Selamun Aleykum

| Ana Sayfam Yap |
| Sık Kullanılanlara Ekle |


Mesajlar:106.210
Konular:16.275
Üyeler:22.805
Site Haritası

Selamun Aleykum, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Özel Arama
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Reklamlar
Şifalı Bitkiler


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu ALLAH sevgisi
Cevap SayisiCevap Sayisi: 9 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 403 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: ALLAH sevgisi  (Okunma Sayısı 403 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Aysen
Paylaşımcı üye
*



Toplam Oyu: 3
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 70


« : 03 Haziran 2008, 10:50:57 »

hidayete açılan kapı.. www.hidayetkapisi.com




ALLAH Sevgisi
 
Sevgi, ALLAH'ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Her insan hayatı boyunca çok sevdiği, güvendiği, yakın hissettiği kişilerle birlikte olmak ister. ALLAH'ın verdiği nimetlerin birçoğu, asıl değerini, gerçek sevgilerin ve dostlukların yaşandığı ortamlarda bulur. Örneğin, gördüğü güzel bir manzaradan zevk alan bir insan, duyduğu heyecanı sevdiği biriyle paylaşmak ister. Aynı şekilde en muhteşem ziyafet sofrası ya da en güzel, en şatafatlı ev bile, tek başınayken bir insana çok fazla çekici gelmeyebilir. Çünkü ALLAH insan fıtratını, sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır. Kuran ahlakını yaşayan insanlarla birarada olmak, onlarla dostluğu ve sevgiyi yaşamak ise, iman eden bir insana birçok nimetten çok daha fazla zevk verir.

Bu nedenle ALLAH'ın sevdiği ve hoşnut olduğu kullarına vadettiği cennet, gerçek sevginin, dostluğun ve yakınlığın sonsuza kadar büyük bir coşku ile yaşanacağı olağanüstü güzellikte bir yerdir. ALLAH'ın Kuran'da cennet hayatına dair verdiği haberlerde hep neşe, arkadaşlık, sevgi, muhabbet, güzel söz ve huzurdan bahsedilmektedir. Sevgi ve dostluğu engelleyecek herşey cennetteki insanlardan uzak tutulmuştur. Örneğin ALLAH bir ayetinde cennete girecek olan müminlerin kalbinden kinden ne varsa alındığını bildirmiştir. (Araf Suresi, 43) Kıskançlık, düşmanlık, rekabet, öfke, darılma, alınma gibi sevgiyi ve dostluğu engelleyen bütün kötü özellikler cennetin dışında kalacaktır.

Cennette yaşayacak olan Müslümanların önemli özelliklerinden biri, onların dünya hayatındayken de, tüm peygamberleri, ALLAH'a iman eden, çaba gösteren her salih insanı ve geçmişte yaşamış bütün Müslümanları çok sevmeleridir. İman edenler ALLAH'ın rızasını kazanmak için çaba gösteren tüm salih müminlere yakınlık duyar, onları kendilerine yakın birer dost ve veli edinirler. Her koşulda ve kayıtsız şartsız onlarla birlikte olmaktan büyük zevk alırlar; bütün Müslümanlara vefa ile bağlıdırlar. ALLAH, müminlerin kalplerindeki imanlarından, ALLAH korkularından kaynaklanan bu güzel sevgiye ve Rabbimiz'e olan içten bağlılıklarına karşılık, onları sevginin ve sadakatin en güzel mekanı olan cennetle ödüllendirecektir.

Müminlerin kalplerindeki sevginin asıl kaynağı ise ALLAH'a olan derin sevgileridir. Müminler, ALLAH'ı çok severler ve hayatlarının her anında ALLAH'ın sevgisini ve rızasını kazanmak için ciddi bir çaba gösterirler.

ALLAH, tüm insanları yoktan var etmiştir. İnsan bir hiçlikken ALLAH'ın rahmeti sayesinde bir can sahibi olmuştur. Kullarını bu dünyada barındıran, çeşit çeşit yiyecekler, meyveler sunan, binbir türlü çiçekle, sevimli hayvanlarla bize zevk verecek manzaralar yaratan, güneşten suya, havadan vitaminlere kadar ihtiyacımız olan herşeyi kusursuzca var eden, uzayın boşluğunda binlerce kilometre hızla yol alan dünyayı her an güvenlik içinde tutan, Rahman, Rahim ve sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz'dir. ALLAH'ın üzerindeki nimetlerini, O'nun herşeye güç yetiren ve tüm evrenin tek hakimi olduğunu, herşeyi en güzel ve hayırlı şekliyle yarattığını düşünen her müminin ALLAH'a olan sevgisi daha da güçlenir. ALLAH'ı seven ve ALLAH'tan korkan bir insan, O'nun sınırlarını büyük bir şevk ve istekle korur; ALLAH'ın her emrini kusursuzca yerine getirmek için büyük bir titizlik gösterir, ALLAH'ın hoşnutluğunu, sevgisini, rahmetini ve cennetini kazanmak için hayatı boyunca bütün gücüyle çalışır.


 

ALLAH'ı çok seven, ALLAH'tan korkan, O'nun kendisinden hoşnut olması için samimi bir gayret gösteren her mümin, dünyaya güzellik kazandıran hayırlı insanlardandır. ALLAH'ı seven insan, ALLAH'ın yarattıklarını da sever, onlara karşı şefkat ve merhamet duyar, onları korumak, onlara hayır ve güzellik getirmek ister. Dünyanın en hayırlı, en üstün ahlaklı insanlarından olan ALLAH'ın elçileri de, çevrelerindeki insanları sevgiye ve yakınlığa davet etmişlerdir:

İşte ALLAH, iman edip salih amellerde bulunan kullarına şu şekilde müjde vermektedir.

