|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|
Robot Moderatör
|
Selamun Aleykum Ziyaretçi. Sitemize Hoş Geldiniz.. islami sitemizin içeriğinden daha iyi faydalanmak ve mesaj yazmak için üye olmanız gerekmektedir.. sitemizde islami içerik bulunmaktadır.. bulamadığınız herhangi bir konuyu bildirerek yardım alabilirsiniz.. Katkılarınızdan ve Desteklerinizden Ötürü Teşekkür Ederiz... Üye Olmak için Aşağıdaki "Üye Ol" Kısmını Tıklayabilirsiniz..
Anahtar Kelimeler: Başka Evrenler; Başka Ademler, Nuhlar; Başka senler, benler/İslam'ın bakış açısı oyunları, Başka Evrenler; Başka Ademler, Nuhlar; Başka senler, benler/İslam'ın bakış açısı programı, Başka Evrenler; Başka Ademler, Nuhlar; Başka senler, benler/İslam'ın bakış açısı oyunu indir, Başka Evrenler; Başka Ademler, Nuhlar; Başka senler, benler/İslam'ın bakış açısı program yükle, Başka Evrenler; Başka Ademler, Nuhlar; Başka senler, benler/İslam'ın bakış açısı download, Başka Evrenler; Başka Ademler, Nuhlar; Başka senler, benler/İslam'ın bakış açısı hikayeleri, Başka Evrenler; Başka Ademler, Nuhlar; Başka senler, benler/İslam'ın bakış açısı resimleri, Başka Evrenler; Başka Ademler, Nuhlar; Başka senler, benler/İslam'ın bakış açısı haber, Başka Evrenler; Başka Ademler, Nuhlar; Başka senler, benler/İslam'ın bakış açısı yükle,
Başka Evrenler; Başka Ademler, Nuhlar; Başka senler, benler/İslam'ın bakış açısı videosu, Başka Evrenler; Başka Ademler, Nuhlar; Başka senler, benler/İslam'ın bakış açısı msn eklentisi, şarkı sözleri, dizisi
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 21 Mart 2008, 07:06:53 » |
|
 |
|
 |
 |
evet vardır, insan ve hayvan dışında da varlıklar yaşarlar. sitatik elektirik gibi bağımsız hareket hali, bizim beden giymemiş halimiz gibi cinler. Nurani ve ruhani olarak da melekler ama ortaya atılan iddialar gibi, bu dünya gibi yaşama uygun bir gezegen varsa bile, orada insan olduğuna dair ayet ve hadis yok. ama melekler var. Aklıma Bediüzzaman'ın şu izahı geliyor.
“Şu nihayetsiz feza-yı âlem ve şu muhteşem semâvat, burçlarıyla, yıldızlarıyla, zîşuur (şuur sahibi olan mahlukatlar), zîhayat(hayat sahibi olan mahlukatlar), zîruhlarla (ruhu mahlukatlar ile ) doludur.
“Nardan, nurdan, ateşten, ışıktan, zulmetten, havadan, savttan, râyihadan, kelimattan, esirden ve hattâ elektrikten ve sair seyyâlât-ı lâtifeden halk olunan o zîhayat (hayat sahiplerine) ve o zîruhlara (ruh sahiplerine) ve o zîşuurlara (şuur sahiplerine), Şeriat-ı Garrâ-yı Muhammediye (Aleyhissalâtü Vesselâm), Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyan, "melâike ve cân ve ruhaniyattır" der, tesmiye eder (isimlendirir).” 29.söz
Peygamberler sadece insan ve cinlere gelmiştir, meleklerin bir mesuliyeti yok, zaten ALLAH'ın verdiği görevleri yapıyorlar.
Çok sığ yazdığımın farkındayım, daha bilgililer anlatırlarsa ve fikirlerini söylerlerse faydalanırım inşaALLAH. Hakkatten güzel konu, kafayı " lay lay lom "'a değil " oy oy oy "'a çalıştırıyor...  Benim ki bu kadar çalıştı... 
Aslında şahanesinden bir izah güzel olur... 
