Selamun Aleykum

| Ana Sayfam Yap |
| Sık Kullanılanlara Ekle |


Mesajlar:101.646
Konular:15.793
Üyeler:21.763
Site Haritası

Selamun Aleykum, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Özel Arama
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Reklamlar
Reklam Vermek için Tıkla..


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu EYY ÖLÜM...
Cevap SayisiCevap Sayisi: 11 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 478 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: EYY ÖLÜM...  (Okunma Sayısı 478 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ecrin1
Paylaşımcı üye
*



Toplam Oyu: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 53


« : 04 Mart 2008, 02:44:35 »

hidayete açılan kapı.. www.hidayetkapisi.com


Ey ölüm!

Ey, bu dünya hayatını öbür ikizine bağlayan göbek bağı!
Ey, dünya ile ahiret arasındaki sırlı kapı! Ey, ölüm meleğinin bile geçmek zorunda olduğu ğaybi dehliz! Ey, sevmeyeni seveninden çok olan kaçınılmaz kader! Ey, çoklarının peşinen suizan ettiği tükürük hokkası!

İyi ki varsın.
Senin olmadığın bir dünyada yaşamak istemezdim. Zaten böyle bir dünya yaşanacak bir dünya da olmazdı. Düşünsene ey ölüm, farzı muhal sen ölmüşsün, insan ölümsüzleşmiş. Ne olurdu şu yalan dünyanın hali? Kim tutardı insanoğlunu? Ne frenlerdi insanoğlunun ihtirasını? Azgınları, sapkınları, zalimleri, kafirleri, hainleri, gafilleri kim zaptederdi?

Nemrutlardan bunaldık mı, ölüm var deyip teselli oluyoruz. Firavunların zulmünden gına geldik mi, ölüm var deyip teselli oluyoruz. Zalimlerin pençesine düştük mü, ölüm var deyip teselli oluyoruz. Eşkıya dünyaya hükümdar oldu mu, ölüm var deyip teselli oluyoruz. Ya sen de olmasan, ne teselli eder bizi?

Ha, yanlış anlaşılmasın: Bizi teselli eden bizatihi senin varlığın değil. Asıl teselliyi, seninle gelen Hesap Günü
ile buluyoruz. Biz ölümü, büyük mahkemeye çıkış için bir celp olarak anlıyoruz. Zaten, seninle teselli olmamızın anlamı, ilahi adalete olan güvenimiz. Sen sadece bizi ilahi adalete yaklaştıran bir araçsın.

Ey ölüm!

Sana hazır olmayanlar, seni kötü göstermek için ne kadar büyük gayret harcıyorlar? Onlara sormak geliyor içimden: Siz kaç kere öldünüz? Ölümü ne kadar tanıyorsunuz? Ölümü karalamakla ne umuyorsunuz?
Sana yapılan en büyük iftira, senin bir intikal değil, bir unutuluş ve yok oluş olduğunu söylemektir. Bunu söyleyenler, suçluluk psikolojisiyle sana iftira ediyorlar. Mahkeme kaçağı bir suçlu gibi davranıyorlar. İlahi adalet önünde yargılanmaktansa, yok olup gitmeyi, unutuluşa terk edilmeyi tercih ediyorlar.

Dünyaya kazık çakmak için elinden geleni yapan bu tip, neden ahiret diye bir hayatın olmasını istemez ki ey ölüm? Bu uğurda, neden var oluşundan vazgeçmeye kalkar? Nedir bu tipin gözünü bu kadar korkutan, aklını bu kadar dumura uğratan, kanını tepesine sıçratan? Sahi, insan hiç yok olmayı, unutuluşa terk edilmeyi ister mi? Bu talep, insanın kendi kendisini böceklerle, sineklerle, amiplerle eşitlemesi değil de nedir? İnsan neden kendisine bu hakareti reva görür? Ebedi bir hayatın kollarında yaşamak varken, niçin keşke toprak olup gitseydim der?

Sebebi, vahyin küfür dediği şeydir değil mi ey ölüm? Sebebi tek dünyalı bir hayat yaşamaktır: tek dünyalı ve dünyacı, dünyaya meftun, dünyaya bağlı Böyle biri öbür dünya için hiçbir şey hazırlamaz. Değil mi ama; kim inanmadığı bir dünya için bir şeyler biriktirir? Eğer inandığı halde bir şeyler hazırlamamışsa, o da ayrı bir beladır. Suyu getirenle testiyi kıranı kim bir tutar? Bu ALLAHa iftira olmaz mı?