De ki: "Ben buna karşı yakınlıkta sevgi dışında sizden hiçbir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik kazanırsa, Biz ondaki iyiliği artırırız. Gerçekten ALLAH, bağışlayandır, şükredene karşılığını verendir. (Şura Suresi, 23)

İnsanların bir kısmı Kuran ahlakını bilmedikleri, ALLAH'ı gerektiği gibi tanıyıp takdir edemedikleri için sevgiden ve dostluktan mahrum kalarak, can yakan, yarı azap içinde bir hayat sürmektedirler. Bu insanlar arasında en görkemli görünen hayatı yaşayanlar bile, aslında gerçek mutluluğu ve huzuru bulamamaktadırlar. İmanı yaşamayan bu insanlar için sevgisiz, dostsuz ve yalnız yaşanan bir hayatın hiçbir anı zevkli ve güzel değildir. ALLAH, sevgisizliği iman etmeyenlere dünyada ve ahirette nankörlüklerinin ve iman etmemelerinin bir karşılığı olarak vermektedir. Bu insanlar ne gerçek anlamda severler ne de sevilirler. ALLAH'a ortak koşarak yaşadıkları sevgi ise gerçek sevgi değildir ve onlara daima karamsarlık, mutsuzluk ve acı getirir.

ALLAH'ın Kuran'da bildirdiği gibi yalnızlık ve dostsuzluk cehenneme ait bir özelliktir:


Çünkü, o, büyük olan ALLAH'a iman etmiyordu. Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı. Bundan dolayı bugün, kendisine hiçbir sıcak dost yoktur. (Hakka Suresi, 33-35)

Bu kitabın amacı inananlara, sonsuz rahmet sahibi olan Rabbimiz'e, ALLAH'ın yarattıklarına ve müminlere olan sevginin önemini hatırlatmak, ALLAH'ı inkar edenlere ait bir özellik olan sevgisizliğin bir insan için ne kadar büyük bir bela ve azap olduğunu göstermektir. Her mümin bu duruma düşmekten kaçınmalı, cennet sevgisini dünyadayken yaşamaya başlamalı, tek dost ve Veli olan Rabbimiz'e ve müminlere sevgi ve vefa ile bağlanmalıdır.. [/b] [/font]
[/size]
Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 16.275


View Profile
Re: ALLAH sevgisi
« Posted on: 08 Ekim 2008, 09:16:25 »

 
      uyari
Selamun Aleykum Ziyaretçi. Sitemize Hoş Geldiniz.. islami sitemizin içeriğinden daha iyi faydalanmak ve mesaj yazmak için üye olmanız gerekmektedir.. sitemizde islami içerik bulunmaktadır.. bulamadığınız herhangi bir konuyu bildirerek yardım alabilirsiniz.. Katkılarınızdan ve Desteklerinizden Ötürü Teşekkür Ederiz... Üye Olmak için Aşağıdaki "Üye Ol" Kısmını Tıklayabilirsiniz..

giris  kayit
Logged
melek-
Paylaşımcı üye
*



Toplam Oyu: 6
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 60


« Yanıtla #1 : 03 Haziran 2008, 12:08:30 »

paylaşım için tşkkürler ALLAH razı olsun
Logged




Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
MERVEİŞ
Yeni üye
*

Avatar Yok


Toplam Oyu: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 3


« Yanıtla #2 : 10 Haziran 2008, 13:48:04 »

ÇOK GÜZELMİŞ BENDE YENİ KATILDIM BU YAIYI ÇOK BEĞENDİM Emeğine Sağlık
Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
HawasHasan
Estağfirullah..
Administrator
*



Toplam Oyu: 1097
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11.660

Ve Birgün Bu Dünya Gül Bahçesine Dönecek..


WWW
« Yanıtla #3 : 10 Haziran 2008, 14:51:35 »

 Allah Razı Olsun
Logged

Gökten yağmur yağdıkça cihad tatlı ve hoştur. İnsanlar üzerine Kur'anı çokça okuyanların,
'Bu zaman cihad zamanı değildir'
dedikleri bir zaman gelecektir. Kim bu zamana ulaşırsa, bilin ki bu ne güzel cihad zamanıdır.
Dediler ki;
'Ya RasulALLAH bunu söyleyecek kimse var mı dır?'
Rasulullah (S.A.V) buyurdu ki;
'Evet bu kimse ALLAH'ın ,meleklerin ve bütün insanlığın lanetlediği kimsedir.'
[İmam Nevevi;Tagribul Tezhib,Şifa-i Essudur,Meşariul Eşvag ila Mesari El Uşşag]



Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
Aysen
Paylaşımcı üye
*



Toplam Oyu: 3
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 70


« Yanıtla #4 : 03 Temmuz 2008, 11:38:34 »