KaOs
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 21 Mart 2008, 09:11:44 » |
|
 |
|
 |
 |
Sizler de sağolun Arkadaşlar, ilginize teşekkürler...
...........
Arkadaşlar isterseniz konuya bir bilimsel makaleden bir kaç alıntı yaparak kısa bir giriş yapalım.Şunu öncelikle belirtmek isterim ki bu bir teori ve doğruluğu en azından şu anda illa da kabul edilmek zorunda değil, kesin doğruları muhteva ediyor ve tamamen doğrudur iddasında da bulunamıyoruz şu anda.Fakat teori tamamen bilimsel temelde ve şu anda konuyla ilgili en son bilimsel gelişmeleri muhteva etmektedir.Konuya bilimsel bir teoriyle giriş yapıyor olmamın amacı ilerleyen bölümlerde bir şekilde "Kur'an bunu zaten söylemişti" diyerek doğru bulmadığım bir yaklaşım içerisine girmek değil, Kur'an ve İslam'ın bilim ile olan ilişkisinin bu şekilde algılanmasının doğru olmadığını da düşünüyorum (bu konuya inşaALLAH daha sonra başka bir başlık altında değinebiliriz).Bilimsel gerçekler kullanılacaksa Kur'an ayetlerinin daha iyi anlaşılabilmesi/kavranabilmesi için kullanılmasının Kur'an-Bilim ilişkisinde daha doğru bir kavrama noktası olduğu kanaatindeyim.
Alıntılayacağım bilimsel makale Focus dergisinde daha önce yayınlanmıştır.Ünlü astro fizikçi Stephen Hawking'in* Herşeyin Teorisi adını verdiği çalışmasından alıntılarla konuyla ilgili bir makale hazırlanmış.Bu makaleden ilgili bazı bölümleri aktarmak istiyorum.
"İngiliz astrofizik uzmanı Stephen Hawking, yeni bulgularıyla, içinde eşizlerimizin bulunduğu fantastik bir "hiper uzay"ın kapılarını açıyor. Biz diğer evrenleri göremiyoruz; ancak, Hawking teorisinde, paralel evrenlerde olanların bizim korkularımızı, becerilerimizi ve özlemlerimizi etkileyebileceğini ileri sürüyor.
Şu sırada, siz bu cümleleri okurken, paralel evrenlerdeki eşizleriniz de bu cümleleri okuyor olabilirler. Onlar da, bu teoriyi okuyunca, büyük olasılıkla sizin gibi inanmayacak ve başlarını sallayacaklardır.
İlk bakışta çılgınlık ya da bir bilimkurgu fantezisi gibi görünse de, bu teori tamamen matematiksel temellere dayanıyor. Stephen Hawking, "Sonsuz sayıda eşiz evrenler var" diyor.
......................
Teori, uzayı, içlerinde bizim eşizlerimizin bulunduğu başka evrenlerden oluşan çok boyutlu bir labirent olarak görüyor. Hawking, bu "kobold evrenler"in yaşayanlarını "gölge insanlar" olarak nitelendiriyor. Yani, bizim evren olarak tanımladığımız belki de, gerçekte iç içe geçmiş, birbirini şekillendiren ve hatta belki birbiriyle iletişim halinde olan, birbirine paralel çok sayıda evrenlerin bulunduğu sonsuz bir uzayın minik bir kesiti.
Bu, sadece birçok esrarengiz olguya aniden bambaşka bir açıdan baktığı için değil, aynı zamanda sıradan yaşamımızın bu kadar basit olmadığını göstermesiyle de büyüleyici bir evren tasviri."
Bu alıntılarla sanırım konuya daha farklı bakış açıları da oluşturulabilir.Bu konu bağlamında aynı zamanda İslam'ın görüşünün de ne olduğu hususunda görüşleri, fikirleri olan arkadaşlarımız varsa buyursunlar.Bu durum İslam'a ters düşer mi ?-Sonuçta hala bir teoridir- , İslam'ın bu konuya bakış açısı ne olabilir veya ne olmalıdır ? Teorinin bir kısmı İslam'a uyuyor, bir kısmı uymuyor mu ?
