logo
Kullanıcı Adı Sürekli Bağlı Kal
Şifre:
Tema'nin Rengi :

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun)  (Okunma Sayısı 105 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
01 Aralık 2008, 18:26:01
akifen
Süper Üye
*

Toplam Oyu: 47
Online Online

Mesaj Sayısı: 1.233


FİLİSTİN'E SELAM DİRENİŞE DEVAM.


WWW
« : 01 Aralık 2008, 18:26:01 »




Kutsal Direnişin Manevi Lideri: Şeyh Ahmed Yasin
Filistin'de işgale karşı iki ayrı intifadanın öncülüğünü yapan, vücudunun felçli olmasına rağmen ALLAH yolunda mücadeleden, direnişten geri kalmayan büyük insan, büyük lider, HAMAS'ın manevi lideri Şeyh Ahmed Yasin siyonistlerin düzenledikleri bir suikast neticesi 22 Mart 2004 tarihinde hayatını kaybetti. Şeyh Yasin, evinin yakınındaki camide sabah namazını kılmasının ardından işgalci Siyonistlerin helikopterleri tarafından fırlatılan füzelere hedef olarak şehit oldui. Saldırıda ikisi Ahmed Yasin'in yardımcısı olmak üzere dört kişi daha hayatını kaybetti.

Şeyh Yasin'in Hayatının Özü: İbadet, Hicret, Cihad ve Şehadet
Şeyh Ahmed Yasin'in hayatını dört kelimeyle özetlemek mümkündür: İbadet, hicret, cihad ve şehadet. Bu dört kelime aynı zamanda nebevi çizgiyi, peygamberlerin bize gösterdiği kutsal yolu özetlemektedir. O, insanın bu dünyaya ALLAH'a kulluk görevini yerine getirmek üzere gönderildiğine bütün kalbiyle inanmış ve işte bu inancın kazandırdığı teslimiyet duygusuyla ALLAH'a teslim olmuş, ona kulluk görevini özenle yerine getirmek için çalışan biriydi. ALLAH'a olan bu teslimiyeti onu, dünyevi hesaplarla zalimlere teslim olmaktan alıkoydu. Dolayısıyla kulluk teslimiyetiyle, bu vasfın kendisine kazandırdığı kula kul olmama onurunu bir araya getirmeyi başardı. Böylece hak bildiği yoldan asla sapmadı, zalimler karşısında zerre kadar taviz vermedi. Tertemiz vatanı işgalci Siyonistler tarafından işgal edilince 11 yaşında ailesiyle birlikte hicret etmek suretiyle birçok peygamberin hayatına girmiş olan hicret olayını yaşadı. İçinde bulunduğu şartların kendisine diğer kulluk görevlerine ek olarak cihad yükümlülüğünü de yüklediğini bildi ve bedensel özürlü olmasını bu konuda mazeret olarak gösterme yoluna gitmeksizin, bir kaçamak yolu aramaksızın cihad ve direniş hususunda başkalarına örnek olmak için hep gayret sarf etti. Sonunda ALLAH'a kulluk bilinci içinde cihad ve direnişe adadığı 67 yıllık ömrünü, bir seher vaktinde, cemaatle kıldığı sabah namazının ardından kucakladığı şehadetle tamamladı.
Onun hayatını biraz daha ayrıntılı okuduğumuz zaman yukarıdaki dört kelimenin gerçekten bu hayatı özetlediğini daha açık bir şekilde görürüz.

Şeyh Yasin'in Hayatı

Ahmed Yasin 1937 yılında Filistin'in Askalan şehrinin el-Cevra köyünde dünyaya geldi. Üç yaşında iken babası vefat etti. Bundan sonra annesinin ve kardeşlerinin himayesinde büyüdü. 1948 yılında yahudilerin Filistin'in büyük bir bölümünü işgal etmelerinin yol açtığı felaket üzerine ailesi Gazze şehrine göç etti.

Ahmed Yasin, 1952 yılında Gazze şehrindeki İmam Şafii Okulu'nda ilköğrenimini tamamladı. Sonra er-Rihal Ortaokulu'nda ortaöğrenimini tamamladı. Lise öğrenimini de 1958 yılında Filistin Lisesi'nde tamamladı. Ahmed Yasin, hayatının gerek bu döneminde gerekse sonraki dönemlerinde pek çok önemli olaya şahit oldu. Bütün bu olayların onun üzerinde önemli etkileri oldu.

1952 yazında bir yüzme faaliyeti esnasında kafasının üstüne düştü ve boyun kemiği kırıldı. Bu yüzden bütün vücudu felç oldu.

Liseyi bitirdikten sonra bazı ilim adamlarından özel dersler aldı. Bunun yanı sıra kendi özel çalışmalarıyla da kendini çok iyi yetiştirdi. Çevresinde zeki ve kültürlü biri olarak tanınırdı. Özel öğrenimini tamamladıktan sonra öğretmen olarak görev aldı.

Direniş İçin Halkı Bilinçlendirmesi

1967 yılında Filistin'in tamamının Siyonist işgalcilerin eline geçmesi üzerine insanlar vatanlarını işgalden kurtarma mücadelelerinde kendilerine önderlik edecek birilerini aramaya başladılar. İşgalci yahudilerden gelen tehlike konusunda insanların şuurlandırılmasında Şeyh Ahmed Yasin'in büyük rolü oldu.

