|
|
 |
« : 28 Haziran 2007, 10:46:31 » |
|
 |
|
 |
 |
Beşer, yeryüzündeki tahribatıyla kendini tokada müstahak etti
Birinci nokta: Nimet ve rahmet-i İlâhiyenin fiyatı, şükürdür. Biz şükrü hakkıyla vermedik. Evet, rahmetin fiyatını şükürle vermediğimiz gibi; zulmümüzle, isyanımızla gazabı celb ediyoruz. Şimdi zemin yüzünde zulüm ve tahribat, küfür ve isyan ile, nev-i beşer tam tokada kendini müstahak etti ve dehşetli tokatlar yedi. Elbette bir parça hissemiz de olacak.
İkinci nokta: Hadiste var ki: “Hatta deniz dibindeki balıklar dahi günahkâr ve zalimlerden şekva ediyorlar ki, onların yüzünden yağmur kesilir, hatta bizim de nafakamız azalır” derler. (Et-Terğib ve’t-Terhib, 1:28; Hayatü’l-Hayavânü’l-Kübrâ, 1.381) Evet, bu zamanlarda öyle günahlar, zulümler oluyor ki, rahmet istemeye yüzümüz kalmıyor, masum hayvanlar da azap çekerler.
Üçüncü nokta: Âyette vardır: “Öyle musibetten kaçınız ki, geldiği vakit zalimlere mahsus kalmaz, masumlar ve mazlumlar da içinde yanar.” (Enfal Sûresi: 25) Çünkü, musibet-i âmmeden masumlar harika bir tarzda, yangın içinde selâmette kalsalar, hikmet-i diniye bozulur. Çünkü din bir imtihan, bir tecrübedir. O vakit, Ebû Cehil gibi fenalar, aynen Ebu Bekir-i Sıddık RadıyALLAHu Anh gibi tasdik ederler. Onun için, musibet-i âmmede masumlar da belâ çekerler.
Dördüncü nokta: Şimdi, malda ve rızıkta hilelerle sûistimal ile, rüşvetle çok haram karıştığı ve ekinciler kendi malına hakkıyla sahip olmadığı ve on adamdan iki-üçü tam rahmete müstahak ise, ekincilerin malından istifade edenlerden beş-altısı ya zulümle, haram karıştırmakla, ya şükürsüzlükle rahmete istihkakını kaybediyor.
Emirdağ Lâhikası, s. 32
Lügatçe:
gazab: Hiddet, öfke.
nev-i beşer: İnsanoğlu.
şekva: Şikâyet.
musibet-i âmme: Umumi musîbet.
selâmet: Emniyet, güven.
hikmet-i diniye: Dinin hikmeti. [/color] [/size]
|
|
 |
|
 |
|