Buyrun arkadaşlar...
*Stephen Hawking Hakkında Geniş Bilgi için Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapTıklayınız
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #6 : 22 Mart 2008, 00:07:16 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #7 : 24 Mart 2008, 05:15:52 » |
|
 |
|
 |
 |
Konuyla ilgili olarak Mevdudi'nin Tefhimul Kur'an adlı tefsirinden bir bölüm aktarmak istiyorum.Fakat zannediyorum ondan önce bir kaç noktayı belirtmemde fayda var.
Bu konuyu açmamdaki sebep özelde elbetteki bu konu üzerine hem fen bilimler vasıtasıyla hem de İslam'ın bu konuya yaklaşım tarzıyla çift yönlü ve dengeli olarak paylaşımlarda bulunmak.Bununla birlikte şunu da söylemek isterim ki İslam'ın çok geniş bakış açısıyla bilinçli olarak olaylara, bilimsel gerçeklere bakıldığında hem İslam ve Kur'an mesajı daha iyi anlaşılabilir hem de olur olmaz noktalarda, biliçsizce İslam'ın geniş bakış açısını daraltmaya çalışır nitelikte tavırlar ve söylemlerle İslam ve sosyal/fen bilimleri karşı karşıya getirilmemiş olunur.Maalesef Müslümanların çoğunlukla dar ve gelenekselleşmişin dışına çıkmayan İslami bakış açıları, sosyal/fen ve İslami alanlardaki bilgi eksiklikleri dolayısıyla günümüz biliminin geldiği bazı noktalarda aslında İslam ile bir çelişkisi olmamasına rağmen İslam'ın temellerine zıtmış gibi gösterilip karşı tavır alınmaya çalışılıyor.Aslında bunların bir çoğu dikkatle ve daha geniş İslami bakış açılarıyla incelendiğinde aksine hem İslam ve Kur'an mesajının daha iyi algılanmasını/anlaşılmasını hem de gereksiz yere ve İslam'ın bakış açısını daraltırcasına böyle bir çatışma ortamının oluşturulmamasını sağlar.
Bilimsel çalışmaları yapanların bir kısmı herhangi bir "yaratıcı" kavramına inanmadıklarından dalayı bu inanmamanın doğal bir sonucu olarak elde ettikleri verileri gerektiği yerde tesadüflere ve olasılıklara bağlıyorlar.Özellikle bu durum (diğer başka nedenlere oranla daha sık karşılaşılan ve problem olan noktadır ki) ortaya atılan bilimsel teori veya gerçeğin, bir yaratıcının varlığını kabul eden bütün kesimler tarafından tepkiyle karşılanmasına neden olyor.Hatta bu bilimsel teori veya gerçeğin diğer kısımlarına bakılmaksızın sadece bu "tesadüf" bağlantısı ele alınarak bütün bir eleştiriye, karşı tepkiye, karşı mücadeleye girişiliyor ve bunun tamamem yanlış ve dini temele aykırı olduğu iddiası pek de bilimsel olmayan yollarla ıspatlanmaya çalışılıyor.Oysa ki inanmayan bir insanın bu noktada tesadüflere bağlanması, veya bu boşta kalan noktaları ileride bir gün bilimle de açıklanabileceğine inanarak geçiştirmesi/cevapsız bırakması doğal bir sonuçtur çünkü kendisi bir yaratıcının varlığını kabul etmez ve olayı tesadüf ile veya yaratıcıdan olmayan herhangi bir şekilde bağlıyor olması bilimsel teori veya gerçeğin ana temasını oluşturmaz; bu gerçekler böylesi bir amaçla kullanılıyor olsalar bile asıl bilimsel ana tema bu değildir.Bu durumda bir yaratıcının varlığına inanan insanların bu teori veya gerçeklerin oluşumununda tesadüflere bağlanan noktaları elbetteki inandıkları yaratıcıya bağlamaları ve konunun ana teması ile ilgilenerek ve bu gerçekler veya teoriler sayesinde kendi inanç sistemlerinin mesajını daha iyi anlamaya çalışmaları daha doğru olur diye düşünüyorum.Özellikle İslam diğer beşeri veya bozulmuş ilahi dinlerden çok daha belirgin bir şekilde sağlam temellere dayanıyorken Müslümanların, diğer din ve inançların kendilerine problem edindikleri ve karşı gördükleri teori veya bilimsel gerçeklerle çoğu zaman herhangi bir problemi yoktur fakat biraz önce de bahsettiğim sebeplerden dolayı bizler bu şekilde düşünebilmekteyiz.