Gazze'de İslâm Merkezi'ni kurmasından sonra iyice tanındı ve Filistin'in her tarafında adı duyulmaya başladı. Bu durum işgal yönetimini son derece rahatsız etti. Bu yüzden onu defalarca polis merkezine çağırdı.

Zindan ve Direniş

1984'te Ahmed Yasin ve yardımcılarından pek çok kimse tutuklandı. Yürütülen soruşturma sonunda Ahmed Yasin, İsrail devletini yıkarak yerine İslâmi bir devlet kurmak için çalıştığı gerekçesiyle 13 yıl hapse mahkûm edildi. Ancak on bir ay sonra Filistinlilerle işgalciler arasında bir esir değişiminde serbest bırakıldı. 1985'te gerçekleştirilen bu esir değişiminden sonra Şeyh Ahmed Yasin yine Filistinli kitlelerin Siyonist işgalcilere karşı sürdürdükleri cihadlarında başlarına geçti.

HAMAS'ın Ortaya Çıkışı ve İntifada

Ahmed Yasin 8 Aralık 1987'de başlayan intifadanın öncüsü durumundaki İslâmi Direniş Hareketi (HAMAS)'nin kurucusudur. HAMAS'ın kökeni Müslüman Kardeşler cemaatine dayanır ve Ahmed Yasin de bu cemaatin Filistin kanadının bir mensubuydu. Ancak 1987'ye gelindiğinde işgale karşı fiili mücadeleyi organize edecek bir direniş örgütüne ihtiyaç olduğu görüldü. Bu konuda Müslüman Kardeşler'in genel idaresiyle de istişare edilerek Filistin'e özel olarak böyle bir teşkilat kurulması kararlaştırıldı. İşte bu karar neticesinde Şeyh Yasin'in öncülüğünde Filistin İslâmî Direniş Hareketi (HAMAS) ortaya çıktı. Bu itibarla HAMAS, Müslüman Kardeşler'den bir kopma değildir.

HAMAS ilk olarak ismini 8 Aralık 1987'de patlak veren intifadayla duyurdu. Sonra da bu intifadayı yönlendirmesiyle kısa sürede bütün dünyada tanındı.

Ahmed Yasin bütün hayatı boyunca bu teşkilatın manevi lideri olarak bilindi ve intifadanın devamında bir motor görevi gördü.
Yeniden Zindan

Siyonistler, 18 Mayıs 1989'da Şeyh Ahmed Yasin'i yeniden tutukladılar. Onunla birlikte İslâmi Direniş Hareketi mensubu pek çok kimseyi de tutukladılar. Bu tutuklama, intifadayı durdurmayı amaçlayan sonuç getirmeyecek bir uygulamaydı. Ancak siyonistler umduklarını bulamadılar. Çünkü bu olay üzerine intifada daha da şiddetlendi.

Mahkemeye Çıkarılışı ve Onurlu Tavrı

Uzun oyalamalardan sonra Şeyh Yasin 3 Ocak 1990'da mahkeme önüne çıkarıldı ve 15 suçlamadan yargılandı. Ahmed Yasin'in mahkeme mensuplarına söylediği söz şu olmuştu: "Bu mahkeme kanuni olarak beni yargılama hak ve yetkisine sahip değildir. Çünkü bu mahkeme işgalciler tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla tamamen gayri meşru ve kanundışıdır."

Bu ilk duruşmadan sonra yargıç yeniden duruşmayı belirsiz bir tarihe erteledi. Daha sonra Siyonist yönetim Şeyh Ahmed Yasin'in 6 Ekim 1991'de mahkeme önüne çıkarılacağını açıkladı. HAMAS bu sırada, Şeyh Ahmed Yasin'in yargılanmasını protesto için genel grev ilan etti. 16 Ekim 1991'de de mahkemenin verdiği zulüm hükmü açıklandı. İsrail askeri mahkemesi HAMAS'ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin'i ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme ona ayrıca, öldürme emirleri verdiği ve İsrail'i yıkarak yerine İslâmi bir devlet kurmayı amaçlayan kanun dışı (!) örgüt kurduğu iddiasıyla on beş yıl hapis cezası verdi.
Zindan Onu Yıldıramadı

İsrail yönetimi söz konusu cezaya mahkûm ettikten sonra Ahmed Yasin'le zaman zaman pazarlıklar yapmak ve ona serbest bırakılması için bazı şartları kabul ettirmek istedi. Bir keresinde İsrail'i tanıdığını ve imzalanan özerklik anlaşmalarına olumlu baktığını açıklaması karşılığında serbest bırakma teklifinde bulundu. O bunu kesinlikle kabul etmedi. Daha sonra İsrail'i tanıma şartından vazgeçerek sadece özerklik anlaşmalarını kabullenmesini şart koştu. Bunun üzerine Ahmed Yasin: "Bana dışarı çıktığımda karpuz yemememi şart koşsanız bile yine kabul etmem. Çünkü ben işgal rejimini muhatap kabul etmiyorum ki onun şartını kabul edeyim" cevabını verdi.

Tavizsiz Bir Kararlılık

Ahmed Yasin, sağlık durumunun kötüleşmesine, maruz kaldığı kötü uygulamalara ve bedensel özürlü olması dolayısıyla zindanda çektiği sıkıntılara rağmen işgalciler karşısında hiçbir taviz vermedi. Onun şu sözü davası ve inancında ne kadar kararlı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır: "Benim için hapiste 100 yıl kalmak karşılığında birtakım tavizler vererek çıkmaktan iyidir." Onun işgal rejiminin mahkemesi karşısına çıkarıldığı sıra söylediği sözler de inancındaki kararlılığının bir göstergesiydi.