SEVGİSİNİN ÖLÇÜSÜ

ALLAH-u Teala, kendi sevgisinin ölçü ve alametinin Resulullah‘a uymak onun emirlerine itaat etmek olarak belirlemiştir.
“Deki (ey Müslüman’lar), eğer 'ı seviyorsanız bana uyun ve itaat edin ki ta sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin...” (Ali İmran, 31)
Resulullah'ın zamanında ona itaat etmek, sevgisinin alameti ise, Resulullah’tan sonra da onun gerçek halifeleri olan Ehl-i Beyti’ne uymak ve onlara itaat etmek, sevgisinin gerçek ölçüsüdür. Bunu da Resulullah (s.a.a) muhtelif hadislerinde beyan etmiştir ki, bunların en önemlisi “Sekalayn” hadisidir ki Resulullah ölümü yaklaştığında şöyle buyurmuştur:
“Ben, sizin aranızda iki ağır emanet bırakıp gidiyorum; biri 'ın kitabı diğeri itretim olan Ehl-i Beytim’dir. Onlara sarıldığınız müddetçe asla sapıklığa düşmezsiniz. Bu ikisi Kevser havuzu başında bana varıncaya kadar birbirinden asla ayrılmazlar. Bakın görün onlara nasıl davranacaksınız.”
Bu hadis Şia kaynaklarının yanı sıra bir çok Ehl-i Sünnet kaynaklarında da nakledilmiştir.
Yine buyurmuştur: “Her şeyin bir temeli vardır, İslam’ın temeli de ben ve Ehl-i Beytim’i sevmektir.”
Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
Aysen
Paylaşımcı üye
*



Toplam Oyu: 3
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 70


« Yanıtla #5 : 03 Temmuz 2008, 11:40:23 »



