|
|
 |
« : 07 Ağustos 2007, 01:50:54 » |
|
 |
|
 |
 |
Müslüman kadınların tesettür maksadıyla giydikleri kolsuz, bol ve geniş üst örtünün adı. Buna "car" da denilirdi. Eskiden müslüman kadınlar ferâce giyerlerken, Hicaz ve diğer Ortadoğu bölgelerine giden ailelerin Arap kadınlarının giydikleri "torba", "dolma" diye adlandırılan çarşafları Tanzimat'tan sonra İstanbul'a getirmeleri bu örtünün İstanbul'da ve taşrada da yaygınlaşmasına neden olmuştur. Eskiden Suriye'de, hristiyan ve yahudi kadınları; Rumeli'nin bazı yerlerinde de hristiyan kadınları sokağa çıkarlarken çarşaf giyerlerdi.
Çarşaf, Farsça çarşeb'den bozmadır. Çarşeb'in aslı da gece örtüsü anlamına gelen çarşeb'dir. Yatak ve yorganda kullanılan bez örtünün adı da buradan gelir. Çarşaf, ilk kullanıldığı dönemlerde şimdiki yatak çarşafları gibi tek bir parçadan ibaretti. Önden kavuşturulup ayaklardan bele kadar bükülerek sağdan sola, soldan sağa beldeki kemerin arasına sokulur, arkadan ortanın üst kenarı ile peçenin üstüne gelmek üzere baş örtülür, şakaklardan iğnelenir, aynı kenarın baştan aşağı sarkan iki ucu üstüste kapanıp içinden tutulurdu. İstanbullular ilk zamanlarda siyah kıl peçe yerine yüzlerine dallı yemeni örterlerdi. Çarşaflar; ipekli yünlü kumaşlardan yapıldığı gibi muhtelif renkleri vardı. Fakat en çok kullanılan renk siyah idi. Kıyafetlerde yapılan değişiklik ve inkılâplardan sonra Türkiye'de çarşafın giyilmesi yasaklanmış olmasına rağmen, bazı müslüman kadınlar bu tesettür biçimini korumuş ve günümüze kadar giyilmesini sağlamışlardır.
İslâm'da tesettür yani kadının vücudunu örtmesi kesin nass ile sabittir. Bu örtü nasıl olursa olsun önemli olan vücut hatlarını göstermeyecek şekilde bol dikilmiş kalın bir kumaştan olmasıdır. Abâye, ferâce, harmani vb. bol dikimli dış kıyafetler de müslüman kadınların giyebileceği kıyafetlerdir. Çarşaf da bu kıyafetlerden biridir. Önemli olan, hür kadınların özgürlüklerini simgeleyen ve onları yabancı erkeklerin bakışlarından koruyan ve İslâm'ın razı olduğu bol bir kıyafet ile örtünmektir
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 07 Ağustos 2007, 08:31:33 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 07 Ağustos 2007, 13:59:19 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
Gökten yağmur yağdıkça cihad tatlı ve hoştur. İnsanlar üzerine Kur'anı çokça okuyanların, 'Bu zaman cihad zamanı değildir' dedikleri bir zaman gelecektir. Kim bu zamana ulaşırsa, bilin ki bu ne güzel cihad zamanıdır. Dediler ki; 'Ya RasulALLAH bunu söyleyecek kimse var mı dır?' Rasulullah (S.A.V) buyurdu ki; 'Evet bu kimse ALLAH'ın ,meleklerin ve bütün insanlığın lanetlediği kimsedir.' [İmam Nevevi;Tagribul Tezhib,Şifa-i Essudur,Meşariul Eşvag ila Mesari El Uşşag]
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 07 Ağustos 2007, 14:21:09 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #5 : 07 Ağustos 2007, 21:00:12 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #7 : 02 Ekim 2007, 22:56:04 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #8 : 03 Ekim 2007, 00:44:32 » |
|
 |
|
 |
 |
assalamu aleikum kardesim
konu icin öncelikle sagol fakat bazi noktalara deginmek istiyorum izninle.
genel olarak tesettür ve örtünme konulariyla ilgili.
ALLAHu Teala kadını kötü nazarlardan korumak, onu saygıdeğer bir düzeyde tutmak için kadınlara tesettürü emretmiştir. Bu ayetler aşama aşama nazil olmuştur. İlk inen tesettür ayeti Ahzab 33 ile tesettüre de ilk adım atılmıştır.
“ Hem vakarınızla evlerinizde durun da önceki cahiliyet devrinde olduğu gibi süslenip çıkmayın. Namazı kılın, zekatı verin. ALLAH ve Resulü'ne itaat edin. Ey ehli beyt! ALLAH sizden kiri gidermek ve sizi tertemiz, yapmak istiyor.” Daha sonra ikinci merhale olarak Nur 31 ayeti gelmiştir. Bu ayet ile tesettürün şekli daha açık tarif edilmiş, kadınların ziynetlerini setretmeleri istenmiştir. Nur 31de ALLAHu Teala şöyle buyurmaktadır:
“ Mümin kadınlara söyle gözlerini harama bakmaktan korusunlar. Namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine örtsünler….”
Üçüncü merhalede Ahzab 59 ayeti ile cilbab emri gelmiş başörtü ve elbiselerinin üzerine baştan aşağı örten bir dış kıyafet emredilmiştir.
“ Ey peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına hep söyle de cilbablarından (dış elbiselerinden) üzerlerini sımsıkı örtsünler. Bu onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber ALLAH çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.”
Görüldüğü gibi ayetlerde kadınların evde oturmaları tavsiye edilmiş ama dışarı çıkmaları da cilbab şartına bağlanmıştır.Cilbabını giyen bir kadın ihtiyacı için dışarı çıkabilir. ALLAH kullarına kaldıramayacağı yükü yüklemez.
burda cilbab kelimesine dikkat cekmek istiyorum, evet örtünmek sarttir islamda fakat bunun birüsülü vardir tipki Rabbimin buyurmus oldugu gibi kadin cilbab giymekle yükümlüdür aksi taktirde haram islemektedir. sadece bol giyisi giymekle olmuyor Kurani Kerimde "cilbab" kelimesi gecmektedir, peki cilbab nedir..? onun tarifi ise uzun bir kiyafet yukaridan asagiya kadar tek parcadan ulusan bir giyisidir. dikkat edelim inshaALLAH tek parca olmasi sarttir aksi taktirde cilbabligindan cikiyor..
wa assalam sümeyye baciniz
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
“Aralarında hükmetmesi için ALLAH’a ve Rasulüne çağrıldıkları zaman mü’minlerin sözü yalnız: “İşittik ve itaat ettik” demektir. İşte kurtuluşa erenler bunlardır!” (Nur: 51)
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #11 : 03 Ekim 2007, 20:11:05 » |
|
 |
|
 |
 |
Ve AleykumusSelam. Kardeşim.. Cilbab Nedir?
Tefsirlere ve klasik Arapça sözcüklere baktığımızda, "cilbab" için şu değişik tanımların yapılmış olduğunu görürüz: Kamîs (üstlük), kadınların başlarını ve göğüslerini örttükleri ridadan küçük, başörtüden büyük elbise; milhafe yani çarsaf, milhafeden küçük geniş elbise, kadının normal elbiselerini örttüğü üst elbise, vücudu baştan ayağa örten elbise; mikna'a, yani peçe, başörtünün üzerinden örtülen rida; peştemalve rida, kadının bulüzünün ve başörtüsünün üzerinden büründüğü çarsaf.. (Örnek olarak bk. Zâdü'I-mesîr VN/422 ve Sabunî N/382. Bu tanımlar "cilbâb" kelimesinin pekçok tefsirden çıkarılan tarifinin özetidir. Öyleki, bunların dışında bir tanımı yok gibidir.) "Cilbab" için söylenenlerin farklı olanları bunlardan ibarettir.
Görüleceği gibi bu tanımlarda genellikle belirlenen ortak özellik "cilbab"ın giyilenden çok, bürünülen ve normal giysinin üzerine atıverilen bir üstlük olduğudur.
Tefsircilerimiz bize cilbab'ın nasıl giyildiğini ve uygulama biçimini de anlatırlar. Meselâ:
Ibnü'1-Cevzî: Başlarını ve yüzlerini örterler.
Ebû Hayyân: "cilbablarını idnâ etsinler" ifadesi, bütün bedenin örtülmesini anlatır. "Üzerlerine" denmekle de yüzleri kastedilmiştir. Çünkü Cahiliyyet Döneminde kadınların açık olan yerleri yüzleri idi.
Ebu's-Su'ûd: Kadın cilbabı başına atar, ve kenarını da göğsüne sarkıtır. Bu âyet; kadınlar herhangi bir sebeple çıkarlarsa, yüzlerini ve bedenlerini örterler anlamına gelir.
Süddî de: Bir gözleri hariç, bütün yüzlerini kapatırlar, demiştir.
Ibn Kudâme: Cilbab (giyilmeyerek) entari üzerinden kuşanılır.
Ibn Abbas: Kadınlar hür olduklarının bilinmesi için tek gözleri hariç, başlarını ve yüzlerini örterler.
Ibn Şîrîn: Ubeyde es-Sem'ânî'ye cilbabın niteliğini sordum: Bir çarsaf alıp kuşandı. Başının tamamını kaşlarına kadar örttü. Sol gözünü açık bırakarak yüzünü de örttü: (İşte cilbab böyle kuşanılır demiş oldu.) (bk. Zâdü'I-mesîr V/250; Ebu's-suûd VI/81; ibn Kudâme, el-Mugnî I/602; Ebû Hayyân, el-Bahru'l-muhît V/250; Sabûnî, Ravâyi N/283, 381.)
Elmalılı, âyette geçen: "cilbablarını sarkıtsınlar, yaklaştırsınlar" ifadesini anlattıktan sonra şunları ekler:
"Bu açıklamada da iki şekil vardır: Birisi, kaşlarına kadar başlarını örttükten sonra, büküp yüzünü de örtmek ve sadece tek bir gözünü açık bırakmak. (Bizler yetiştiğimiz zaman validelerimizin tesettür tarzı bu idi.) Ikincisi de, alnının üzerinden sıkıca sardıktan sonra burnunun üzerinden dolayıp, gözlerinin ikisi de açık kalsa bile, yüzünün ekserisini ve göğsü tamamen örtmüş bulunmakdır. (1310'da Istanbul'a geldiğim zaman, Istanbul hanımlarının, bir peçe eklemek ve elde açık bir şemsiye bulunmak şartıyla tesettür tarzları da bu idi). (Elmalılı, Hak Dinî V/3928.)
Evet.. Bir Çok Alim (Elmalılı Hamdi Yazır Dahil Olmak Üzere) Yukarda Bahsettiğim Gibi Açıklamıştır.. Yani Yüz(baş) Ve Göğüs Kısmını Örten, Bazılarınında Çarşaf Olarak Nitelendirdiği bir Kıyafettir.. Nitekim Çarşaf Tek Parça Değildir. Bir Parça Belden Yukarısı için Bir Parçasıda Aşağısını Örtmek İçin Kullanılan bir Kıyafettir.. Hatta Günümüzde Omuzlar içinde iki parça daha eklenip (giyimi kolaylaştırmak) Toplam 4 Parça Şeklindedir.. Yukarda belirtmiştim ama tekrar etmem de sanırım fayda var.. Önemli olan nokta Hadislerde apaçık gösterilmiştir.. uzuvlar belli olmayacak, tedbir durumlarında tanınmayı engelleyecek, başı kapatacak.. tabi bunlardan önce de zaruret dışında dışarı çıkmamak gereklidir. sizinde belirttiğiniz gibi ALLAH bu şekilde Kadını Yüceltmiştir.. Yüce Rabbe Hamd Olsun. Amin.. Esselamu Aleykum..
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #13 : 10 Mart 2008, 02:06:31 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #15 : 12 Mart 2008, 00:48:26 » |
|
| | |