|
|
|
Robot Moderatör
|
Selamun Aleykum Ziyaretçi. Sitemize Hoş Geldiniz.. islami sitemizin içeriğinden daha iyi faydalanmak ve mesaj yazmak için üye olmanız gerekmektedir.. sitemizde islami içerik bulunmaktadır.. bulamadığınız herhangi bir konuyu bildirerek yardım alabilirsiniz.. Katkılarınızdan ve Desteklerinizden Ötürü Teşekkür Ederiz... Üye Olmak için Aşağıdaki "Üye Ol" Kısmını Tıklayabilirsiniz..
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #3 : 13 Şubat 2008, 20:10:16 » |
|
 |
|
 |
 |
Güzel bir açılım getirmişsiziniz Muttaki kardeşim,şimdi biraz daha bu sünnet mevzusunu genişletelim dilerseniz.
Sünnet Rasulullah (sav) Efendimiz'in ekvali, ahvali ve ef'ali olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır.
Rasulullah'ın (sav) bütün sözleri, sünnetin ehemmiyetli bir kısmını oluşturur. Çünkü ayet-i kerimenin ifadesiyle, O (sav) kendi hevasından konuşmaz. Ancak vahy ile konuşur. İşte bu sebeple sünnete ittiba noktasında hadis-i şeriflere gereken hassasiyet gösterilmelidir.
Aynı zamanda biz ehl-i sünnet ve'l cemaat olarak, zayıf hadislerin de hepsine iman ederiz. Zayıf hadisleri kabul etmek, ehl-i sünneti diğer batıl fırkalardan ayırır. Zayıf hadislere gereken saygı ve edebi göstermekten mahrum bir kısım şahısların, sünnet-i seniyyeyi tam olarak anlayabildiklerinden bahsetmek mümkün değildir.
Bu sebeple, bizler Rasulullah (sav) in söylemiş olma imkanını da unutmayarak, ihmal etmeyerek zayıf olsun sahih olsun bütün hadis-i şeriflere gereken edebi ve ehemmiyeti göstermeliyiz.
Konu sizin de açılımlarınızla devam edecek inşALLAH..
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #7 : 14 Şubat 2008, 23:28:11 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #9 : 15 Şubat 2008, 00:09:35 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #12 : 18 Şubat 2008, 22:05:18 » |
|
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #13 : 21 Şubat 2008, 02:08:15 » |
|
 |
|
 |
 |
Sünnet-i seniyyenin ikinci sınıflandırılmasının farz ve vacib kısmını bitirmiştik. Yalnız nevafil kısmına geçmeden önce, sünnet kavramına bakış açısını daha genişletmek açısından, bir hususu daha beyan etmekte fayda var. Evvelki bölümde farz ve vaciplerin de sünnet-i seniyye tabirinin içerisinde yer aldığını beyan etmiştik. Aynı kural içerisinde haramlardan kaçınmak ve haramları işlememek de sünnetin bu farz ve vacib kısmına girer. Çünkü haramı terketmek, farzdır. Ayrıca Rasulullah (sav) de farzları işlediği gibi, haramları terkettiği için haramı terk de farz ve vacib olan sünnet kısmına girer.
Sünnetin ikinci bir kısmı nafile sünnetlerdir. Nafile sünnetler, ibadetlerin sünnet-i müekkedeleri gibi, haklarında emir olup, yapılması ehemmiyetli olan sünnetlerdir. Bunların terki azab ve ikabı netice vermez. Fakat bunları değiştirmek bid'attır ki, insanı dalalete götürür.
Mesela ALLAH Rasulu'nun namazlardan sonra 33 er defa tesbih, tahmid, tekbir etmesi; nafile bir sünnettir. Bir kişi bunları yapmasa, sevabından mahrum kalır, günah işlemez. Fakat dese ki, bunu aslında 34 çeksek ne olur? ya da 32 çekelim.. İşte bu bid'attır ve dalalete götürür.
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|