Sana yapılan bir başka iftira, senin uyku olduğunurahat uyu söylemektir. Bu iftira, aynı zamanda bunun tersini söyleyen Hz. Peygamberi de yalanlamaktır.

Sahi ey ölüm1) ALLAHa,
2) ahirete,
3) ilahi rahmete inanmaları , birileri omuzlarında taşıdıkları cesetleri toprağa gömerken, neden rahat uyu derler. Bunu ölenin nasipsizliğine mi yormalı, gömenin nasipsizliğine mi, yoksa her ikisinin nasipliğine mi?
Duydun mu ey ölüm bu güruhun ebedi istirahatgah edebiyatını? Kim bilir sen bile gülmüşsündür bu trajikomik duruma. Ebedi istirahatgâhmış. Bunlar kendilerini ne sanıyorlar ey ölüm? Toprağın üstünde yürüttükleri saltanatlarını toprağın altında da, hatta ahirette de yürüteceklerini mi sanıyorlar?
Veya aslında bir şey sandıkları yok da, ölüm karşısında yaşadıkları derin şaşkınlık ve çaresizliği örtmek için, bu söylemleri bir tür zihni alkol ve uyuşturucu olarak mı kullanıyorlar?
Doğru ya ey ölüm; rahmet etsin
diyemezler ki? Hem nasip olmaz, hem dilleri varmaz. Bunu demek için
1) ALLAHa,
2) ahirete,
3) ilahi rahmete inanmaları lazım.
Hem kimlere rahmet edeceğini, Haşr suresinin 10. ayetinde açıkça buyurmuş. Bu ayette müminlere kimler için rahmet dileyeceklerini öğretiyor. Kendisine ALLAHtan rahmet dilenecek kimselerin olmazsa olmaz özelliği, İmanla göçüp gitmiş olmaları.
İman kalpte gizlidir diye üfürecek olanlara, söylenecek söz belli: Bir Müslüman da zaten kalpte gizli olandan yola çıkarak rahmet dilemez, ölenin hayatına bakarak diler.

Ey ölüm!

Sen hep konuş.
Sen konuşunca herkes susuyor. Senin sesin herkesinkinden gür çıkıyor. Ama ahir zamanda bir güruh peyda oldu: Sen konuşunca, hatta bağırınca dahi susmayan. Senin sesini bastırmak için gürültü patırtı yapan.
Bu güruh da dahil, hiç kimsenin senin elinden kaçamayacağını bilmek bizi teselli ediyor.Asıl soru şu: Bizi teselli eden şey, neden onları bunca küstahlaştırıyor?
Logged
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 15.793


View Profile
Re: EYY ÖLÜM...
« Posted on: 05 Eylül 2008, 17:05:57 »

 
      uyari
Selamun Aleykum Ziyaretçi. Sitemize Hoş Geldiniz.. islami sitemizin içeriğinden daha iyi faydalanmak ve mesaj yazmak için üye olmanız gerekmektedir.. sitemizde islami içerik bulunmaktadır.. bulamadığınız herhangi bir konuyu bildirerek yardım alabilirsiniz.. Katkılarınızdan ve Desteklerinizden Ötürü Teşekkür Ederiz... Üye Olmak için Aşağıdaki "Üye Ol" Kısmını Tıklayabilirsiniz..

giris  kayit
Logged
HawasHasan
Hayat İman u Cihada..
Administrator
*



Toplam Oyu: 1090
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11.238

bir ay yokum..


WWW
« Yanıtla #1 : 04 Mart 2008, 23:37:31 »

 Allah Razı Olsun
Logged

Gökten yağmur yağdıkça cihad tatlı ve hoştur. İnsanlar üzerine Kur'anı çokça okuyanların,
'Bu zaman cihad zamanı değildir'
dedikleri bir zaman gelecektir. Kim bu zamana ulaşırsa, bilin ki bu ne güzel cihad zamanıdır.
Dediler ki;
'Ya RasulALLAH bunu söyleyecek kimse var mı dır?'
Rasulullah (S.A.V) buyurdu ki;
'Evet bu kimse ALLAH'ın ,meleklerin ve bütün insanlığın lanetlediği kimsedir.'
[İmam Nevevi;Tagribul Tezhib,Şifa-i Essudur,Meşariul Eşvag ila Mesari El Uşşag]



Ecrin1
Paylaşımcı üye
*



Toplam Oyu: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 53


« Yanıtla #2 : 07 Mart 2008, 00:34:34 »

 Ecmain
Logged
b.s
Süper Üye
*

Avatar Yok


Toplam Oyu: 108
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2.006


« Yanıtla #3 : 07 Mart 2008, 00:41:28 »

   
Alıntı
Ey ölüm!