Sevgi ve muhabbet üzerine kurulu ilişkiler daha sağlam, daha istikrarlı ve daha süreklidirler.
Aşk ve muhabbetin güçlü kaldıracı da, sosyal alanlardan ve insanî ilişkilerden bir çoğunda, diğer sebeplerden daha çok etkilidir. Bu yüzden, dostluğu takviye eden sebeplerin köklerini bulmak, sıcak bağları gevşeten sebeplerin köklerini tespit etmek ve muhabbeti oluşturan sebeplerden istifade etmek, toplumsal meselelerin iyileşmesinde önemlidir.
Eğer akıl ve düşünce, hayatta yol gösteren bir me*şale rolündeyse -ki aydınlık bahşedecek yol gösterir- kalbi aşk ve muhabbet de, öne götüren, hareketli bir motor güç rolündedir ve ileriye götürücüdür. Kalbin dili aklın dilinden daha güçlüdür ve kimi zaman da muhabbet ve aşk ferman verir, akıl geride kalır ve ona itaat eder.
Muhabbetin Olumlu ve Olumsuz Etkileri
İnsani ilişkilerde sevgi ve aşkın, hem olumlu et*kileri vardır, hem de -hesapsız, ölçüsüz ve kontrol dışı olursa- olumsuz sonuçları vardır.
Nasıl ki, sevmek ve aşık olmak, seven insanda çaba, ümit ve sıcakkanlılık oluşturuyor, onu sevdi*ğiyle yek renk ve yek vücut haline getiriyor, maşuka itaat etmeye sevk ediyor ve aşıkı maşuk yolunda fe*dakarlık yapmaya, kendinden geçmeye ve onda eri*meye sevk ediyorsa; aynı şekilde bazen de hakikat*lerin üzerini örter, kusurları gizler, zayıf noktaları kuvvet noktaları olarak değiştirir ve çirkini güzel gösterir. İşte bu sevgi de aşırılığın yansımala*rıdır. Hz. Peygamber (s.a.a)’in tabiriyle:
“Bir şeyin sevgisi, insanı kör ve sağır eder.”
Ve Hz. Ali (a.s)’ın tabiriyle:
“Kim bir şeye aşık olursa, bu sevgi, onun gözünü köreltir, kalbini hasta eder; artık sağlıksız bir gözle bakar, iyi duymayan bir kulakla işitir. İstek ve emelleri aklını çelmiş ve dünya kalbini öldürmüş.”
Muhabbet; kimi zaman, insanın başkaları hakkın*daki hüküm vermesinde de etkili olabiliyor ve bu muhabbet, insanı, haksız hüküm vermeye sevk edebili*yor. Sevgi, eleştiri ve uyarıları kabul etmeme üze*rinde de etkili olabilir. Eğer siz birini seviyor*sanız, genellikle onun hakkında eleştiri yapmaya ve kusurlarını bulmaya hazır olmazsınız.
Muhabbet bazen, sevgilileri mağrur yapar. Bazılarının sevilme kapasiteleri yoktur. Çünkü peşi sıra gururlanırlar. Bazı çocuklar da eğer fazla sevil*seler şımarık, aşırı ilgi istekli, yaramaz ve kendini beğenmiş menfi duruma düşerler. Her halükarda, gözlerden ırak olmaması gereken bu neticeler, mu*habbetin iyi ve kötü sonuçlarıdır.
Sevgiyi Bildirmek
Sosyal ilişkiler alanıyla daha çok ilgili olan, mu*habbet ve sevgiyi başkalarına ibraz etmektir. Eğer bi*rini seviyorsanız, gerek mümin dost ve kardeşlerden olsun, gerekse de çocuklarınız ve eşinize karşı ve… bu muhabbeti dile getiriniz ve açığa çıkarınız ki ara*nızdaki sevgi çoğalsın ve dostluklar süreklilik ve is*tikrar kazansın.
İnsan doğal olarak, başkaları tarafından beğenilip sevilmek ister. O sevenler, kendi sevgilerini açığa vursalar, sevilen de sevenleri sevmeye başlar ve iki yönlü olan bu muhabbet, yaşantıları daha çok mutlu ve samimi hale getirir.
’ın bizi sevdiğini bilirsek, biz de ’ı daha çok seveceğiz.
Resulü (s.a.a)’in ve Ehl-i Beyt (a.s)’ın biz Şiileri sevdiklerini, defalarca bu sevgilerini göstermiş ve açıklamış olduklarını bilsek ve anlasak, Ehl-i Beyt’in sevgisi kalbimize daha çok yerle*şecektir.
Nitekim (c.c) Kur’ân-ı Kerim’de defalarca kendi muhabbetini açığa vurmuş ve bunlardan sadece bir ayet olan: “Şüphesiz o kimseleri sever ki…” ayetinde; temizlenenleri, tövbe edenleri, te*mizlik arayanları, iyilik edenleri, takva sahiplerini, tevekkül edenleri, çokça sabredenleri, eşitlik ve ada*let taraftarlarını sevdiğini buyurmaktadır.
Yine başka bir ayette, hem ’ın onları sevdiği, hem de onla*rın ’ı sevdikleri kimi insanları hatırlatmaktadır. Bu nükteye dikkat, ’ın sevgisini kalplerde alevlendirir. Masum imamlar, kendi muhabbetlerini taraftarlarına ibraz ettikleri vakit, bu aşkı izharı, karşı tarafta aşk meydana getirirdi.
Hz. Ali (a.s)’dan; “Ya Ali! Nasılsınız?” diye sorduklarında şöyle buyurdular: “Dostlarımın dostu, düşmanla*rımın ise düşmanıyım.”
Acaba, muttakilerin Mevlası Ali (a.s)’ın kendi dostlarını sevdiğini bilirsek, O’nun aşk cevherini kalbimize yerleştirmek için müthiş bir çaba ve gayret göstermez miyiz?
Dostluk ilişkilerini daha çok güçlendiren, sevgiyi açıklamaktır. Siz birine sevgi ve muhabbet besliyor olabilirsiniz, ancak; tembellik, halsizlik, utangaçlık, haya veya başka bir sebepten dolayı asla bunu dile getirmiyorsunuz ve onu sevdiğinizi söylemiyorsunuz. O, nerden sizin onu sevdiğinizi anlayacak ve sizi sevecektir? Onun sevgisini kazanmanın anahtarı, ona olan muhabbetinizi açıklamanızdır. Bu nükte ahlâkın pratik düsturlarında gelmiştir ve hatta bu nükte için müstakil bir bab açılmıştır.
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:
“Eğer birini seviyorsanız, ona bildiriniz.”
Rivayetlerde geçtiğine göre; İmam Bakır ve İmam Cafer Sadık (a.s), mescitte yaranlarıyla oturmuş oldukları bir esnada bir adam oradan geçti. İmam Bakır (a.s)’ın arkadaşlarından biri; “’a yemin ederim ki, ben bu şahsı seviyorum” dedi. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurdular:
“Öyleyse ona bildir. Çünkü, bu bildirme, hem sevgi ve dostluğu devamlı kılar, hem de ülfet ve yakınlık için iyidir.”
Peygamberinin de şöyle buyurduğu nakle*dilmiştir:
“Sizden her kim, dost veya müslüman karde*şini severse, bunu ona bildirsin.”
Bu içerikte başka bir hadis daha nakledilmiş ve o hadiste şu söz de izafe edilmiştir:
“... Sevgiyi bildirmek, fertlerin arasını bulmak için daha uygun ve daha faydalı*dır.”
Sevgiyi Bildirmenin Ailedeki Rolü
Üzerinde durmak istediğimiz bu nükte, toplumsal alanın ve müslüman bir insanın yekdiğeriyle olan irtibatları dışında, aile içinde ve aile fertleri arasında da ortaya çıkmaktadır. Yaşam mut*luluğu; aşkın hakimiyeti, muhit ve sosyal ilişkilere olan aşk iledir. Eğer dostluk ve muhabbet olmazsa, hayat yakıcı bir cehennem, soğuk ve ruhsuz bir muhit olur.
Bazen sadece “seni seviyorum” kelimesini söy*lemek, muhabbeti artırır, yaşantılara ruh ve neşe ka*tar. Aşk ve sevginin aile muhitinde -iki eş arasında ya da babayla anne arasında çocuklarına karşı- ibraz edilmesi, evi cennete çevirir.
Anne ve babanın çocuklarını yeterince sevme*meleri ve onlara gereken muhabbeti göstermemeleri, nice yakıcı cehennemler meydana getiriyor. Çocukların; “Azizim, canım, seni seviyorum...” kelimesini duymaya olan hasretleri, yıllarca onların gö*nüllerinde kalır ve sevgi azlığı sıkıntı*sına uğrarlar.
Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Bir adamın kendi eşine; seni seviyorum demesi, sonsuza kadar onun kalbinden gitmez.”
Ne hayret vericidir ki, kısa ve sade bir cümle, ama bir dünya kadar etkili ve aşk oluşturucu! Aynı şekilde eşine, çocuklarına, dostlarına ve kendi akra*balarına, böyle muhabbet üretici bir kelimeyi söyle*mekten üşenen ve onun, akıbeti, iyi neticeleri ve ya*pıcı tesirinden gafil olan kimseler ne kadar da cimri*dirler ?!
Dostluğu ve muhabbeti açıklamak, sadece söz ve kelimeyle değil. Bazen saygı göstermek, öpmek, ok*şamak, armağan ve hediye almak ve bunun gibi dav*ranışlar aşkın ve dostluğun nişaneleri olabilmekte*dirler.
Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur:
“Çocukları seviniz, onlara merhamet ve şefkat gösteriniz.”
Çocuklara lütufta bulunmak ve onlara şefkatli davranmak, onları sevmenin nişanesidir. Birçok rivayette çocukları öpmek tavsiye edilmiştir ve her bir öpme karşılığında cennetten bir kapı açıldığı zikre*dilmiştir.
Rivayetlerde geçtiğine göre; bir gün Resulü (s.a.a) iki oğlu olan İmam Hasan’la İmam Hüseyin (a.s)’ı öptü. Hazretin yanın*da bulunan Akra’ b. Habis adlı birisi; “Benim on tane çocuğum var, şimdiye kadar hiçbirini öpmemişim!” dedi. Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu:
“Ben sana ne yapayım? Zira , rahmet ve şefkati senin kalbinden çıkarmıştır.”
Birçok rivayette de öpmede adalete riayet etmek, öpme ve sevgi göstermede ayrıcalık yapmaktan kaçınmak tekit edilmiştir.
Acaba ana-babasından sevgi görmeyen, sıcak ve aşk oluşturucu kelimeler duymayan bir çocuk; dostu olmayan, evde yeri olmayan ve hesap edilmeyen biri olduğu neticesine varmaz mı? Acaba bu düşünce, onun için -gerek erkek, gerek kız olsun- sonradan problem oluşturmaz mı? Evden kaçan çocuklar, düşmanların sıcak ve cazip davra*nışlarına aşık olan ve sonunda sapıklığa duçar olan genç kız ve erkekler, aile içerisinde sevgi ve muhabbetten yoksun olanlar değiller mi?
Eğer ev muhitindeki çocuklar, sevgi ve muhabbet açısından doyurulsalar, artık bunlar, muhabbet ağlarıyla genç ve çocukları avlayıp ağa düşüren sahtekarların peşlerine takılmazlar.
Bazı suçluların, günahkarın, evden kaçan ya da intihar girişiminde bulunanların dosyaları incelendiğinde, onların evde ve ana-babaları tarafından yeterince sevilmedikleri görülmektedir.
Hilekar ve namus kurtlarının tuzağına düşen, namusları lekelenen ve bundan ötürü de intihar girişiminde bulunan bir kızın kendi annesi hakkında yazdığı mektupta şunlar geçmektedir:
“O benim annemdi, benim terbiyem için çok ça*lıştı, ben onun tek çocuğuydum, ama benimle asla dost olmak istemedi… Bir gün geldi ki, diğer bir şey*tan ortaya çıktı. Ben sevgiye susadığımdan, onun sevgi dolu elini şiddetle sıktım ve yüzüne kucak açtım. Sevgi görmüş kızların asla bu hatalara duçar olmayacaklarına inanıyorum. Kendi evinde, âb-ı hayat kaynağı bulunan biri, serap peşice gitmez…”
Sonuç olarak sosyal hayat, kendi mutluluk ve ne*şesini, muhabbet ve dostluğa borçludur. Birini sevdi*ğimiz vakit, ister ana-babamız olsun, ister erkek kardeş ve kız kardeşlerimiz olsun, ister çocuklarımız, ister öğretmenlerimiz, ister öğrencilerimiz, ister sahip oldukları fa*zilet ve güzel amellerinden dolayı sevdiği*miz ve gönül evimizde yer edinen kimseler olsun, bu sevgiyi, muhabbeti ve aşkı dile getirelim ve bu sev*giyi kalbimizde hapsetmeyelim.
Dostluğu ve duyulan alakayı izhar etmek, bizim de başkaları tarafından sevilmemize sebep olmaktadır.
Başkalarıyla sevgi oluşturucu sıcak irtibatlar ku*rabilmek değerli bir hünerdir. Bu içtimaî edebi kazanmak ve uygulamak için çalışıp çabalamak gerekir.
Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
Aysen
Paylaşımcı üye
*



