|
|
 |
« Yanıtla #4 : 30 Kasım 2008, 01:59:22 » |
|
Onun Sünnetine Uymak
Kişi sevdiğini her şeye tercih eder Sevdiğine uymayı da başkalarına uymaya tercih eder Aksi takdirde sevgisinde samimi değildir, kupkuru bir iddia içerisindedir Resulullah'ı (sav) sevmek de Öna uymayı ve itaat etmeyi gerektirir Zira peygamber ALLAH'ın temsilcisi, görevlisi ve elçisidir Bu elçiyi sevmek göndereni sevmek, elçiye itaat etmek gönderene itaat etmektir Resulullah'ı (sav) seven kişi O'nun (sav) sünnetini nefsinde uygular, tatbik eder O'nun (sav) sözlerine, davranışlarına uyar Emirlerine riayet eder, men ettiklerinden de kaçınır Rahat, ferah ve mutluluk zamanlarında da; darlık, üzüntü ve keder anlarında da O'nun (sav) edebiyle edeplenir ve ahlakına uyarak hareket eder Yüce ALLAH O'nu sevmeyi, kendisini sevmekle birlikte emretmiş, ALLAH'ı sevmenin gereği olarak, Peygamberi Muhammed Mustafa'yı sevmeyi ve O'na itaat etmeyi şöyle emretmiştir: "(Ey Muhammed) De ki; ALLAH'ı seviyorsanız bana uyun ALLAH da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın ALLAH affeder ve merhamet eder De ki: ALLAH'a ve peygambere itaat edin Yüz çevirirlerse bilsinler ki, ALLAH inkar edenleri sevmez" (Âli İmrân, 3132, s 53)Bu ayeti kerime ALLAH'ı sevdiğini iddia eden her kesin mutlaka Peygamber'e (sav) de itaat etmesinin gerekli olduğunu bildirmektedir ALLAH'ı sevdiğini iddia edip de, Hz Muhammed'in yolunda olmayan kişinin, Hz Muhammed'in getirdiği dine, kanun ve nizamlara, O'nun bütün söz ve fiillerine uymadığı sürece iddiasında yalancı olduğunu belirten bir delildir (İbni Kesir, age, cl, s 366) Bunu şu hadisi şerif de çok güzel ifade etmektedir: "Kim bizim istemediğimiz bir amel işliyorsa, o amel geçersizdir (reddedilir)" (Müslim, Kaza, s1344, Hn1718)İbni Ebi Rafi'den esulullah'm (sav) şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Sizden birinizi koltuğuna yaslanmış bir vaziyette bulmayayım ki, Ona benim sünnetimden, emrettiğimden yada yasakladığımdan bir şey gelir de o şöyle der; Bilmiyorum Biz ALLAH'ın kitabında bulduğumuz şeye tabi oluruz" (Ebu Davud, Sünen, Sünnet, c 5, s 12; Tirmizî, elCamiu'sSahih, İlim, c 4, s37)Peygamber Efendimiz ALLAH'ın sözcüsüydü O'nun kitabını, emir ve tavsiyelerini, mesaj ve bilgilerini insanlara iletiyordu ALLAH kendisine bazen açıklama, izah etme ve örnek verme görevi vermişken, bazen de tali ve ayrıntı kabilindeki meselelerde hükmü açıklama vazifesi yüklemişti O, bu görevlerini yaparken zaten Yüce ALLAH'ın gözetimindeydi Eğer bir eksiklik veya teknik yanlışlık olsaydı ALLAH kendisini mutlaka uyarırdı Bu nedenle Hz Muhammed'in söylediği her söz, yaptığı her davranış ALLAH'ın onayından geçmiş demektir Aksi takdirde zaten uyarılmaya muhatap olurdu ki, bu da ALLAH'ın yol göstermesi emsinden kabul edilecektir Sonuç olarak Peygamber Efendimizin her sözü ve emrinin ALLAH'tan gelmiş gibi düşünmek ve ona göre davranmak gerekmektedir
Karşı Gelmekten Sakınmak
O'nun (sav) emrettiklerini ve ALLAH'tan alarak tebliğ ettiklerini, kendi nefsinin arzu ve isteklerine, canının çektiklerine tercih etmek gerekir, Bir kişi hem O'nu sevdiğini söylüyor ve hem de karşı geliyorsa yalancı olmaz mı? Peygamberi seven sevgilisinin isteğini, emirlerini, arzuların nasıl terk eder? Seven sevgilisine ters düşmeyi, ayrı kalarak muhalif durumuna düşmeyi asla kabul etmez O, sevgilisinin gönlünü hoş tutmak için her arzusunu, her isteğini kendi arzusu ve isteğinden üstün tutarak ona itaat eder O'nu kendi nefsine tercih eder Yüce ALLAH bu hususta şöyle buyuruyor:"Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler, Kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onlan kendilerine tercih ederler Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir" (Haşr, 9, s 545) En-sar, Peygamberimize ve muhacirlere sevgilerinden dolayı cömert davranmış her şeylerini paylaşmışlar ve onlan kendilerine tercih etmişlerdi Cabir bin Abdullah şöyle bir hadisi şerif naklediyor: "Kim Muhammed'e (sav) itaat ederse ALLAH'a itaat etmiş olur Kim de Muhammed'e (sav) karşı gelirse ALLAH'a karşı gelmiş olur" (Buharı, İ'tısam, c8, s 140)
Adı Anıldığında Salavât Getirmek
Peygamber Sevgisinin diğer bir alameti ve belirtisi de O'nu çokça hatırlamaktır Kim birisini çok severse onu çok anar Onunla görüşmeyi, buluşmayı çok ister Zira seven sevgilisiyle buluşmaktan pek hoşlanır, Peygamberimizin adı anıldığında, O'nu seven kişi gönlündeki sevgi ve hürmetinden dolayı bir özlem, bir hasret duyar O'nu görmeyi arzular Bu hürmet, sevgi ve özlem Hz Peygamber'e dua etmeyi, O'na salavat getirmeyi gerektirir İsmi Şeriflerini duyan aşıklar gönlündeki sevdanın coşması sonucunda salavât getirirler Bunu da şu ayetin emrine uyarak büyük bir içtenlikle ve coşkuyla söylerler"Şüphesiz ALLAH ve melekleri Peygamber'e çok salavât getirirler Ey iman edenler! Siz de O'na salavât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin" (Ahzab, 56, s 425} Yüce ALLAH kendisine hamd etmeyi insanlara emrettiği gibi bu ayette de Peygamberine salavât getirmeyi, dua etmeyi, saygı ve hürmet göstermeyi emretmekte ve farz kılmaktadır Süfyani Sevrî ve diğer bazı alimler, ALLAH'ın Peygambere salavâtı, rahmet etmek; meleklerin salavâtı ise istiğfarını istemek şeklinde açıklamışlardır (Tirmizî, age, Vitir, c2, s356) Bazı alimler de, ALLAH'ın salavâtı, kulunun Şanını yüceltmek; meleklerin salavâtı ise hürmetlerini sunmaktır, demişlerdir
|