Örnek Bir Sabırlılık

Şeyh Ahmed Yasin sekiz yıl süren zindan hayatı boyunca kararlılığından hiç bir şey kaybetmedi ve siyonist yönetimi muhatap kabul etmeme konusundaki tutumunu değiştirmedi. O gerçekten Hz. Yusuf (a.s.)'ı kendisine örnek almış bir insandı. Bu sebeple müstesna bir sabırlılık örneği sergiledi. Zindanın ızdırabı onu dvasından taviz vermeye zorlamadı.

Kur'an-ı Kerim'de Yusuf (a.s.)'la ilgili olarak, ona tuzak kuran kadının şöyle dediği bildirilir: "Andolsun ben onun nefsine yaklaşmak istedim ancak o iffetlilik gösterip sakındı. Ama eğer kendisine emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve mutlaka küçük düşürülenlerden olacak." Buna karşılık Yusuf (a.s.) şöyle demiştir: "Rabb'im! Zindan benim için onların çağırdıkları şeyden daha sevimlidir. Eğer onların düzenlerini benden savmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum." (Yusuf, 12/32-33) İşte Ahmed Yasin de aynen bu tavrı kendine örnek alarak: "Ey Rabbim! Zindan benim için siyonistlerin gayri meşru işgallerini onaylamaktan, meşru olmayan bir hâkimiyeti meşru görmekten hayırlıdır" dedi ve işgalcilerin taleplerini kabul etmeyip zindanda kalmayı yeğledi.

Zindandan Çıkarılması

Ne kadar ilginçtir ki Şeyh Yasin siyonistlerin taleplerini kabul etmek yerine zindanı tercih ederken aynen Yusuf (a.s.) örneğinde olduğu gibi kendisini zindana atanlar serbest bırakmaya zorlanmışlardır. Amman'da HAMAS'ın Siyasi Birimi başkanı Hâlid Meş'al'e suikast girişiminde bulunan MOSSAD ajanlarının Meş'al'in koruma görevlileri tarafından yakalanıp polise teslim edilmeleri üzerine İsrail başbakanı Netanyahu, Ürdün kralı Hüseyin'le pazarlık etmeye ve Ahmed Yasin'i serbest bırakmaya zorlanmıştır.

Şeyh Ahmed Yasin sekiz buçuk yıla yakın bir süre zindanda kaldıktan sonra 30 Eylül 1997 Salı akşamı serbest bırakılarak tedavi edilmek üzere Ürdün'ün başkenti Amman'a getirildi. Ancak bu serbest bırakma olayıyla ilgili iki önemli iddia ortaya atıldı. Bunlardan biri, Ahmed Yasin'in serbest bırakılmayıp Ürdün'e sürgün edildiği, diğeri ise 25 Eylül 1997 Perşembe sabahı Ürdün'ün başkenti Amman'da HAMAS Siyasi Birimi başkanı Halid Meş'al'e karşı suikast girişiminde bulunan ve ellerinde Kanada pasaportu taşıyan iki MOSSAD ajanına karşılık serbest bırakıldığı iddiasıydı. Bunlardan birincisini gelişmeler yalanladı. İkincisi ise tamamen İsrail ile Ürdün kralı arasında gerçekleşen pazarlıkla ilgiliydi. Bu pazarlıkla HAMAS'ın veya Ahmed Yasin'in hiçbir ilgisi olmamıştı. Aksine pazarlık tamamen onların bilgileri dışında gerçekleşmişti.

"Vatanıma Geri Döneceğim"

Ahmed Yasin sürgün şüphesine karşı çıkarılmadan önce kesin pazarlığını yapmıştı. Onun bu pazarlığı davasındaki kararlılığını ve örnek bir tavır sergilediğini de gösteriyordu. O zaman hasta yatağında, acil tedaviye ihtiyacının olmasına rağmen: "Benim buradan çıkarılmam vatanımdan çıkarılmam anlamına gelmeyecek. Ben bu topraklara dönme hakkımı muhafaza edeceğim" diyerek Filistinlilere: "Bu vatana sahip çıkma konusunda asla gevşeklik göstermeyin. İşgalciler sizin en ufak bir zaafınızı kendi sinsi politikaları için kullanabilirler, buna fırsat vermeyin" mesajı iletti.

Şeyh Yasin tedavi için Amman'a götürülürken yaptığı açıklamada da zindandan çıkarılması öncesindeki pazarlıklarından söz ederek, Amman'a tedavi için geldiğini ve ALLAH'ın izniyle sağlığına kavuşması durumunda vatanına geri döneceğini ifade etti. Açıklamasında ayrıca, işgal yönetiminden yurduna geri dönmesine müsaade edileceğine dair yazılı bir belge verilmeden, kendisini Remle'den alıp Amman'a götürmek için gelen Ürdün helikopterinin kalkmasına izin vermediğini dile getirerek istediği zaman vatanına geri dönme hakkının saklı olduğuna dair yanında yazılı belge bulunduğunu dile getirdi. Böylece sürgünle ilgili iddiaların asılsız olduğu kesinlik kazanmış oldu.