Toplam Oyu: 3
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 70


« Yanıtla #6 : 03 Temmuz 2008, 11:41:52 »

ALLAH Sevgisi M.FETTULLAH GÜLEN

GUVEN bildirdi: "Bu yol herkese aç?k olsa da yolcunun samimi ve kararl? olmas? ?artt?r. Herhangi bir mü'min bütün cemallerin, kemallerin, azametlerin, ululuklar?n, ihti?amlar?n, ihti?am üstü ihti?amlar?n O'na ait oldu?unu görüp hissedebildi?i takdirde bütün bu vesilelerin gönülde has?l etti?i alâka, muhabbet ve i?tiyakla O'na yönelir ve O'nu zat?na münasip bir sevgiyle sever ki i?te bu tutku -ve tabir yerindeyse- bu sevda O'nad?r ve tevhid edal? bir a?k u i?tiyak kayna??d?r. Zaten, tevhide kilitli ve ?slâmî esaslara ba?l? bir sinede sevgi inhiraf? da dü?ünülemez.. ve hele asla muhabbet kaymalar? olmaz ve olamaz. Bir muvahhid O'nu O oldu?u için sever ve sevgisini de dünyevî-uhrevî hiçbir mülâhazaya ba?lamaz. O, her zaman gönlünde köpürüp duran sevgi fevvarelerini, a?k u i?tiyak ça?layanlar?n? Kur'ân'la, Hazreti Ruh-u Seyyidi'l-Enâm (aleyhi ekmelü't-tehâyâ)'n?n vaz'etti?i düsturlarla filtre ve test eder ve bunlar? insanî heyecanlarla yürüdü?ü yollarda birer bariyer gibi kullan?r, a?k ate?iyle cay?r cay?r yand??? zamanlarda bile hep istikamet soluklar; O'nu her ?eyin gerçek mâliki, sahibi, görüp gözeteni, esmas?yla mâlum, s?fatlar?yla muhat bir Zât olarak kendine has münezzehiyeti, mukaddesiyeti, mübecceliyeti içinde derin bir a?kla sever; severken de kat'iyen ?atahat ve laubalili?e girmez.