Sözü biraz uzattım galiba fakat daha fazla uzatmadan bahsettiğim alıntıyı aktarmak istiyorum :
" Talak Suresi / 12- ALLAH, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı.(23) Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten ALLAH'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten ALLAH'ın ilmiyle her şeyi sarıp-kuşattığını bilip-öğrenmeniz için.
23. "Mislehunne" (Onlar kadarını) ifadesi yaratılan sema miktarı kadar da yeryüzünün (arzın) yaratıldığı anlamına gelmez. Kastedilen şudur: Nasıl birçok sema yaratılmış ise, birçok arz da yaratılmıştır. Yani mevcudat için bir döşek olarak yaratılan arz, yeryüzünün bir nevidir. ALLAH Teâlâ, aynı kainatta orada bulunanlar için bir döşek olarak başka arzlar da yaratmıştır. Nitekim Kur'an'ın bazı yerlerinde, sadece bizim dünyamızda değil, başka alemlerde de canlılar olduğuna işaret edilmektedir. (İzah için bkz. Şuara: 29 ve an: 50) Başka bir ifadeyle sayısız yıldız ve gezegenler, açıkça orada da yeryüzündeki gibi kendine özgü bir dünya olduğunu ispatlamaktadır. Kadim müfessirlerden sadece İbn Abbas bu noktaya değinmiştir. Üstelik bunu, kainatta bu dünyanın dışında, başka canlıların da yaşadığı bir dünyayı kimsenin tasavvur bile edemeyeceği bir dönemde söylemiştir. Günümüzde bile bilim adamları bu hususta kuşku içindelerken, 1400 sene önceki insanın bunu idrak edemeyişi doğaldır. Bu yüzden İbn Abbas "Korkarım ki, size bu gerçeği açıklasam imanınız sarsılır" demiştir. Mücahid'in rivayet ettiğine göre, İbn Abbas'a bu ayetin anlamı sorulduğunda, O "Sizlere bu ayetin tefsirini açıklasam, inkâr ve küfre saplanırsınız" demiştir. Hemen hemen aynı sözler Said bin Cübeyr'den mervidir: İbn Abbas, "Bu ayetin anlamını açıklarsam küfre gireceğinizi sanıyorum" demiştir. (İbn Cerir, İbn Humeyd) Buna rağmen İbn Cerir, İbn Ebi Hatim, Hakim ve Beyhaki Ebu Duha'dan birbirinden farklı lafızlar ile, İbn Abbas'ın açıklamasını nakletmişlerdir: "Her aleme, tıpkı bizim peygamberlerimiz gibi Adem, Nuh, İbrahim, İsa gibi peygamberler gelmiştir." Bu rivayeti İbn Hacer Fethu'l-Bari'de İbn Kesir, tefsirinde nakletmiş, İmam Zehebî ise, "Bu rivayetin senedi sahihtir. Ancak ben Ebu Duha'nın rivayetinden başkasını bilmiyorum" demiştir. Bu bakımdan sözkonusu rivayet nadiren zikredilmiştir. Ayrıca ulamenın bir kısmı bu rivayetin yalan ve uydurma olduğunu söylemişlerdir. Molla Aliyyul-Kari, bu rivayeti Mevzuat-ı Kebir'inde (sh. 19) uydurma olarak zikreder ve şöyle der: "Bu söz İbn Abbas'a ait olsa bile, İsrailiyattandır." Fakat bu rivayetin reddedilmesindeki temel gerçek, akla sığmayışıdır. Oysa bunda akla muhalif bir şey yoktur. Allame Alusi tefsirinde şöyle yazar: "Bu yorumu kabul etmeyi aklen ve şer'an engelleyen bir şey yoktur. Yani her alemde yaşayan canlılar vardır ve insanın Adem'e raci oluşu gibi, onlar da kendi asıllarına racidirler. Ayrıca bizim dünyamızda nasıl Nuh, İbrahim gibi insanlar arasından seçilen peygamberler varsa, her alemde de kendi aralarında seçilmiş peygamberler vardır." Alusi şöyle devam ediyor: "Yeryüzünün ve gökyüzünün sayısının 7'den daha fazla olması mümkündür. Zira 7 sayısını kesin