Örneği Yusuf (a.s.) İdi
O, zindandan çıkarılmadan önce vatanına dönmesine müsaade edileceğine dair yazılı belge istemesiyle de tam anlamıyla Hz. Yusuf (a.s.) tavrı sergilemişti. Zindandan çıkarılacağı haberinin kendisine ulaşmasına rağmen hiç heyecana kapılmadan ve tam bir kararlılık göstererek hakkında çıkarılacak spekülasyonlara meydana vermemek ve vatanına olan bağlılığını, ona karşı duyarlılığını ortaya koymak için işgalcilerden yeniden vatanına dönmesine müsaade edileceğine dair yazılı belge istedi. Bu tam anlamıyla Hz. Yusuf (a.s.) kararlılığıdır.

Kur'an-ı Kerim'de Hz. Yusuf (a.s.) hakkında şöyle buyuruluyor: "Hükümdar: "Onu bana getirin" dedi. Bunun üzerine ona elçi gelince: "Efendine dön de ona sor: "Ellerini kesen kadınların durumları neydi? Şüphesiz Rabbim onların düzenlerini bilir" dedi. (Hükümdar kadınlara): "Yusuf'un nefsine yaklaşmak istediğinizde sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Hâşâ! ALLAH için biz ondan hiç bir kötülük görmedik" dediler. Azizin hanımı da dedi ki: "İşte şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onun nefsine yaklaşmak istedim. O ise gerçekten doğru söyleyenlerdendir." (Yusuf, 12/50-51) Yusuf (a.s.) zindanda o kadar ızdırap çekmesine rağmen hakkındaki dedikoduların kaynağını kurutmadan çıkmamayı tercih etmişti. Ahmed Yasin de çektiği bütün ızdıraplara ve acil tedaviye ihtiyaç duymasına rağmen vatanına döneceğinin garantisini almadan zindandan çıkmadı.

Kral Hüseyin'le İsrail Arasındaki Pazarlık
Suikastçı MOSSAD ajanlarının İsrail'e iadesi konusundaki gelişmeler hakkında da şu bilgilerin aktarılmasını yararlı görüyoruz:

Bu konuda Ürdün kralıyla İsrail arasında bir pazarlık olduğu doğrudur. Çünkü HAMAS'ın Siyasi Birim başkanı Halid Meş'al'e suikast girişiminde bulunan iki MOSSAD ajanı Meş'al'in koruma görevlileri tarafından yakalanıp Ürdün polisine teslim edilmişti. Bu durumda Ürdün'ün onları İsrail'e teslim etmesinin büyük bir gürültüye sebep olacağı kesindi. Ama İsrail de ajanlarının Ürdün'de kalmasının ileriye dönük hesaplarına zarar vereceğinden korkuyor bu sebeple onların kendisine teslim edilmesi için bastırıyordu. Bu durum karşısında Kral Hüseyin olayın üstünü kapatacak ve halktan gelecek tepkilerin önüne set çekebilecek bir karşılığa ihtiyaç olduğunu düşünmüş, böyle bir amaç için en iyi karşılığın da Şeyh Yasin'in serbest bırakılması olacağı kanaatine varmıştı. Buna binaen o zamanki İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu ile söz konusu iki ajanın teslim edilmesi karşılığında Şeyh Yasin'in zindandan çıkarılması üzere gizli bir anlaşma yapmıştı.

Logged

Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 17.949


View Profile
Re: AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun)
« Posted on: 07 Ocak 2009, 22:26:53 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit

Anahtar Kelimeler: AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun) oyunları, AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun) programı, AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun) oyunu indir, AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun) program yükle, AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun) download, AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun) hikayeleri, AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun) resimleri, AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun) haber, AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun) yükle, AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun) videosu, AHMET YASİN(ALLAH kendisinden razı olsun) msn eklentisi, şarkı sözleri, dizisi
Logged
02 Aralık 2008, 00:13:41
Muttαki
Bismillahirrahmanirrahim Hasbun Allah ve Ni'mel Vekil
Forum Yöneticisi
Müdavim Üye
*

Toplam Oyu: 143
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3.708


Maksadımız İman ve Ahirettir


WWW
« Yanıtla #1 : 02 Aralık 2008, 00:13:41 »

Rabbim şehadetini kabul eylesin..
 Allah Razı Olsun

(yazının kaynagını yazmayı unutmayalım kardeşim İnşaAllah..)
Logged


İslamsız Hayat,Hayat değildir,Hayata hükmetmeyen İslam,İslam değildir,Onu hayatına geçirmeyen Müslüman,Müslüman değildir.
04 Aralık 2008, 00:40:48
Bazetullah
Paylaşımcı üye
*

Toplam Oyu: 6
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 67

Avatar Yok


« Yanıtla #2 : 04 Aralık 2008, 00:40:48 »

amin
ALLAH ondan sonra gelenleri de onun yolundan gitmeyi nasip etsin
Logged

Dünyada iki şeyi sevdim:Bir o nu Bir de özgürlüğümü,,,özgürlüğüm için canımı onun için özgürlüğümü feda Ederim..
04 Aralık 2008, 15:40:07
akifen
Süper Üye
*

Toplam Oyu: 47
Online Online

Mesaj Sayısı: 1.233


FİLİSTİN'E SELAM DİRENİŞE DEVAM.