Sevgisi
sevgisi her ?eyin ba?? ve bütün sevgilerin de en saf, en duru kayna??d?r. Hep O'ndan akar gelir, ak?p gelecekse sinelerimize ?efkat ve muhabbet.

Sinelerin dü?manl??a yenik dü?tü?ü, ruhlarda bulant?lar?n ya?and???, kinin, nefretin bütün bütün azg?nla?t???, herkesin birbirinin kurdu hâline geldi?i ?u me?'um ve kapkara günlerde bizim, sudan, havadan daha çok sevgiye, merhamete ihtiyac?m?z oldu?u aç?kt?r. ?imdilerde sevgiyi unutmu? gibiyiz; ?efkat de sözlüklerde müracaatç?s? olmayan garip bir kelime. Yok birbirimize merhametimiz, insanlara sevgimiz. Ac?ma hislerimiz körelmi? gibi, yüreklerimiz kaskat? ve ufkumuz dü?manl?k duygular?yla simsiyah.. ve simsiyah görüyoruz herkesi ve her ?eyi. Ho?görüden nefret eden bir sürü tiran bozmas? var her kö?e ba??nda. Diyalo?a lânet ya?d?ranlar?n say?s? da az de?il. Ço?umuz sürekli kavga vesilesi ar?yor; yalan, iftira ve tezvirlerle birbirimizi karal?yor; di?le, pençeyle veya kan kokan sözlerle kendimizi ifadeye çal???yoruz.

Fertler aras?nda da, y???nlar mabeyninde de ürperten bir kopukluk var; "biz", "siz", "ötekiler" diye ba?l?yoruz ba?larken söze. Bitmiyor parçalay?p bölme h?nc?m?z. Gece televizyon ekranlar?ndaki gaseyanlar?m?z? Arap'?n "Yâ Leylî"si gibi gündüz devam edece?iz imalar?yla noktal?yor, hezeyana bo?du?umuz hissiyatlar? "arkas? yar?n" der gibi yeni bir cedelle?me randevusuyla öldüren gerilimlere emanet ediyoruz. Kopu?uz birbirimizden ve her hâlimize aksediyor bu çözülüp da??lmalar. Ba?? kopmu? tesbih taneleri gibi saç?lm???z sa?a sola; çekiyoruz birbirimizden, çekmedi?imiz kadar gâvurlardan.

Asl?nda, biz 'tan koptuk, O da bizi birbirimizden kopard?. ?nan?p sevemedik O'nu, sevilmesi gerekti?i kadar; O da söküp ald? ruhlar?m?zdan sevme hissini. ?imdilerde, O'nsuzlu?a mahkum o bombo? sinelerimizde, sürekli bencillik h?r?lt?lar?, "sen", "ben" homurtular?, "mürteci", "küfür yobaz?" lak?rd?lar? ve oturup kalk?p birbirimizi tepeleme projeleri üretiyoruz. Lânetlenmi? gibi bir hâlimiz var; hepimiz sevme-sevilme fakiriyiz; aç?z ?efkate, merhamete, mürüvvete. Sevmemi?iz ki O'nu, ald? elimizden sevgiyi, sayg?y?. ?u anda olsun dönüp de O'nu sevebilsek, sevdirecek O da bizi birbirimize. Ama uza??z sevginin as?l kayna??ndan; yürüdü?ümüz yollar bizi O'na götürmüyor; belki daha da uzakla?t?r?yor. Y?llar var ruhlar?m?za sevgi ya?m?yor; bir zamanlar o sa?anak sa?anakt?. Gönüllerimiz kupkuru çöller gibi; iç âlemimizde bir sürü bo?luk.. bo?luklar da âdeta y?lan-ç?yan yuvas?. Bütün bu olumsuzluklar?n bir devas? var; o da, sevgisi...

sevgisi her ?eyin ba?? ve bütün sevgilerin de en saf, en duru kayna??d?r. Hep O'ndan akar gelir, ak?p gelecekse sinelerimize ?efkat ve muhabbet. O'nunla olan alâkam?z sayesinde güçlenip peki?ecektir her türlü insanî münasebet. sevgisi bizim dinimiz-iman?m?z, odur cesetlerde can?m?z. Ya?ad???m?zda hep onunla ya?ad?k. Günümüzde de e?er ya?amay? dü?ünüyorsak ancak onunla ya?ayabiliriz. Varl???n özü, esas? O'nun sevgisidir; neticesi de Cennet ?eklinde o ilâhî muhabbetin bir aç?l?m?. O sevgiye ba?l? yaratm??t?r yaratt??? her ?eyi ve sevilme zevk-i ruhanîsine raptetmi?tir varl?k ve insanlarla münasebetini.

Muhabbetin tecellî alan? ruhtur; biz onu nereye ve neye yönlendirirsek yönlendirelim o hep 'a müteveccihtir; kalbteki da??lma ve kesrette bo?ulmalar?n ?zd?rab? ise bize ait, bize râcidir. Her ?eye kar?? duydu?umuz ve duyaca??m?z sevgi ve alâkay? tamamen O'na ba?lay?p a?k u muhabbeti gerçek de?erine ula?t?rabildi?imiz takdirde, hem de?i?ik da??n?kl?klara dü?mekten kurtulacak hem de d?? yüzleri itibar?yla sevilip alâka duyulan ?eylerden ötürü ?irke dü?memi? olaca??z; olacak ve bütün varl??a kar?? muhabbet ve münasebetlerimizde do?ru yolda yürüyenler gibi kalaca??z.

Putlar, onlara tap?ld?klar? için putperestlerce mabud telakki edilegelmi?lerdir; ise oldu?u için mabud ve mahbubtur. O'nun ulûhiyeti de, rubûbiyeti de bizim O'na ubûdiyetimizi gerektirmektedir. Biz her zaman Hakk'a kullukta bulunur, O'nu sevdi?imizi dillendirir; mazhariyetlerimizin ?ükrünü eda eder ve her hâlimizle O'na kar?? alâka, irtibat ve münasebetlerimizi seslendirmeye çal???r?z.

Mecazî muhabbetlerde cemal, kemal, ?ekil, ?ekilde tenasüb, ululuk, ihti?am, servet, iktidar, makam, mans?b, ikbal, evlad ü iyal, soy-sop.. gibi hususlar birer sevgi vesilesi kabul edilegelmi?lerdir. Bazen bunlara kar?? duyulan a??r? muhabbet ve alâka ile ?irke girenler de olmu?tur ki, büyük ölçüde bütün putperestliklerin arkas?nda böyle bir inhiraf söz konusu olabilir. Böyleleri çok defa cemale meftun olur, kemali alk??lar, eda ve endama vurulur, ululuk ve ihti?am kar??s?nda zillet gösterir; servet ve iktidar u?runda insanl?k ve hürriyetlerini feda eder, makam-mans?b h?rs?yla el-etek öper.. ve her an de?i?ik ihsan ve iltifatlar?yla, teveccüh ve ikramlar?yla kendini bize tan?tt?ran gerçek cemal ve kemal sahibi, ululuk ve azamet taht?n?n biricik sultan?, Ganiyy-i Mutlak ve Muktedir-i ale'l-?tlak Zât'a kar?? gösterilmesi gereken sevgiyi ve alâkay? bir sürü âciz mahlukata da??tarak muhabbet gibi bir cevheri bâd-i heva harcaman?n yan?nda, çok defa kar??l?k göremeyece?i bir mâ?ukun alâkas?zl???, de?mezli?i, vefas?zl???, onu avucunun içine almas?, ona ba? e?dirmesi, kul köle hâline getirmesiyle ölür ölür dirilir.

Mü'minlere gelince onlar, evvelen ve bizzat '? severler ve ?ayet duyacaklarsa O'ndan ötürü ba?kalar?na kar?? alâka duyarlar. Hakk'?n tecelli ve teveccühlerinin hat?r?na herkesle ve her nesneyle bir çe?it münasebete geçer, O'nun nam?na onlara takdirler ya?d?r?r ve a?k u alâkalar?n? ilan ederler.

Asl?nda O nazar-? itibara al?nmadan ?una-buna, ?u nesneye-bu objeye duyulan alâka darmada??n?k, gelecek vadetmeyen, karars?z, neticesiz bir sevgidir. Mü'min herkesten ve her ?eyden evvel O'nu sevmeli, di?er bütün sevimli ?eylere de O'nun isim ve s?fatlar?n?n de?i?ik renk, de?i?ik desen ve de?i?ik edada birer tecellisi olarak alâka duymal?, takdirlerle alk??lamal? ve O'ndan ötürü öpüp öpüp yüzüne-gözüne sürmeli ve her temâ?â etti?i ?eyde "Bu da Senden." deyip âdeta bir vuslat fasl? ya?amal?d?r. Ne var ki, bunu böyle görüp böyle duymak için de;

"Cemâlini nice yüzden görem diyen diller,
?ikeste âyineler gibi pâre pâre gerek." (Anonim)

fehvas?nca hep bir beyt-i Hudâ gibi tertemiz kalabilmi? gönüllere, her simada Hakk'? okuyacak a?ina dillere ihtiyaç vard?r. Zat?nda, okuyabilenler için her varl?k mücellâ bir ayna ve manzum bir kasidedir; hele s?rr-? Rahmâniyet'i aksettiren insan simas?..

"Seni Hak âyine-i Zât etti
Zât-? Yektâs?na mir'ât etti." (Hâkânî)

sözleri ayn-? hakikat ve insana konumunu hat?rlatan önemli bir ir?att?r. Bu itibarla insan e?er o gizli güzelli?in s?rl? bir aynas? ise -ki öyle oldu?unda ?üphe yok- hep gönül gözleriyle O'na müteveccih olmal?, her zaman pusuda bekleyip tecelli avlamaya çal??mal? ve kendini daha derin sevgi iklimlerine al?p götürecek esintiler beklemelidir; beklemeli ve O'na ula?mak veya O'nu ho?nut edip sevdikleri aras?na girebilmek için kurbet yolunun bütün argümanlar?n? kullanmal?, O'nun teveccüh vesileleri aras?nda, buldum/bulaca??m ümidiyle hep ko?turmal? ve gönlü her zaman o "Kenz-i Mahfî"nin kilidinde bir anahtar gibi dönüp durmal?d?r. Bu suretle, e?er muhabbet bir Süleyman, gönül de taht-? revân ise, er geç sultan?n gelip taht?na oturaca?? muhakkakt?r.