Sen hep konuş.
Sen konuşunca herkes susuyor. Senin sesin herkesinkinden gür çıkıyor. Ama ahir zamanda bir güruh peyda oldu: Sen konuşunca, hatta bağırınca dahi susmayan. Senin sesini bastırmak için gürültü patırtı yapan.
Bu güruh da dahil, hiç kimsenin senin elinden kaçamayacağını bilmek bizi teselli ediyor

 Allah Razı Olsun  Teşekkürler
Logged
beyza
beyza
Süper Üye
*



Toplam Oyu: 59
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.856

...sensiz bu güller soldu efendim...


WWW
« Yanıtla #4 : 07 Mart 2008, 02:00:42 »

Ey ölüm!

Sana hazır olmayanlar, seni kötü göstermek için ne kadar büyük gayret harcıyorlar? Onlara sormak geliyor içimden: Siz kaç kere öldünüz? Ölümü ne kadar tanıyorsunuz? Ölümü karalamakla ne umuyorsunuz?
Sana yapılan en büyük iftira, senin bir intikal değil, bir unutuluş ve yok oluş olduğunu söylemektir. Bunu söyleyenler, suçluluk psikolojisiyle sana iftira ediyorlar. Mahkeme kaçağı bir suçlu gibi davranıyorlar. İlahi adalet önünde yargılanmaktansa, yok olup gitmeyi, unutuluşa terk edilmeyi tercih ediyorlar. Allah Razı Olsun
Logged





Ecrin1
Paylaşımcı üye
*



Toplam Oyu: 2
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 53


« Yanıtla #5 : 07 Mart 2008, 11:05:42 »

 Ecmain    [rica]ablam
Logged
KADİRDEMİRBİLEK
Yeni üye
*

Avatar Yok


Toplam Oyu: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2


« Yanıtla #6 : 22 Mayıs 2008, 15:42:03 »

 Allah Razı Olsun Allah Razı Olsun
Logged
_Sude
Bilgili Üye
*



Toplam Oyu: 9
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 335

Selametle....


« Yanıtla #7 : 22 Mayıs 2008, 16:37:08 »

 Ecmain
Logged

 Hüzün Sarayinda
Kendimi Bir Dönüssüz Sefere Adadim
Sabret Kalbim...
Sabret...



Hak-Yemez
Faydalı Üye
*



Toplam Oyu: 4
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 164


« Yanıtla #8 : 02 Eylül 2008, 02:38:53 »

Can Çıkmanın Dehşeti
Ölüm açısından önce üç korkunç musibet karşısındadır. Birincisi, can alıcı meleği görmesidir. Hadîs-i şerifte geldi ki:

“İbrahim aleyhisselâm can alıcı meleğe, günahkârların canını aldığın şekilde seni görmek iste­rim, deyince, melek:

“Dayanamazsın,” dedi.

“Olsun istiyorum,” dedi. Kendini o surette gösterdi: Siyah yüzlü, tüyleri diken diken, siyah elbiseler giy­miş, burnundan ve ağzından ateşler çıkıyordu. İbrahim aleyhisselâm ken­dinden geçip, düştü. Kendine gelince meleği kendi şeklinde gördü ve ey can alıcı melek, bir günahkâr senin bu şeklini gördükten sonra bir şey görmese ona yeter!” Dedi. İyi amel işleyen, ALLAHü Teâlâ'ya itaat eden kullar için bu korku yoktur. O meleği, en güzel bir şekilde görürler. Onun güzel yüzüne bakmaktan başka rahatlık bilmezler.

Süleyman İbn Dâvûd (aleyhisselâm) can alıcı meleğe, insanlar ara­sında niçin eşitlik yapmıyorsun? Birini çabuk götürüyor, diğerini bekle­tiyorsun, deyince: Bu benim elimde değildir, Hepsi için elime ayrı, ayrı bir sahife veriliyor. Emrolunduğum gibi yapıyorum, dedi. Veheb İbn Menbe diyor ki:

“Pâdişâhın biri bir gün ata binmek istedi, elbise giyecekti. Yüz çeşit elbise getirdiler, hiç birini beğenmedi. İçlerinden en iyisini giy­di. Birkaç at getirdiler, en güzeline bindi. Arkasında bir süvari birliği ile dışarı çıktı. Kibrinden, gururundan kimseye bakmıyordu. Can alıcı me­lek bir fakir şeklinde, yırtık elbiselerle önüne çıktı, selâm verdi, selâmı­nı almadı. Atının dizginlerini tuttu. Elini çek, ne yaptığını bilmez bir de­limisin, dedi. Benim bir işim var,” dedi. “Bekle attan ineyim,” dedi.