WWW
« Yanıtla #3 : 04 Aralık 2008, 15:40:07 »




Kutsal Direnişin Manevi Lideri: Şeyh Ahmed Yasin
Filistin'de işgale karşı iki ayrı intifadanın öncülüğünü yapan, vücudunun felçli olmasına rağmen ALLAH yolunda mücadeleden, direnişten geri kalmayan büyük insan, büyük lider, HAMAS'ın manevi lideri Şeyh Ahmed Yasin siyonistlerin düzenledikleri bir suikast neticesi 22 Mart 2004 tarihinde hayatını kaybetti. Şeyh Yasin, evinin yakınındaki camide sabah namazını kılmasının ardından işgalci Siyonistlerin helikopterleri tarafından fırlatılan füzelere hedef olarak şehit oldui. Saldırıda ikisi Ahmed Yasin'in yardımcısı olmak üzere dört kişi daha hayatını kaybetti.

Şeyh Yasin'in Hayatının Özü: İbadet, Hicret, Cihad ve Şehadet
Şeyh Ahmed Yasin'in hayatını dört kelimeyle özetlemek mümkündür: İbadet, hicret, cihad ve şehadet. Bu dört kelime aynı zamanda nebevi çizgiyi, peygamberlerin bize gösterdiği kutsal yolu özetlemektedir. O, insanın bu dünyaya ALLAH'a kulluk görevini yerine getirmek üzere gönderildiğine bütün kalbiyle inanmış ve işte bu inancın kazandırdığı teslimiyet duygusuyla ALLAH'a teslim olmuş, ona kulluk görevini özenle yerine getirmek için çalışan biriydi. ALLAH'a olan bu teslimiyeti onu, dünyevi hesaplarla zalimlere teslim olmaktan alıkoydu. Dolayısıyla kulluk teslimiyetiyle, bu vasfın kendisine kazandırdığı kula kul olmama onurunu bir araya getirmeyi başardı. Böylece hak bildiği yoldan asla sapmadı, zalimler karşısında zerre kadar taviz vermedi. Tertemiz vatanı işgalci Siyonistler tarafından işgal edilince 11 yaşında ailesiyle birlikte hicret etmek suretiyle birçok peygamberin hayatına girmiş olan hicret olayını yaşadı. İçinde bulunduğu şartların kendisine diğer kulluk görevlerine ek olarak cihad yükümlülüğünü de yüklediğini bildi ve bedensel özürlü olmasını bu konuda mazeret olarak gösterme yoluna gitmeksizin, bir kaçamak yolu aramaksızın cihad ve direniş hususunda başkalarına örnek olmak için hep gayret sarf etti. Sonunda ALLAH'a kulluk bilinci içinde cihad ve direnişe adadığı 67 yıllık ömrünü, bir seher vaktinde, cemaatle kıldığı sabah namazının ardından kucakladığı şehadetle tamamladı.
Onun hayatını biraz daha ayrıntılı okuduğumuz zaman yukarıdaki dört kelimenin gerçekten bu hayatı özetlediğini daha açık bir şekilde görürüz.

Şeyh Yasin'in Hayatı

Ahmed Yasin 1937 yılında Filistin'in Askalan şehrinin el-Cevra köyünde dünyaya geldi. Üç yaşında iken babası vefat etti. Bundan sonra annesinin ve kardeşlerinin himayesinde büyüdü. 1948 yılında yahudilerin Filistin'in büyük bir bölümünü işgal etmelerinin yol açtığı felaket üzerine ailesi Gazze şehrine göç etti.

Ahmed Yasin, 1952 yılında Gazze şehrindeki İmam Şafii Okulu'nda ilköğrenimini tamamladı. Sonra er-Rihal Ortaokulu'nda ortaöğrenimini tamamladı. Lise öğrenimini de 1958 yılında Filistin Lisesi'nde tamamladı. Ahmed Yasin, hayatının gerek bu döneminde gerekse sonraki dönemlerinde pek çok önemli olaya şahit oldu. Bütün bu olayların onun üzerinde önemli etkileri oldu.

1952 yazında bir yüzme faaliyeti esnasında kafasının üstüne düştü ve boyun kemiği kırıldı. Bu yüzden bütün vücudu felç oldu.

Liseyi bitirdikten sonra bazı ilim adamlarından özel dersler aldı. Bunun yanı sıra kendi özel çalışmalarıyla da kendini çok iyi yetiştirdi. Çevresinde zeki ve kültürlü biri olarak tanınırdı. Özel öğrenimini tamamladıktan sonra öğretmen olarak görev aldı.

Direniş İçin Halkı Bilinçlendirmesi

1967 yılında Filistin'in tamamının Siyonist işgalcilerin eline geçmesi üzerine insanlar vatanlarını işgalden kurtarma mücadelelerinde kendilerine önderlik edecek birilerini aramaya başladılar. İşgalci yahudilerden gelen tehlike konusunda insanların şuurlandırılmasında Şeyh Ahmed Yasin'in büyük rolü oldu.

Gazze'de İslâm Merkezi'ni kurmasından sonra iyice tanındı ve Filistin'in her tarafında adı duyulmaya başladı. Bu durum işgal yönetimini son derece rahatsız etti. Bu yüzden onu defalarca polis merkezine çağırdı.