bir niteleme olarak anlamak zorunlu değildir. Yani bu sayının daha fazla olmasını nefyetmez." Nitekim bazı hadislerde bir sema ile 500'er yıllık bir mesafe olduğu ifade edilmiştir. Alusi burada da kastolunanın mesafe tayini olmadığını söylüyor. Belki de maksat bir gerçeği aklın kavrayabileceği şekilde anlatmaktadır. Bu noktada Amerika'da Rand şirketinin teleskop aracılığıyla, iklim vs. şartları dünyamızınkine benzer olan ve canlı yaratıkların yaşama ihtimalinin bulunduğu 600.000.000 yıldız ve gezegen tespit etmiş olması oldukça dikkate değerdir. (Economist, London, 26 Temmuz, 1969) "
Konuyu burada bitirmek zorunda değiliz tabii ki, eleştirileri olan veya daha başka kaynaklar sunabilecek, görüşlerini aktaracak kardeşlerimiz varsa buyursunlar, faydalı olacağına eminim inşaALLAH ...
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
« Son Düzenleme: 24 Mart 2008, 05:22:48 Gönderen: KaOs »
|
Logged
|
|
|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #8 : 24 Mart 2008, 05:31:04 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #9 : 24 Mart 2008, 07:31:07 » |
|
 |
|
 |
 |
Belki medar-ı istifade olur diye Yirmialtıncı Mektubun Dördüncü Mebhasını buraya ekliyorum:
Saniyen: Mektubunda diyorsun: -1- tabir ve tefsirinde "on sekiz bin âlem" demişler. O adedin hikmetini soruyorsun.
Kardeşim, ben şimdi o adedin hikmetini bilmiyorum. Fakat bu kadar derim ki:
Kur'ân-ı Hakîmin cümleleri birer mânâya münhasır değil; belki, nev-i beşerin umum tabakatına hitap olduğu için, her tabakaya karşı birer mânâyı tazammun eden bir küllî hükmündedir. Beyan olunan mânâlar, o küllî kaidenin cüz'iyatları hükmündedirler. Herbir müfessir, herbir ârif, o küllîden bir cüz'ü zikrediyor. Ya keşfine, ya deliline, veyahut meşrebine istinad edip, bir mânâyı tercih ediyor. İşte bunda dahi, bir taife, o adede muvafık bir mânâ keşfetmiş.
Meselâ, ehl-i velâyetin ehemmiyetle virdlerinde zikir ve tekrar ettikleri cümlesinde, daire-i vücub ile daire-i imkândaki bahr-i Rububiyet ve bahr-i ubudiyetten tut, tâ dünya ve âhiret bahirlerine, tâ âlem-i gayb ve âlem-i şehadet bahirlerine, tâ şark ve garb, şimal ve cenuptaki bahr-i muhitlerine, tâ Bahr-i Rum ve Fars bahrine, tâ Akdeniz ve Karadeniz ve Boğazına-ki mercan denilen balık ondan çıkıyor-tâ Akdeniz ve Bahr-i Ahmere ve Süveyş Kanalına, tâ tatlı ve tuzlu sular denizlerine, tâ toprak tabakası altındaki tatlı ve müteferrik su denizleriyle üstündeki tuzlu ve muttasıl denizlerine, tâ Nil ve Dicle ve Fırat gibi büyük ırmaklar denilen küçük tatlı denizlerle onların karıştığı tuzlu büyük denizlerine kadar, mânâsındaki cüz'iyatları var. Bunlar umumen murad ve maksud olabilir ve onun hakikî ve mecazî mânâlarıdır
İşte onun gibi, -1- dahi, pek çok hakaiki câmidir. Ehl-i keşif ve hakikat, keşiflerine göre ayrı ayrı beyan ederler. Ben de böyle fehmederim ki:
Semâvatta binler âlem var. Yıldızların bir kısmı, herbiri birer âlem olabilir. Yerde de herbir cins mahlûkat birer âlemdir. Hattâ herbir insan dahi küçük bir âlemdir. tabiri ise, "Doğrudan doğruya her âlem, Cenâb-ı Hakkın rububiyetiyle idare ve terbiye ve tedbir edilir" demektir.
