|
|
 |
« : 18 Haziran 2008, 00:04:34 » |
|
 |
|
 |
 |
Assalamu aleikum
Muhacirler; Rasulullah’ın davetine icabet ve Hicret emriyle birlikte Mekke’den Medine’ye hicret eden ilk Müslümanlardır.
Ensâr ise, Rasulullah SallALLAHu Aleyhi Ve Sellem’e ve İslâm’a iman eden, tüm benlikleriyle İslâm Dini’ne destek veren ve İslâm Devleti’nin kurulması için her şeylerini seferber eden, Mekke’den hicret eden kardeşlerini bağırlarına basan Medineli ilk dönem Müslümanlarıdır. Bu iki sınıf; İslâm’a inanan ve Rasulullah’ı en zor anlarında destekleyen Müslümanlardır. Bu iki grup ve onlara güzellikle uyanlar için Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’inde şöyle buyurur:
“Muhacirler’den ve Ensâr’dan (İslâm'a girmekte) ilk öne geçenler ile bunlara güzelce tabi olanlar... ALLAH onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. (ALLAH) onlara, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur.” (Tevbe 100)
Bu ilk dönem Müslümanları hakkındaki bu ayetten anladığımıza göre Rabbimiz onlardan razı olmuş, onlar da ALLAH’tan razı olmuşlardır. Peki, neydi bu öne geçiş ve Rabbin rızasına ulaştıracak ameller?
Aslında İslâm Tarihi sayfalarını şöyle bir karıştırdığınızda, hemen bulacaksınız bu sorunun cevabını. Bu sayfalar, özellikle bu iki grubun kahramanlıkları, gözü peklikleri, sadakatleri ve samimiyetleriyle doludur. Öyle ki, bu kişilerden 10 tanesi, daha dünya hayatına veda etmeden cennetle müjdelenmiştir ve bunlar Aşere-i Mübeşşere ismiyle anılırlar.
İşte Muhacirler ve Ensâr... Onlar isimleri daima beraber zikredilen, Rasulullah’ın sadık dostlarıdır...
Onlar, seçkin İslâm ümmetinin nadide pırlantaları, kıyamete kadar parlayacak gökteki yıldızlarıdır.
Muhacirler ve Ensâr... Onlar, İslâm için her şeylerini ortaya koyan yiğitlerdir;
Onlar, İslâm davasını ölüm kalım meselesi gören, gözü pek kahramanlardır;
Onlar bütün Arap Yarımadası’nı ve hatta tüm insanları karşılarına alan cesur savaşçılardır;
Açlıktan karınlarına taş bağlayarak İslâm davasını taşıyan muhlis dava adamlarıdır, onlar...
Onlar, ambargolara maruz kaldılar; boykot edildiler; işkencelere uğradılar; yurtlarından kovuldular; anneleri, babaları, kardeşleri, eşleri onlara düşman oldu, fitne dönemleri yaşadılar ama yılmadılar...
İnsanlık tarihinde ilk kardeşlik anlaşmasına onlar imza attılar; Mekkeli Muhacirleri bağırlarına bastı, Medineli Ensâr...
Bir cihaddan diğerine koştular. ALLAH ve Rasulü’nün sevgisini bütün sevgilerden üstün tuttular. Mümin kardeşlerini kendi nefislerine tercih ettiler. Yalnızca ALLAH'tan korktular. Çünkü Muhacirundu onlar... Çünkü Ensârdı onlar...
“Kendilerinden önce o yurdu (Medine'yi) hazırlayıp imanı (gönüllerine) yerleştirenler ise, hicret edenleri severler ve onlara verilen şeylerden dolayı içlerinde bir ihtiyaç (arzusu) duymazlar. Kendilerinde bir açıklık (ihtiyaç) olsa bile (kardeşlerini) öz nefislerine tercih ederler. Kim nefsinin 'cimri ve bencil tutkularından' korunmuşsa, işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır.” (Haşr Suresi, 9)
İslâm’a emin bir bekçi oldu, onlar. Açlık, korku, mal, mülk, kadın, barınak, makam gibi birçok imtihanla karşılaştılar. Bütün bu imtihanları ALLAH'ın yardımı ile geçerek cennete hak kazandılar.
ALLAH da onları zayıf iken güçlü kıldı. Güçlerine güç kattı, nefislerine sükûnet, ordularına da katından nişanlı binlerce melekle yardımını indirdi... Çünkü onlar ALLAH’a (dinine) yardım ediyorlardı, ALLAH da onlara yardımı kendi üzerine aldı. Yeryüzünde İslâm’ın seçkin hidayetini ulaştırmada, küfrü ve şirki yok etmede öncülük ettiler; çünkü onlar Sabikûndular…
Ey Müslümanlar!
Sizler de Muhacirler ve Ensâr gibi olmayı istemez misiniz? ALLAH'ın kendilerinden razı olduğu Ensâr ve Muhacirler ve onlara güzelce tabi olanların övüldüğü gibi sizler de övülmek istemez misiniz? Onlara halef olmak adına, onların açtığı yoldan, sizler de ilerlemek istemez misiniz? İşte tüm bu ameller fisebillah içindir! Bu yol, ALLAH’ın rızasını gaye edinmiş ve hatta kazanmış Ensâr ve Muhacirlerin yoludur!
Böyle bir yaşama ulaşmak isteyenler; yürürlükten kaldırılan İslâm’ı tekrar hayata, topluma, devlet yönetimine hâkim kılmak için çalışmalı, yeryüzünde şirki, küfrü, karanlığı ortadan kaldırmaya azmetmelidirler. İşte Müslümanlar bunun için yarışsınlar.
“Ey İman edenler sizi elim verici bir azaptan kurtaracak bir ticareti göstereyim mi? ALLAH'a ve Rasulü'ne iman eder mallarınızla ve canlarınızla ALLAH yolunda savaşırsınız. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. İşte bu takdirde o sizin günahlarınızı bağışlar, sizi zemininden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerindeki güzel meskenlere koyar. İşte en büyük kurtuluş budur.” (Saf 10-12)
Konu Zahide Keskin bacimiza aittir
|
|
 |
|
 |
|