Zindan ve Direniş

1984'te Ahmed Yasin ve yardımcılarından pek çok kimse tutuklandı. Yürütülen soruşturma sonunda Ahmed Yasin, İsrail devletini yıkarak yerine İslâmi bir devlet kurmak için çalıştığı gerekçesiyle 13 yıl hapse mahkûm edildi. Ancak on bir ay sonra Filistinlilerle işgalciler arasında bir esir değişiminde serbest bırakıldı. 1985'te gerçekleştirilen bu esir değişiminden sonra Şeyh Ahmed Yasin yine Filistinli kitlelerin Siyonist işgalcilere karşı sürdürdükleri cihadlarında başlarına geçti.

HAMAS'ın Ortaya Çıkışı ve İntifada

Ahmed Yasin 8 Aralık 1987'de başlayan intifadanın öncüsü durumundaki İslâmi Direniş Hareketi (HAMAS)'nin kurucusudur. HAMAS'ın kökeni Müslüman Kardeşler cemaatine dayanır ve Ahmed Yasin de bu cemaatin Filistin kanadının bir mensubuydu. Ancak 1987'ye gelindiğinde işgale karşı fiili mücadeleyi organize edecek bir direniş örgütüne ihtiyaç olduğu görüldü. Bu konuda Müslüman Kardeşler'in genel idaresiyle de istişare edilerek Filistin'e özel olarak böyle bir teşkilat kurulması kararlaştırıldı. İşte bu karar neticesinde Şeyh Yasin'in öncülüğünde Filistin İslâmî Direniş Hareketi (HAMAS) ortaya çıktı. Bu itibarla HAMAS, Müslüman Kardeşler'den bir kopma değildir.

HAMAS ilk olarak ismini 8 Aralık 1987'de patlak veren intifadayla duyurdu. Sonra da bu intifadayı yönlendirmesiyle kısa sürede bütün dünyada tanındı.

Ahmed Yasin bütün hayatı boyunca bu teşkilatın manevi lideri olarak bilindi ve intifadanın devamında bir motor görevi gördü.
Yeniden Zindan

Siyonistler, 18 Mayıs 1989'da Şeyh Ahmed Yasin'i yeniden tutukladılar. Onunla birlikte İslâmi Direniş Hareketi mensubu pek çok kimseyi de tutukladılar. Bu tutuklama, intifadayı durdurmayı amaçlayan sonuç getirmeyecek bir uygulamaydı. Ancak siyonistler umduklarını bulamadılar. Çünkü bu olay üzerine intifada daha da şiddetlendi.

Mahkemeye Çıkarılışı ve Onurlu Tavrı

Uzun oyalamalardan sonra Şeyh Yasin 3 Ocak 1990'da mahkeme önüne çıkarıldı ve 15 suçlamadan yargılandı. Ahmed Yasin'in mahkeme mensuplarına söylediği söz şu olmuştu: "Bu mahkeme kanuni olarak beni yargılama hak ve yetkisine sahip değildir. Çünkü bu mahkeme işgalciler tarafından kurulmuştur. Dolayısıyla tamamen gayri meşru ve kanundışıdır."

Bu ilk duruşmadan sonra yargıç yeniden duruşmayı belirsiz bir tarihe erteledi. Daha sonra Siyonist yönetim Şeyh Ahmed Yasin'in 6 Ekim 1991'de mahkeme önüne çıkarılacağını açıkladı. HAMAS bu sırada, Şeyh Ahmed Yasin'in yargılanmasını protesto için genel grev ilan etti. 16 Ekim 1991'de de mahkemenin verdiği zulüm hükmü açıklandı. İsrail askeri mahkemesi HAMAS'ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin'i ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme ona ayrıca, öldürme emirleri verdiği ve İsrail'i yıkarak yerine İslâmi bir devlet kurmayı amaçlayan kanun dışı (!) örgüt kurduğu iddiasıyla on beş yıl hapis cezası verdi.
Zindan Onu Yıldıramadı

İsrail yönetimi söz konusu cezaya mahkûm ettikten sonra Ahmed Yasin'le zaman zaman pazarlıklar yapmak ve ona serbest bırakılması için bazı şartları kabul ettirmek istedi. Bir keresinde İsrail'i tanıdığını ve imzalanan özerklik anlaşmalarına olumlu baktığını açıklaması karşılığında serbest bırakma teklifinde bulundu. O bunu kesinlikle kabul etmedi. Daha sonra İsrail'i tanıma şartından vazgeçerek sadece özerklik anlaşmalarını kabullenmesini şart koştu. Bunun üzerine Ahmed Yasin: "Bana dışarı çıktığımda karpuz yemememi şart koşsanız bile yine kabul etmem. Çünkü ben işgal rejimini muhatap kabul etmiyorum ki onun şartını kabul edeyim" cevabını verdi.

Tavizsiz Bir Kararlılık

Ahmed Yasin, sağlık durumunun kötüleşmesine, maruz kaldığı kötü uygulamalara ve bedensel özürlü olması dolayısıyla zindanda çektiği sıkıntılara rağmen işgalciler karşısında hiçbir taviz vermedi. Onun şu sözü davası ve inancında ne kadar kararlı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır: "Benim için hapiste 100 yıl kalmak karşılığında birtakım tavizler vererek çıkmaktan iyidir." Onun işgal rejiminin mahkemesi karşısına çıkarıldığı sıra söylediği sözler de inancındaki kararlılığının bir göstergesiydi.

Örnek Bir Sabırlılık

Şeyh Ahmed Yasin sekiz yıl süren zindan hayatı boyunca kararlılığından hiç bir şey kaybetmedi ve siyonist yönetimi muhatap kabul etmeme konusundaki tutumunu değiştirmedi. O gerçekten Hz. Yusuf (a.s.)'ı kendisine örnek almış bir insandı. Bu sebeple müstesna bir sabırlılık örneği sergiledi. Zindanın ızdırabı onu dvasından taviz vermeye zorlamadı.

Kur'an-ı Kerim'de Yusuf (a.s.)'la ilgili olarak, ona tuzak kuran kadının şöyle dediği bildirilir: "Andolsun ben onun nefsine yaklaşmak istedim ancak o iffetlilik gösterip sakındı. Ama eğer kendisine emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve mutlaka küçük düşürülenlerden olacak." Buna karşılık Yusuf (a.s.) şöyle demiştir: "Rabb'im! Zindan benim için onların çağırdıkları şeyden daha sevimlidir. Eğer onların düzenlerini benden savmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum." (Yusuf, 12/32-33) İşte Ahmed Yasin de aynen bu tavrı kendine örnek alarak: "Ey Rabbim! Zindan benim için siyonistlerin gayri meşru işgallerini onaylamaktan, meşru olmayan bir hâkimiyeti meşru görmekten hayırlıdır" dedi ve işgalcilerin taleplerini kabul etmeyip zindanda kalmayı yeğledi.

Zindandan Çıkarılması

Ne kadar ilginçtir ki Şeyh Yasin siyonistlerin taleplerini kabul etmek yerine zindanı tercih ederken aynen Yusuf (a.s.) örneğinde olduğu gibi kendisini zindana atanlar serbest bırakmaya zorlanmışlardır. Amman'da HAMAS'ın Siyasi Birimi başkanı Hâlid Meş'al'e suikast girişiminde bulunan MOSSAD ajanlarının Meş'al'in koruma görevlileri tarafından yakalanıp polise teslim edilmeleri üzerine İsrail başbakanı Netanyahu, Ürdün kralı Hüseyin'le pazarlık etmeye ve Ahmed Yasin'i serbest bırakmaya zorlanmıştır.

Şeyh Ahmed Yasin sekiz buçuk yıla yakın bir süre zindanda kaldıktan sonra 30 Eylül 1997 Salı akşamı serbest bırakılarak tedavi edilmek üzere Ürdün'ün başkenti Amman'a getirildi. Ancak bu serbest bırakma olayıyla ilgili iki önemli iddia ortaya atıldı. Bunlardan biri, Ahmed Yasin'in serbest bırakılmayıp Ürdün'e sürgün edildiği, diğeri ise 25 Eylül 1997 Perşembe sabahı Ürdün'ün başkenti Amman'da HAMAS Siyasi Birimi başkanı Halid Meş'al'e karşı suikast girişiminde bulunan ve ellerinde Kanada pasaportu taşıyan iki MOSSAD ajanına karşılık serbest bırakıldığı iddiasıydı. Bunlardan birincisini gelişmeler yalanladı. İkincisi ise tamamen İsrail ile Ürdün kralı arasında gerçekleşen pazarlıkla ilgiliydi. Bu pazarlıkla HAMAS'ın veya Ahmed Yasin'in hiçbir ilgisi olmamıştı. Aksine pazarlık tamamen onların bilgileri dışında gerçekleşmişti.

"Vatanıma Geri Döneceğim"

Ahmed Yasin sürgün şüphesine karşı çıkarılmadan önce kesin pazarlığını yapmıştı. Onun bu pazarlığı davasındaki kararlılığını ve örnek bir tavır sergilediğini de gösteriyordu. O zaman hasta yatağında, acil tedaviye ihtiyacının olmasına rağmen: "Benim buradan çıkarılmam vatanımdan çıkarılmam anlamına gelmeyecek. Ben bu topraklara dönme hakkımı muhafaza edeceğim" diyerek Filistinlilere: "Bu vatana sahip çıkma konusunda asla gevşeklik göstermeyin. İşgalciler sizin en ufak bir zaafınızı kendi sinsi politikaları için kullanabilirler, buna fırsat vermeyin" mesajı iletti.

Şeyh Yasin tedavi için Amman'a götürülürken yaptığı açıklamada da zindandan çıkarılması öncesindeki pazarlıklarından söz ederek, Amman'a tedavi için geldiğini ve ALLAH'ın izniyle sağlığına kavuşması durumunda vatanına geri döneceğini ifade etti. Açıklamasında ayrıca, işgal yönetiminden yurduna geri dönmesine müsaade edileceğine dair yazılı bir belge verilmeden, kendisini Remle'den alıp Amman'a götürmek için gelen Ürdün helikopterinin kalkmasına izin vermediğini dile getirerek istediği zaman vatanına geri dönme hakkının saklı olduğuna dair yanında yazılı belge bulunduğunu dile getirdi. Böylece sürgünle ilgili iddiaların asılsız olduğu kesinlik kazanmış oldu.

Örneği Yusuf (a.s.) İdi
O, zindandan çıkarılmadan önce vatanına dönmesine müsaade edileceğine dair yazılı belge istemesiyle de tam anlamıyla Hz. Yusuf (a.s.) tavrı sergilemişti. Zindandan çıkarılacağı haberinin kendisine ulaşmasına rağmen hiç heyecana kapılmadan ve tam bir kararlılık göstererek hakkında çıkarılacak spekülasyonlara meydana vermemek ve vatanına olan bağlılığını, ona karşı duyarlılığını ortaya koymak için işgalcilerden yeniden vatanına dönmesine müsaade edileceğine dair yazılı belge istedi. Bu tam anlamıyla Hz. Yusuf (a.s.) kararlılığıdır.