“Hayır şu anda,” dedi.

“Peki, söyle bakalım,” dedi.

“Ağzını kulağına yaklaştırdı ve ben can alıcı meleğim. Şu anda canını almak için geldim,” dedi. Pâdişâhın ren­gi attı! Müsâade et ve gideyim; karıma, çocuklarıma veda edeyim dedi. Mühlet vermedi, hemen canını aldı. Padişah attan düştü. Melekü'l-mevt (can alıcı melek) aleyhisselâm oradan gitti. Bir mü'min gördü,

“sana bir sözüm var?” dedi.

“Nedir?” diye sordu

“Ben Melekü'l-mevt'im,” dedi.

“Hoş gel­din, geç mi kaldın? Senin yolunu gözlüyordum, bana gelenler içerisinde senden çok sevdiğim yoktur. Hemen canımı al,” dedi.

“Önce işini bitir” bu­yurdu.

“Benim ALLAHü Teâlâ'yı görmekten mühim hiçbir işim yoktur. Şim­di istediğin gibi canımı al, dedi. Amma bekle abdest alayım, namaza du­rayım, başım secdede iken canımı al,” dedi. Melek de dediği gibi yaptı. [208]

[208] İmam Suyuti, Camiu’s-Sağir Ve Tercümesi, Aydın Yayınevi: 1/151-152
 
Logged




Hak-Yemez
Faydalı Üye
*



Toplam Oyu: 4
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 164


« Yanıtla #9 : 02 Eylül 2008, 02:42:50 »

Kâfirlerin, zâlimlerin ölümleri çok acı, çok korkunç ve çok fecidir. Kâfirlerin ve zâlimlerin, ölüm ânında çektikleri azabı, Kur'an-ı-kerim şu yolda haber vermektedir. (ALLAHu Teâlâ'ya sığınırız).

Dünyayı alırsın boynuna

Hiç ölüm korkusu gelmez aynına

Azrail geldiğinde yanına

Hazine dolu paran olsa ne fayda?

Mü'minler ölmezler. Fâni ve geçici dünya evinden, baki ve ebedî olan âhiret evine göç ederler.

“Herkese yaptığı işin karşılığı tastamam verilir. Zaten Hak Teâlâ onların yaptığını en iyi bilendir.”

ALLAH celle, Hadis-i-kudside:

“İzzet ve celâlime ka­sem ederim ki, kulumun kalbinde iki korkuyu ve iki emniyeti cem'etmem. Benden dünyada kor­kanları ve her işlerinde benim rızamı arayan­ları, kıyamet günü bütün korkularından emin ederim, onu o müthiş gün korkutmam. Dünyada benden korkmayanları ve emin olanları da, kı­yamet günü korkuturum.” buyurmuşlardır.

Bir adam, mescitte namaz kılıyordu. Namazdan çıkınca, bir heybe içinde bıraktığı bin altının yerinde yeller estiğini gördü. Aynı mescitte namaz kılmakta olan Hazret-i Ali (KerremALLAHu vechehu) Efendimizin hafidi İmam Cafer sadık efendimize:

“Mescitte ikimizden gayrı kimse yok, paramı ve heybe­mi sen çaldın, diyerek iftira etti. Hazret-i-İmam, her ne kadar:”

“Ben, Evlâd-ı Resuldenim. Böyle şeylere tenezzül etmem,” dediyse de, dinletemedi:

“Mescitte senden başka kimse yoktu ki başkası almış ol­sun,” diyerek diretti. Hazret-i-İmam sordu:                           “Heybende ne kadar para vardı?”

“Bin altın vardı.”

“Öyle ise gel benimle beraber, diyerek parası kaybolan adamı saadet-hanesine götürdü ve şahsına ait paradan kay­bolduğu iddia olunan bin altını adama verdi. Parasını aldığı halde, küstahlığı elden bırakmayan müfteri:”

“Almadınsa bana bu parayı neden verdin?” Diye Sorunca da:

“Evlâd-ı-Muhammed'e iftira ettiğinden nâra girmeni is­temedim ve bu parayı sana helâl ettim,” buyurarak adamı savdı.