Selametle
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #10 : 25 Mart 2008, 01:10:50 » |
|
 |
|
 |
 |
Ayrıca bizim dünyamızda nasıl Nuh, İbrahim gibi insanlar arasından seçilen peygamberler varsa, her alemde de kendi aralarında seçilmiş peygamberler vardır." size zahmet, şurayı açıp, izah edermisiniz Arkadaşımızın Risale-i Nur'dan aktarmış olduğu bölüm konuya İslami bakış açısı bağlamında gayet iyi bir açıklama.Hem Risale-i Nur'dan aktarılan bu bölümle ilgili bir iki noktayı kullanarak hem de daha önce bahsi geçen tefsir ve bilimsel teori yardımıyla bu noktayı biraz daha açmaya çalışırsak :
Hawking'in Teorisinde.. "Teori, uzayı, içlerinde bizim eşizlerimizin bulunduğu başka evrenlerden oluşan çok boyutlu bir labirent olarak görüyor." / "Şu sırada, siz bu cümleleri okurken, paralel evrenlerdeki eşizleriniz de bu cümleleri okuyor olabilirler."
Bu teori bizim yaşadığımız evrenin dışında sonsuz sayıda evrenin olduğunu ve bunların herbirinde bu dünyada veya evrende yaşayan insanların herbirinin aynısından sonsuz tane daha olduğunu öngörüyor.İlgili makalenin geriye kalan kısımlarında olay daha da açıldığında bu evrenlerdeki zamanın bizden daha ileride, geride veya aynı zaman aralığında olabileceğinden söz ediliyor.Burada biz bugünü yaşıyorken başka bir evrendeki eşizimiz bir kaç gün/hafta/ay/yıl v.s öncesini veya sonrasını yaşıyor olabilir.Hatta daha ileri giderek bu evrenler arası eşizlerin etkileşimlerinin, insanın duygularını, önsezilerini v.s etkileyebileceğinden bahsediliyor.Etkileşimlerin hangi hızlarda gerçekleşebileceği konusunda veya bu durum, mesafeler göz önüne alındığında fiziksel olarak etkileşimlerin ne kadar hızlı olabileceği durumu "Eşzamanlılık" konusu ile de alakalı.("Eşzamanlılık" konusu ile ilgili bir yazıyı daha önce forumda sunmuştum.İsteyen arkadaşlar Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş YapBu Linki Tıklayarak yazıya ulaşabilirler.)
Eğer başka evrenlerde eşizlerimiz (veya yaşayan başka insanlar) var ise onlara da Peygamber gönderilmiş olması elbetteki durumun doğal bir sonucudur.Eğer bunlar eşizlerimiz ise, diğer evrenlere gelen peygamberlerin bize gelenlerle cismani olarak da aynı özellikleri taşıdığından bahsedilebilir.Aynı Nuh (a.s), aynı İbrahim (a.s)...
Bu noktada ayeti tekrar hatırlamakda fayda var :
Talak Suresi / 12- ALLAH, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı.(23) Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten ALLAH'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten ALLAH'ın ilmiyle her şeyi sarıp-kuşattığını bilip-öğrenmeniz için.