Kur'an-ı Kerim'de Hz. Yusuf (a.s.) hakkında şöyle buyuruluyor: "Hükümdar: "Onu bana getirin" dedi. Bunun üzerine ona elçi gelince: "Efendine dön de ona sor: "Ellerini kesen kadınların durumları neydi? Şüphesiz Rabbim onların düzenlerini bilir" dedi. (Hükümdar kadınlara): "Yusuf'un nefsine yaklaşmak istediğinizde sizin durumunuz neydi?" dedi. Onlar: "Hâşâ! ALLAH için biz ondan hiç bir kötülük görmedik" dediler. Azizin hanımı da dedi ki: "İşte şimdi gerçek ortaya çıktı. Ben onun nefsine yaklaşmak istedim. O ise gerçekten doğru söyleyenlerdendir." (Yusuf, 12/50-51) Yusuf (a.s.) zindanda o kadar ızdırap çekmesine rağmen hakkındaki dedikoduların kaynağını kurutmadan çıkmamayı tercih etmişti. Ahmed Yasin de çektiği bütün ızdıraplara ve acil tedaviye ihtiyaç duymasına rağmen vatanına döneceğinin garantisini almadan zindandan çıkmadı.

Kral Hüseyin'le İsrail Arasındaki Pazarlık
Suikastçı MOSSAD ajanlarının İsrail'e iadesi konusundaki gelişmeler hakkında da şu bilgilerin aktarılmasını yararlı görüyoruz:

Bu konuda Ürdün kralıyla İsrail arasında bir pazarlık olduğu doğrudur. Çünkü HAMAS'ın Siyasi Birim başkanı Halid Meş'al'e suikast girişiminde bulunan iki MOSSAD ajanı Meş'al'in koruma görevlileri tarafından yakalanıp Ürdün polisine teslim edilmişti. Bu durumda Ürdün'ün onları İsrail'e teslim etmesinin büyük bir gürültüye sebep olacağı kesindi. Ama İsrail de ajanlarının Ürdün'de kalmasının ileriye dönük hesaplarına zarar vereceğinden korkuyor bu sebeple onların kendisine teslim edilmesi için bastırıyordu. Bu durum karşısında Kral Hüseyin olayın üstünü kapatacak ve halktan gelecek tepkilerin önüne set çekebilecek bir karşılığa ihtiyaç olduğunu düşünmüş, böyle bir amaç için en iyi karşılığın da Şeyh Yasin'in serbest bırakılması olacağı kanaatine varmıştı. Buna binaen o zamanki İsrail başbakanı Benjamin Netanyahu ile söz konusu iki ajanın teslim edilmesi karşılığında Şeyh Yasin'in zindandan çıkarılması üzere gizli bir anlaşma yapmıştı.



alıntı
Logged

Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Etiket:
Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
ALLAH cc razı olsun ne demek Serbest Kürsü Siηηєя 2 192 Son Mesaj 01 Nisan 2008, 21:38:25
Gönderen: CanDost
ALLAH C.C. razı olsun demek Yürek Esintileri ve Güzel Yazılar HiFa 2 160 Son Mesaj 08 Nisan 2008, 23:04:39
Gönderen: adıgüzel
ALLAH razı olsun Tanışma.. Kaynaşma.. zikrifikri 9 238 Son Mesaj 22 Temmuz 2008, 15:05:39
Gönderen: bager
ALLAH razı olsun... Arşiv zikrifikri 2 136 Son Mesaj 21 Temmuz 2008, 13:01:24
Gönderen: Muttαki
"ALLAH’u TeaLa Razı oLsuN” demeniN BüyükLüğü ..... Hikaye EZEL-İ NUR 4 169 Son Mesaj 27 Temmuz 2008, 11:38:12
Gönderen: Muttαki
Muhabbetullah.Com Bağlantılar

|Reklam| |Alıntı Koşulları| |Arşiv| |Arşiv2| |Wap| |Wap2| |imode| |XML| |Rss1| |Rss| |Tags| |Sitemap| |UrlList|

kurye Forum diyet ilahiler zayıflama dizi izle ssk Gazeteler video izle Sohbet tv izle evden eve nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat Araba Yarışı oYuNLAR
Muhabbetullah.Com En iyi 1024x768 - 1280x1024 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.
Muhabbetullah.Com Bir Forum Sistemidir.ve siteye gönderilen tüm mesajlar onaydan geçmeksizin anında paylaşılmaktadır. Muhabbetullah.Com Yönetimi yazılan mesajlardan sorumlu değildir.
Yasalara aykırı bulduğunuz mesajları linkleriyle beraber HawasHasan[at]Gmail.Com adresine bildirebilirsiniz. Şikayetiniz en kısa sürede incelemeye alınacaktır.
For English Please let us know any illegal activity to HawasHasan[at]Gmail.Com

Web Stats | SearchLog

Powered by SMF 1.1.4 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Rengarenk MC Theme By Burak
Bu Sayfa 0.135 Saniyede 25 Sorgu ile Oluşturuldu
Hosgeldiniz
Hala Üye degilmisiniz?
Üye olmak çok kolay
Üye olmak için tiklayin