Hazret-i-İmam, bir müslümanı yalancı çıkarmak isteme­mişti. Fakat gelin görün ki, parasının çalındığını iddia eden adam, arkadaşlarının yanına gelince, gülerek kendisine:

“Geçmiş olsun, dediler ve şaka olsun diye kendisi namaz kılarken, içinde bin altın bulunan heybeyi gizlice alıp sakladık­larını söylediler ve heybeyi sahibine teslim ettiler.”

Adamcağız, yaptığı hatayı anlayarak büyük bir üzüntü­ye kapıldı. Parasını kendi arkadaşları alıp sakladıkları halde, hiç suçu olmayan ve mescitte kendisi gibi namaz kılan bir zatı hırsızlıkla itham ettiğinden utandı. Şahsını tarif ederek bu za­tın kim olduğunu sordu. Kendisine:

“O zat, Peygamber-i zişânın amcası oğlu Hazret-i Ali'nin torununun çocuğudur, denilince doğru Hazret-i İmam Cafer Sadık'ın evine koştu, ellerinden öperek affını ve rızasını diledi ve haksız olarak aldığı bin lirayı iade etmek istedi. Hazret-i-İmam kabul etmedi ve adama şöyle buyurdu:

“Bu hane, Evlâd-ı-Muhammed hanesidir. Bu hane, mâ'den-i-nübüvvet, sırrı velayet, vâris-i ulum-u Nebevi hanesidir. Bizim mülkimizden bir şey çıkarsa, tekrar bize avdet etmez. Verdiğimizi geri almak, bizim şânımıza münasip ve lâyık de­ğildir. O altınlar, sana hediyemiz olsun, güle güle harca.

Fânî dünyaya meyleden, dünyası için dinini terk eden, dünya malı için Hak binasını yıkan, ölümden ibret almayan gafil!.. Artık, kötülüklerden elini, eteğini çek. Ölümünü dü­şün... Neler gördün, daha neler göreceksin... İş, ölmekle bit­miyor. Asıl hayat, ondan sonra başlıyor. Şimdi uykudasın; bu gördüklerin rü'yadan başka bir şey değildir. Yalnız şu farkla ki, rü'yada yaptıklarından mes'ul değilsin amma, dünyada yap­tıklarından sorumlusun. Yakında uyanacaksın; bütün insanlar uykuda öldüler mi, uyanırlar diyor ALLAH Resulü.

Yâ Rab. Bizi, ölmeden uyandır, ibretle bakacak, gerçek­leri görecek bir göze sahip kıl. Haya sahibi bir yüz, ağzımıza tatlı bir dil ihsan eyle.. Bize hayatımızda dua edenleri, mematımızda rahmet ve Fatiha ile ananları iki cihanda aziz ey­le. Âmin diyen dilleri nârından azad eyle. Âmin, bi-hürmeti seyyid-il-mürseliyn vel-hamdü lillahi Rabbil-âlemiyn, kabul-üd-dua el-Fâtiha.

Her şeyin yaratıcısı, ancak Ulu ALLAH'tır. O'ndan başka yaratma gücüne sahip bir kuvvet yoktur. Yaratıcılık vasfı, sadece Yüce ALLAH'a mahsustur.

Bu âlemde meydana gelen her şey Yüce ALLAH'ın bilmesi, dileme ve yaratmasıyla var olur. İşte herhangi bir şeyin, belirli bir şekilde meydana gelmesini Ulu ALLAH'ın ezelde dilemiş olmasına Kader denir. Ve Ulu ALLAH'ın dilemiş olduğu şeyi, istediği zaman var etmesine de Kaza denir.

Ulu ALLAH'ın falan kişiyi, filân günde yaratmayı ezelde dilemiş olması kader'dir. O kişinin takdir edilen günde dünyaya gelmesi de yaratma, bir kaza'dır. Burada kader ile kaza birbirinden ayrı şeylerdir.

Ulu ALLAH'ın takdir ve kazasının dışında hiç bir şey düşünülmez. Gerçekten inanmak, aynı zamanda razı olmaktır. Ancak, kaza kadere boyun eğmek, bizi Sorumsuzluğa ve miskinliğe sevk edemez. Çünkü insanoğlunun da bir iradesi vardır. Bu irade ve çalışmanın sonucu olan her şeyden insan, sorumludur. Bu sebeple insan, Yüce ALLAH'ın rızasına uygun hareket ederek, kötü yollara düşmekten kaçınmak zorundadır. Bir insan günah işlemek ister ve iradesini bu yolda kullanırsa, Ulu ALLAH da o günahı yaratır. Fakat bundan memnun olmaz. Ve müslümanlara yakışan,   en doğru hareket şekli, Yüce ALLAH'ın memnun kalmayacağı emirlerine aykırı olan her şeyi yapmamaktır. Kaza ve kadere inanmanın birçok fayda ve hikmetleri vardır.

