Selamun Aleykum

| Ana Sayfam Yap |
| Sık Kullanılanlara Ekle |


Mesajlar:101.681
Konular:15.802
Üyeler:21.770
Site Haritası

Selamun Aleykum, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Özel Arama
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Reklamlar
Reklam Vermek için Tıkla..


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu Geniş Manada Sünnet Nedir?
Cevap SayisiCevap Sayisi: 13 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 422 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Geniş Manada Sünnet Nedir?  (Okunma Sayısı 422 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
MuhammedBesir
Müjdeleyici
Forum Yöneticisi
*



Toplam Oyu: 341
Online Online

Mesaj Sayısı: 1.534

Men Bende i Kur'anem Eger Can Darem


WWW
« : 13 Şubat 2008, 15:50:54 »

hidayete açılan kapı.. www.hidayetkapisi.com


Müslümanlar olarak her fırsatta sünnete ittibadan bahsediyoruz. Sünnete uymanın gerekliliğinden, sünnete tabi olmadan kurtulamayacağımızdan dem vururuz.

Soru şu: Acaba sünnete ittiba derken sadece yeme, içme, yatma vs. sünnetler mi geliyor aklımıza?

Yaklaşımlarınızı bekliyorum..
Logged




Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 15.802


View Profile
Re: Geniş Manada Sünnet Nedir?
« Posted on: 05 Eylül 2008, 18:45:04 »

 
      uyari
Selamun Aleykum Ziyaretçi. Sitemize Hoş Geldiniz.. islami sitemizin içeriğinden daha iyi faydalanmak ve mesaj yazmak için üye olmanız gerekmektedir.. sitemizde islami içerik bulunmaktadır.. bulamadığınız herhangi bir konuyu bildirerek yardım alabilirsiniz.. Katkılarınızdan ve Desteklerinizden Ötürü Teşekkür Ederiz... Üye Olmak için Aşağıdaki "Üye Ol" Kısmını Tıklayabilirsiniz..

giris  kayit
Logged
EL-KITAL
Bilgili Üye
*



Toplam Oyu: 26
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 300


« Yanıtla #1 : 13 Şubat 2008, 15:52:28 »

malesef aklımıza hep onlar geliyor......Böyle Bir Konu Açtığın için Teşekkürler
Logged

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap



MUTTAKİ
Bismillahirrahmanirrahim Hasbun Allah ve Ni'mel Vekil
Forum Yöneticisi
*



Toplam Oyu: 108
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 2.984

Selam Hakk'a tabi olanlara olsun.


« Yanıtla #2 : 13 Şubat 2008, 17:18:49 »

ALLAH ayette namaz kılın diyor.Ayrıntısı ise hadislere bırakılmıştır.(namazların rekat sayısını kılınma biçimlerini peygamberimiz s.a.v den ögreniriz.)Namazların sünnetleri nafile ibadet grubuna girdiği gibi, kuşluk namazı, tahiyye-i mescit namazı, gece namazı gibi nice nafile ibadetleri de...
zekatta aynı şekilde..
mümin kardeşine tebessüm etmek,yardım etmek,kötü söz ve fiilerden uzak durmak.

bir insan Kuranı kerimi hadis ışıgında degil kendi fikriyle anlamaya çalışırsa,ortaya çıkacak yol peygamberimizin YOLU degil onun yoludur. Kuranı anlamaktan maksat onu yaşamak ve yaşatmaktır. Bu noktada, en büyük rehber ALLAHın Resulüdür.

aklıma daha çok geliyoda toparlayamadım.ALLAH razı olsun kardeşim.
Logged




MuhammedBesir
Müjdeleyici
Forum Yöneticisi
*



Toplam Oyu: 341
Online Online

Mesaj Sayısı: 1.534

Men Bende i Kur'anem Eger Can Darem


WWW
« Yanıtla #3 : 13 Şubat 2008, 20:10:16 »

Güzel bir açılım getirmişsiziniz Muttaki kardeşim,şimdi biraz daha bu sünnet mevzusunu genişletelim dilerseniz.

Sünnet Rasulullah (sav) Efendimiz'in ekvali, ahvali ve ef'ali olmak üzere üç kısma ayrılmaktadır.

Rasulullah'ın (sav) bütün sözleri, sünnetin ehemmiyetli bir kısmını oluşturur. Çünkü ayet-i kerimenin ifadesiyle, O (sav) kendi hevasından konuşmaz. Ancak vahy ile konuşur. İşte bu sebeple sünnete ittiba noktasında hadis-i şeriflere gereken hassasiyet gösterilmelidir.