Buradaki "yedi" sayısı net bir "yedi" adedi olarak düşünülmemelidir.Kur'an'da sayısal olarak verilen ifadeler anlaşılıp değerlendirilebilsinler diye zihinde bir yer edebilmesi için kullanılabilirler.Bu rakamlar aynı adetleri anlamlarında barındırmak zorunda değildirler.Yanlız elbetteki belli bir sayının zikredilişi de bir hikmete tabi oalbilir.Bu arada "Yedi" sayısının Araplarda sonsuzluğu simgelediğini belirtmek de fayda var diye düşünüyorum."Emir, bunların arasında durmadan iner" ifadesi de burada dikkate değer başka bir nokta elbetteki ve konunun bu sonsuz sayıda evrenler arasındaki zaman farkları ile ilgili bağlantıları düşünülebilir.
Üstad'ın Mektubunda "Kardeşim, ben şimdi o adedin hikmetini bilmiyorum." demesi konu ile ilgili bilgisinin olmadığı anlamından değildir elbetteki , nitekim mektubun ilerleyen bölümünde soruya, dönemin bilimsel gerçeklerini de hesaba katarak o günün şartlarında yapılabilecek gayet olgun ve İslami bir açıklamayı sunmabilmiştir.Fakat bu cümleyi sarfetmesindeki maksat olarak şunu düşünüyorum ki:Üstad konunun ilerleyen bilim ile çok daha açık ve net anlaşılabileceğini ve konuyla ilgili her bilimsel ilerlemenin de bir öncekilere nazaran daha açıklayıcı yorumlara gebe olacağını düşünmüştür.Bu nedenle konu ile ilgili olarak bnunun hikmeti şudur diyerek kestirip atmamıştır aksine çok güzel bir yorumla İslamın bakışını ifade etmiş ve gelecek dönemlerde ilerleyen bilimsel gelişmeler ile birlikte bu konudaki yorumların sürekli kendisini yenileyerek daha anlaşılır kılınması için yol göstermiştir.Bununla birlikte elbetteki bu yorumu günümüz bilimsel gerçekleri ile de yoğrularak daha geniş/kapsayıcı açıklamalar yapılabilir, kendisi konuyla ilgili son noktayı koyma iddiasında da zaten değildir.Öyle olsa bu cümleyi sarfetmemiş olurdu.
Son olarak Üstadın ilgili Mektubundaki en son bölüme dikkat çekmek istiyorum :
"Semâvatta binler âlem var. Yıldızların bir kısmı, herbiri birer âlem olabilir. Yerde de herbir cins mahlûkat birer âlemdir. Hattâ herbir insan dahi küçük bir âlemdir. tabiri ise, "Doğrudan doğruya her âlem, Cenâb-ı Hakkın rububiyetiyle idare ve terbiye ve tedbir edilir" demektir."
Şu an hala öğretildiği şekliyle maddenin en küçük yapı birimleri olarak atomlar görülürler, fakat teoride ıspatlanabilmiş ama halen gözlemlenememiş "sicim" adı verilen yapılar atomdan çok çok daha küçüktür.Hatta daha kolay anlaşılabilmesi için ifade edildiği şekliyle; "bir sicimin büyüklüğünün içinde bulunduğu atomun büyüklüğüne oranı, bir atomun bütün güneş sistemine olan oranı kadardır". Bu durum da göze alındığında bir insan vücudu içerisinde barındırdığı sicimler için birer evren hükmündedir.Aynı şekilde bizim evrenimiz ve sonsuz tane evren de "makro evren" yapısı olarak dışımızdaki sonsuz yapıyı teşkil eder.Bilimsel gelişmelerin, ileride sicimlerden daha küçük yapıları bulamayacağını da iddia etmek mümkün değil.Bir "İnsan" merkez alındığında dışarısında büyüyen ve içerisinde de gittikçe küçülen sonsuz evrenler....
Elmalılı Meali :
Nisa/ 126 - Göklerde ve yerde olanların hepsi ALLAH'ındır. ALLAH, her şeyi kuşatıcıdır.
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|