Bir kere, kazaya ve kadere inanan kişi, her şeyin tek yaratıcısı hâkimi olarak, sadece Ulu ALLAH'ı tanır. Böylece, ruhu yükselir. Kabirlik için atar, karakteri ve ahlâkı düzelir. Gene o kişi, hayatta her şeye girişir, başına gelene göğüs gerer. Ömrü boyunca cesaret ve gücünü kaybetmediği için, basardan başarıya ulaşır. Çünkü kaza ve kadere boyun eğen kimse, bir iş de başarısızlığa uğrarsa; “Bunda bir hikmet ocak.” diyerek aynı şeyi başka yollardan başarmaya çalışır, bunu da yapamaz ise: “ALLAH bana bu kadar güç vermiş, buna da çok şükürler olsun.” der ve tevekkül eder.

Hemen belirtelim ki, kaza ve kader, insanoğlunun mesuliyetine sorumluluğuna engel değildir. İnsanlar, kendi irade ve güçlerine dayanarak çalıştıkları, kazandıkları, kaybettikleri; tek kelime ile yaptıkları her şeyden, Ulu ALLAH'a karşı sorumludurlar... [210]       
 
[210] İmam Suyuti, Camiu’s-Sağir Ve Tercümesi, Aydın Yayınevi: 1/152-165
Logged
*DAVUD*
Yeni üye
*



Toplam Oyu: 0
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 27


« Yanıtla #10 : 02 Eylül 2008, 03:23:13 »

Emeğine Sağlık hak yemez  Aynen , bende burdan şunu soruyorum forum yöneticileri kusura bakmasın aynen yazıyorum   Pişman Değilim.  hayattayken zındık ateist kafir müşrik vs olduğu bilinen bir .... geberiyo musallada ALLAH (C.C) ın lanet ettiği ebedi cehennem ehli bir kafir hatta ve hatta belki bir insan şeytanının leşi yatıyo! sanki bir müslüman ölmüş gibi musallanın başında aynı zamanda devlet memuru olan imam arkada cemaat semada aleyke ya resulALLAH (s.a.v) nidaları ve bunun namazı kılınmaz diye imamı cemaati uyarmayıp ortalığı ayağa kaldırmayan bir ALLAH (C.C) kulunun çıkmadığı camiler işte gerçek AHİR ZAMAN!!
Logged
Hak-Yemez
Faydalı Üye
*



Toplam Oyu: 4
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 164


« Yanıtla #11 : 02 Eylül 2008, 08:43:15 »

Sözlerinize aynen katılıyorum...cemmat v
Emeğine Sağlık hak yemez  Aynen , bende burdan şunu soruyorum forum yöneticileri kusura bakmasın aynen yazıyorum   Pişman Değilim.  hayattayken zındık ateist kafir müşrik vs olduğu bilinen bir .... geberiyo musallada ALLAH (C.C) ın lanet ettiği ebedi cehennem ehli bir kafir hatta ve hatta belki bir insan şeytanının leşi yatıyo! sanki bir müslüman ölmüş gibi musallanın başında aynı zamanda devlet memuru olan imam arkada cemaat semada aleyke ya resulALLAH (s.a.v) nidaları ve bunun namazı kılınmaz diye imamı cemaati uyarmayıp ortalığı ayağa kaldırmayan bir ALLAH (C.C) kulunun çıkmadığı camiler işte gerçek AHİR ZAMAN!!

  Sözlerinize aynen katılıyorum. İmam şuursuz olursa durum bu şekilde olur.Kafirin namazını kılmak haramdır..Günümüzün maaşlı imamları sırf maaşımdan olurum veya beni sürgün ederler diye korkusundan, kafir ve zındıkın namazını kılarlar.Oysa bunun farkındadırlar..Bilerek yapıyorlar...Yemin olsun ki ben onların yerinde olsam, kesinlikle kafirin namazını kıldırmam..Hatta derim ki: " bu kafirin leşini niye getirdiniz, atın gitsin çöplüğe" derim.İsterse kızılca kıyamet kopsun, bana vız gelir.
Logged
Etiket:
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: