Asit)
BERGAMUT ESANSI: (Esence Bergamide):
Stres ve yorgunluğu giderici ve bağışıklık sistemini kuvvetlendiricidir. Egzama tedavisinde de kullanılmaktadır.İştah açıcı safra söktürücü etkisi vardır. Ayrıca çayda lezzet ve koku verici olarak kullanılır.
KULLANILIŞI:
Dahilen; 1 fincan suya 2-3 damla damlatılarak, günde 2 defa kullanılır.
Haricen; cilde masaj yapılarak stres ve yorgunluğu giderici olarak kullanılır.
Fenilalanin (C9H11NO2); vücutta üretilen çeşitli proteinlerin yapı taşı olan bir temel amino asittir. Bilindiği gibi temel (esansiyel) amino asitler vücutta üretilmezler ve dışardan gıda veya ek gıdalarla alınmaları gerekir. Fenilalanin (LPA), aynı zamanda ültraviyole ışınları emme özelliği gösteren en yaygın aromatik amino asittir.
Fenilalanin şu yiyeceklerde çeşitli oranlarda bulunur:
Yağsız et, derisi alınmış tavuk, kurutulmuş-tuzlanmış morina balığı, kabuklu deniz ürünleri, mandıra ürünleri (süt, yoğurt, peynir vb.), yumurta, çemen (boyotu) tohumu, karpuz çekirdeği, soya fasulyesi, avokado, badem, lima fasulyesi ve çikolata.
12 yaşından büyük çocuklar ve yetişkinler vücut ağırlıklarının her kilogramı başına günde ortalama 15 mg fenilalanin’e ihtiyaç duyarlar. Fenilalanin troid bezinin normal fonksiyonları için gerekli olup; trosin’ in ana maddesidir. Bu yüzden dopamin, noradrenalin, adrenalin, vitamin B6 ve vitamin C’nin biyokimyasal dönüşümlerinde gerekli bir maddedir.
Fenilalanin vücutta L-Tirosin’ e (bir diğer amino asit) dönüştürülür. L-Tirosin (L-Tyrosine) proteinlerin ve 2 önemli sinir taşıyıcısının (neurotransmitter) vücutta sentezlenmesi (üretilmesi) için gereklidir. Bu iki önemli sinir taşıyıcısı sırasıyla dopamin (dopamine) ve noradrenalin (norepinephrine) dir. 3 farklı tipte (formda) fenilalanin vardır. Bunlar L-, D- ve DL-formlarıdır. L- formu yukarıdaki yiyeceklerde doğal olarak bulunur. D- formu L- formunun ayna görüntüsü olup laboratuarlarda sentetik olarak üretilir. DL- formu ise her iki formun kombinasyonudur. Burada anlatılan fenilalanin yiyeceklerde doğal olarak ve serbest halde bulunan L-formundadır. Fenilalanin eksikliği uyuşukluk, ödem (vücudun herhangi bir yerinde su toplanması), güçsüzlük, deri lezyonları (doku yapısı değişikliği, yara), karaciğer harabiyeti, çocuk ve gençlerde yavaş
büyümeye neden olabilmektedir.
ZERDEÇAL-HİNT SAFRANI (KURKUMA):
· Gaz söktürücü
· Safra artırıcı, sarılık ve karaciğer hastalıklarına karşı kullanılan bir bitkidir.
karaciğer hepatit sarılık karaciger sarilik safra siroz sedef alkol kanal kan sikara toksik zehirli antioksidan böbrek doku iltihap kronik viral kolanjit
nikotin radikal serbest silimarin sylimarin idrar yolları gebelik sigara
Son Güncelleme: 06-10-2004