Bir de tahtla Süleyman bulu?tu mu art?k insan hep O'nu dü?ünür, iç mülâhazalar?nda O'nunla hasb?hal eder, yudumlad??? suda, çi?nedi?i yemekte, teneffüs etti?i havada gayet aç?k ve net olarak hep O'nun teveccühlerini duyar; O'nun yak?nl???n?n s?cakl???yla oturur kalkar. Kurbet-sevgi aras? gel-gitler münasebeti daha da k?z???r ve sinesi ocaklar gibi yanmaya ba?lar. Yer yer a?k u muhabbetle alevlenir, zaman zaman vuslat i?tiyak?yla yanar tutu?ur; ne var ki, a?k?n? da, i?tiyak?n? da O'ndan gelen bir arma?an bilir ve kat'iyen gam izhar eylemez; gam izhar edip a?yar? âh?ndan âgâh eylemez. ?çten içe f?r?nlar gibi yanar; fakat, ne alev ç?kar?r ne de duman.. namus gibi saklar a?k u i?tiyak?n? ve s?r vermez halden anlamayan nâdanlara.

Bu yol herkese aç?k olsa da yolcunun samimi ve kararl? olmas? ?artt?r. Herhangi bir mü'min bütün cemallerin, kemallerin, azametlerin, ululuklar?n, ihti?amlar?n, ihti?am üstü ihti?amlar?n O'na ait oldu?unu görüp hissedebildi?i takdirde bütün bu vesilelerin gönülde has?l etti?i alâka, muhabbet ve i?tiyakla O'na yönelir ve O'nu zat?na münasip bir sevgiyle sever ki i?te bu tutku -ve tabir yerindeyse- bu sevda O'nad?r ve tevhid edal? bir a?k u i?tiyak kayna??d?r. Zaten, tevhide kilitli ve ?slâmî esaslara ba?l? bir sinede sevgi inhiraf? da dü?ünülemez.. ve hele asla muhabbet kaymalar? olmaz ve olamaz. Bir muvahhid O'nu O oldu?u için sever ve sevgisini de dünyevî-uhrevî hiçbir mülâhazaya ba?lamaz. O, her zaman gönlünde köpürüp duran sevgi fevvarelerini, a?k u i?tiyak ça?layanlar?n? Kur'ân'la, Hazreti Ruh-u Seyyidi'l-Enâm (aleyhi ekmelü't-tehâyâ)'n?n vaz'etti?i düsturlarla filtre ve test eder ve bunlar? insanî heyecanlarla yürüdü?ü yollarda birer bariyer gibi kullan?r, a?k ate?iyle cay?r cay?r yand??? zamanlarda bile hep istikamet soluklar; O'nu her ?eyin gerçek mâliki, sahibi, görüp gözeteni, esmas?yla mâlum, s?fatlar?yla muhat bir Zât olarak kendine has münezzehiyeti, mukaddesiyeti, mübecceliyeti içinde derin bir a?kla sever; severken de kat'iyen ?atahat ve laubalili?e girmez.
Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
ömerhattab
Bilgili Üye
*



Toplam Oyu: 7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 295


« Yanıtla #7 : 03 Temmuz 2008, 13:20:56 »

 Allah Razı Olsun
Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
EBU CENDEL (R.A)
Paylaşımcı üye
*



Toplam Oyu: 1
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 55


« Yanıtla #8 : 05 Temmuz 2008, 13:03:55 »

SELAMUN ALEYKUM
ALLAH SEVGİSİ DEYİNCE AKLIMA
İLK GELEN İTAATİR.
SEVGİ = İTAAT
İTAAT DEYİNCE AKLIMA
KORKU GELİR.
NEDEN KORKU
NİÇİN KORKU
ALLAHA HAKKIYLA İTAAT EDEMEMEKTEN KORKU
BU DA BANA
ŞUNU GÖSTERİYOR Kİ
BİR MUSLUMAN NE KADAR ÇOK ALLAHI SEVİYORSA
O KADAR ALLAH TAN KORKUYOR
AYNI ŞEKİLDE
NE KADAR ÇOK ALLAHTAN KORKUYORSA
O KADAR ÇOK ALLAHI SEVİYOR DEMEKTİR
İNSANLAR İÇİNDE ALLAHI EN ÇOK SEVEN
VE YİNE AYNI ŞEKİLDE ALLAHTAN EN ÇOK KORKAN
SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ
GENELDE YAPMIŞ OLDUĞU
ŞU DUAYI
SİZLERLE
PAYLAŞMAK İSTİYORUM
ALLAHIM MASİYETTEN ( GÜNAHLARDAN ) ALIKAYACAK HAŞYETİNDEN (KORKUNDAN)
BİZE HİSSE VER.  (amin)
BİZE CENNETİNE ULAŞTIRACAK TAAT ( İBADET ) NASİP ET.  ( amin)
SELAM OLSUN
İMAN BAĞI İLE
BİRBİRLERİNE BAĞLANAN MUSLUMAN KARDEŞLERİME[/color]
Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
emre_can
Yeni üye
*



Toplam Oyu: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 26

bEKLenEn...


« Yanıtla #9 : 05 Temmuz 2008, 19:39:37 »

MaşALLAH çok güzel paylaşımlar, Allah Razı Olsun hepinizden.
Logged

Aç kapıyı haber var,
Ötenin ötesinden.
Dudaklarda şarkılar,
Kurtuluş bestesinden.

Biz geldik, bilen bilsin.
Gönül gönül girilsin.
İnsanlar devşirilsin,
Sonsuzluk destesinden.


Necip Fazıl



Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
Etiket:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: