|
|
 |
« : 28 Mart 2008, 17:39:47 » |
|
 |
|
 |
 |
**Mevlana** DİLİNDEN DUA
Yâ Rabbî! Bizim hâlimize bakarak muâmele etme. Kendi ikrâm ve ihsânına göre bize muâmele eyle.
Yâ Rabbî! Kerem ve lütfunla hidâyet ettiğin kalbi tekrar dalâlete, sapıklığa meylettirme. Belâları bizden sarf eyle, çevir ve değiştir. Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim! O günahlar dolayısı ile bizden intikam alma. Bize azâb etme.
Yâ Rabbî! Biz nefis ile şeytana köpek gibi tâbi olduksa da sen, azab arslanını bize saldırtma.
Ey Hayy, ebedî diri olan Rabbim! Taleb ve duâ üzerine nasıl olur da kerem etmezsin. Sen kerem sâhibisin.Ey mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyâcını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak lâyık değildir.
Yâ Rabbî! Rûhumda bir ilim katresi var. İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle. Ey ihsânı çok olan Rabbim! Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et. Ey affetmeyi seven Rabbim! Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle. Ey yardım isteyenlerin yardımcısı! Bizi hidâyete çıkar.
Yâ Rabbî! Duâ ve yakarışlarımızda sana lâyık olmayan sözleri bilmeyerek söyleyip hatâlarda bulunmuş isek, o kelimeleri sen ıslâh et ve duâmızı kabul buyur. Çünkü sözlerin hâkimi ve sultanı ancak sensin.
Ey âlemin yaratıcısı! Kasvetli, kararmış, katılaşmış âdetâ taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi yumuşat, feryâdımızı, âh u vâhımızı, hoş eyle ki rahmetini celbetsin, çeksin. Bizi köle gibi kullanan bu serkeş nefisten bizi satın al. O nefis bıçağı kemiğe dayandı (zulmü canımıza yetti).
Yâ Rabbî! Sana ne arz edeyim. Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin."
Hz. Mevlâna son demlerinde iken, dostu Siraceddin Tatari'yi yanına çagırarak, kendisine su duayı ögretmis ve sıkıntılı zamanlarında okumasını tavsiye etmistir:
"Ya Rabbi! Bana ne senin zikrini unutturacak, sana şevkimi söndürecek, seni tesbih ederken duyduğum lezzeti kesecek bir hastalık; ne de beni azdıracak, şer ve kötülüğümü artıracak bir sıhhat ver." Ey Merhamet edenlerin merhametlisi! Merhametinle bu duamı kabul et.
Hz. Mevlana'nın Sabah Namazından Sonra Okudukları Dua
ALLAH'ım kalbimi nurlandır, kulağımı nurlandır, gözümü nurlandır, saçımı nurlandır, derimi nurlandır, etimi nurlandır, kanımı nurlandır, önümü nurlandır, ardımı nurlandır, altımı nurlandır, üstümü nurlandır, sağımi nurlandır, solumu nurlandır, ALLAHım! nurumu artır, bana nur ver. Ey nurun nuru ey merhametlilerin merhametlisi ALLAHım merhametinle beni nur et.
Bu dua, ismi güzel, cismi güzel, teni güzel, canı güzel, ruhu güzel, huyu güzel Efendimiz (SallALLAHu Aleyhi Vesellem)'in dilindendir.
Yorum (0) Kalıcı Bağlantı18/5/2007inciler
Hz. MEVLÂNA'dan
ÖZLÜ SÖZLER
Sevgide güneş gibi ol,
dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,
hataları örtmede gece gibi ol, tevazuda toprak gibi ol,
öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün,
ya göründügün gibi ol.
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
Eşekten şeker esirgenmez ama eşek yaratılışı bakımından otu beğenir.
Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir, helvadır.
Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır. Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür. Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
Nasıl olur da deniz, köpeğin agzından pislenir, nasıl olur da güneş üflemekle söner?
Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar.
Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir. Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayiverir.
Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü, inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur. Kıskançlık ateşten meydana gelir.
Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.
Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin. Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir. Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.
Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamaesından ileri gelir.
Oruç tutmak güçtür, çetindir ama ALLAH'ın kulu kendisinden uzaklaştırmasından, bir derde uğratmasından daha iyidir.
Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz. Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan, toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.
Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.
Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir. Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları. Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?
Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler.
Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı, dünyada su da olmazdı, ateş de.
İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir.
A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın, tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.
O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti. Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
Altın ne oluyor, can ne oluyor, inci, mercan da nedir bir sevgiye harcanmadıktan, bir sevgiliye feda edilmedikten sonra.
Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor, gama binlerce defa aferin.
Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça, ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
Şu dünyada yüzlerce ahmak, etek dolusu altın verir de,
şeytandan dert satın alır.
Nice insanlar gördüm, üzerinde elbisesi yok.
Nice elbiseler gördüm, içinde insan yok.
Sen diri oldukça ölü yıkayıcı seni yıkar mı hiç?
Dert, insanı yokluğa götüren rahvan attır.
Ehil olmayanlara sabretmek ehil olanları parlatır.
Leş, bize göre rezildir ama, domuza, köpeğe şekerdir,helvadır.
Kuzgun, bağda kuzgunca bağırır.
Ama bülbül, kuzgun bağırıyor diye güzelim sesini keser mi hiç?
Pisler, pisliklerini yapar ama sular da temizlemeye çalışır.
Dikenden gül bitiren, kışı da bahar haline döndürür.
Selviyi hür bir halde yücelten, kederi de sevinç haline sokabilir.
Nasıl olur da deniz, köpeğin ağzından pislenir,
nasıl olur da güneş üflemekle söner?
Akıl padişahı kafesi kırdı mı, kuşların her biri bir yöne uçar
Tövbe bineği, şaşılacak bir binektir.
Bir solukta aşağılık dünyadan göğe sıçrayıverir.
O beden testisi ab-ı hayatla dopdolu, bu beden testisi ise ölüm zehiri ile. İçindekine bakarsan padişahsın, kabına bakarsan yolu yitirdin.
Genişlik, sabırdan doğar.
Korkunç bir kurban bayramı olan kıyamet günü,
inananlara bayram günüdür, öküzlere ölüm günü.
Kim daha güzelse kıskançlığı daha fazla olur.
Kıskançlık ateşten meydana gelir.
Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
Irmak suyunu tümden içmenin imkanı yok ama
susuzluğu giderecek kadar içmemenin de imkanı yok.
Gürzü kendine vur. Benliğini, varlığımı kır gitsin.
Çünkü bu ten gözü, kulağa tıkanmış pamuğa benzer.
Ey altın sırmalarla süslü elbiseler giymeye, kemer takmaya alışmış kişi. Sonunda sana da dikişsiz elbiseyi giydirecekler.
Eşeğe, katır boncuğuyla inci birdir.
Zaten o eşek, inciyle denizin varlığından da şüphe eder.
Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu,
dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir.
Ayın, geceye sabretmesi, onu apaydın eder.
Gülün, dikene sabretmesi, güle güzel bir koku verir.
Arslanın, sabredip pislik içinde beklemesi, onu deve yavrusu ile doyurur.
Zahidin kıblesi, lütuf, kerem sahibi ALLAH'tır.
Tamahkarın kıblesi ise altın torbası.
Sarhoş, cinayeti yapar da sonra "özrüm vardı, kendimde değildim"der. Kendinde olmayış, kendiliğinden gelmedi sana,onu sen çağırdın.
İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir.
İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır.
Birinin başına toprak saçsan başı yarılmaz.
Suyu başına döksen, başı kırılmaz. Toprakla, suyla baş yarmak istiyorsan,
toprağı suya karıştırıp kerpiç yapman gerek.
Yoldaki bir tepecik seni bunaltmış, oysa önünde yüzlerce dağ var
Kabuğu kırılan sedef üzüntü vermesin sana, içinde inci vardır.
Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak.
Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.
Hiçbir kafire hor gözle bakmayın. Müslüman olarak ölmesi umulur çünkü.
Şu deredeki su,kaç kere değişti,yıldızların akisleri hep yerinde.
Yol kesenler olmadıkça ,lanetlenmiş şeytan bulunmadıkça,
sabırlılar, gerçek erler, yoksulları doyuranlar nasıl belirir, anlaşılır?
Oyun ,görünüşte akla uymaz ama çocuk oyunla akıllanır.
Anlayış, edep şehirlilerdedir. Ziyafet, garip konaklamak da köylülerde.
Resimler ister haberleri olsun,ister olmasın,
hepsi de ressamın elindedir, o elden çıkar.
Alışan güvercin sallanan kamıştan kaçar mı hiç?
O kamıştan göklere uçan yere alışmamış olan güvercin ürker,kaçar.
Mal, sadakalar vermekle hiç eksilmez.
Hayırlarda bulunmak,malı yitmekten korur.
Çalınmış kumaş,devamlı kalmaz insanda. Hırsızı da darağacına götürür.
Ağlayışın,feryat edişin bir sesi,sureti vardır. Zararınsa sureti yoktur. Zararda insan elini dişler ama zararın eli yoktur.
Her korkuda binlerce eminlik vardır,göz karasında onca aydınlık mevcut.
Verdiğini geri alan kişi, köpek gibi kusmuğunu yemiş olur.
Şarap kadehtedir ama kadehten meydana gelmemiştir ki.
Ağzını,şarabı verene aç.
Ekme günü gizlemek toprağa tohumu saçmak günüdür.
Devşirme günüyse tohumun bittiği gündür,karşılığını bulma günüdür.
Bilgi, sınırı olmayan bir denizdir.
Bilgi dileyense denizlere dalan bir dalgıçtır.
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Bülbüllerin güzel sesleri beğenilir de bu yüzden kafes çeker onları.
Ama kuzgunla baykuşu kim kor kafese?
Meyve ekşi bile olsa, olmadıkça ona ham derler
Çayırlıktan, çimenlikten esip gelen yel,
külhandan gelen yelden ayırt edilir.
Dünya malı, bedene tapanlara helaldir.
Gerçek kokusuyla, ahmağı kandıran yalan sözün kokusu,
miskle sarımsak kokusu gibi, söz söyleyenin soluğundan anlaşılır.
Her dil, gönlün perdesidir. Perde kımıldadı mı, sırlara ulaşılır.
Ahlaksızların bağırışıyla, yürekli yiğitlerin naraları,
tilkiyle arslanın sesi gibi meydandadır.
Kötü nefis, yırtıcı kuştur.
Hırsın yemdir, cehennemse tuzak.
Doğan, avdan av getirir, fakat kendi kanadıyla uçar da avlanır.
Padişah da bu yüzden onu keklikle, çil kuşuyla besler.
Dil, tencerenin kapağına benzer.
Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın.
Yemekle dolu karın, şeytanın pazarıdır.
Sözle anlatılan şey, yalan bile olsa, kokusu,
gerçek olduğunu da haber verir, yalan olduğunu da.
Sevgiden, tortulu bulanık sular arı-duru bir hale gelir.
Sevgiden, dertler şifa bulur. Sevgiden, ölüler dirilir.
Sevgiden, padişahlar kul olur. Bu sevgi de bilgi neticesidir.
Mumundur karanlık veren sana.
Anlatırdım bunu ama, gönlünün beli kırılıverir. Gönül şişesini kırarsan artık, yaşamak fayda vermez.
Rüşvet alan para pul padişahı değiliz.
Paramparça olmuş gönül hırkalarını diker, yamarız biz.
Aşıkların gönüllerinin yanışıyla gözyaşları olmasaydı,
dünyada su da olmazdı, ateş de.
İki parmağının ucunu gözüne koy. Bir şey görebiliyor musun dünyadan? Sen göremiyorsun diye bu alem yok değildir. Görememek ayıbı, göstermemek kusuru, uğursuz nefsin parmağına ait işte.
İnsan, gözden ibarettir aslında, geri kalan cesettir.
Göz ise ancak dostu görene denir.
A kardeş, keskin kılıcın üzerine atılmadasın,
tövbe ve kulluk kalkanını almadan gitme.
Bir gömlek derdine düşeceksin ama belki o gömlek kefen olacaktır sana.
Dün geçti gitti. Dün gibi, dünün sözü de geçti.
Bugün yepyeni bir söz söylemek gerek.
Saman çöpü gibi her yelden titrersin.
Dağ bile olsan, bir saman çöpüne değmezsin.
O dağa bir kuş kondu, sonra da uçup gitti.
Bak da gör, o dağda ne bir fazlalık var ne bir eksilme.
Gördün ya beni gamdan başka kimse hatırlamıyor,
gama binlerce defa aferin.
Nefsin, üzüm ve hurma gibi tatlı şeylerin sarhoşu oldukça,
ruhunun üzüm salkımını görebilir misin ki?
Ağzını kapa ve altın dolu avucunu aç.
Ceset cimriliğini bırak da cömertliği seç.
|
|
 |
|
 |
|