Aynı zamanda biz ehl-i sünnet ve'l cemaat olarak, zayıf hadislerin de hepsine iman ederiz. Zayıf hadisleri kabul etmek, ehl-i sünneti diğer batıl fırkalardan ayırır. Zayıf hadislere gereken saygı ve edebi göstermekten mahrum bir kısım şahısların, sünnet-i seniyyeyi tam olarak anlayabildiklerinden bahsetmek mümkün değildir.

Bu sebeple, bizler Rasulullah (sav) in söylemiş olma imkanını da unutmayarak, ihmal etmeyerek zayıf olsun sahih olsun bütün hadis-i şeriflere gereken edebi ve ehemmiyeti göstermeliyiz.

Konu sizin de açılımlarınızla devam edecek inşALLAH..
Logged
MuhammedBesir
Müjdeleyici
Forum Yöneticisi
*



Toplam Oyu: 341
Online Online

Mesaj Sayısı: 1.534

Men Bende i Kur'anem Eger Can Darem


WWW
« Yanıtla #4 : 13 Şubat 2008, 20:57:01 »

Cümlemizden inşALLAH. Sünnetin ikinci kısmı olan Rasulullah'ın (sav) ef'alinden devam edelim. Rasulullah'ın (sav) bütün sözleri sünnet olduğu gibi, yaptığı bütün hareketler, uyguladığı metodlar da sünnetin bir kısmını oluşturmaktadır. O Resul-i Ekrem (sav), bizzat bütün hayatıyla ümmete örnek teşkil etmektedir. Cenab-ı ALLAH da rızasına muvafık hareket etmenin, gönderdiği Habib-i Ekrem'ine ittiba ile mümkün olabileceğini Kur'an-ı Azimüşşanda beyan etmiştir.

O halde, her hareketimizde, Rasulullah (sav) Efendimizin ef'alini kendimize örnek olarak almamız gerekmektedir. Mesela içtimai hayatta nasıl hareket edeceğimizi O zat (sav) bizzat bize yaşayarak göstermiştir. Nasıl cihad edeceğimizi, nasıl tebliğ edeceğimizi, nasıl dine hizmet edeceğimizi bizzat Fahr-i Kainatın uyguladığı metodlarda detaylıca bulmamız mümkündür.
Logged
MuhammedBesir
Müjdeleyici
Forum Yöneticisi
*



Toplam Oyu: 341
Online Online

Mesaj Sayısı: 1.534

Men Bende i Kur'anem Eger Can Darem


WWW
« Yanıtla #5 : 14 Şubat 2008, 16:43:42 »

Sünnetin üçüncü kısmı da ahvali veya takriri sünnettir. Bu da, Rasulullah(sav)'in yanında yapılmış bir harekete, Rasulullah'ın (sav) ses çıkarmayıp haliyle bu işe müsaade ettiği fiillerdir.

Burdan anlaşılır ki, Rasulullah (sav) dine uymayan hiç bir hareketin yanında yapılmasına müsaade etmezdi.

İşte sünnet-i seniyyenin bu sınıflandırılmasından sonra, kuvvet itibariyle de sınıflandırdığımız zaman, sünnetin ve sünnete ittibanın manasının ne kadar geniş olduğu anlaşılacaktır..
Logged
EL-KITAL
Bilgili Üye
*



Toplam Oyu: 26
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 300


« Yanıtla #6 : 14 Şubat 2008, 23:11:58 »

zayıf hadisle amel edilirmi?
Logged
MuhammedBesir
Müjdeleyici
Forum Yöneticisi
*



Toplam Oyu: 341
Online Online

Mesaj Sayısı: 1.534

Men Bende i Kur'anem Eger Can Darem


WWW
« Yanıtla #7 : 14 Şubat 2008, 23:28:11 »

zayıf hadisle amel edilirmi?

Soru için teşekkürler KITAL kardeşim, yukarıda bizler ehl-i sünneti diğer fırak-ı dalleden ayıran özelliklerden birisi olarak, zayıf hadislere de iman etemeyi zikretmiştik.

Evet bizler zayıf hadislerin hepsine iman edip hürmet ederiz. Fakat hangi hadislerle amel edeceğimizi, mezhep imamlarımız düzenlemişlerdir. Yani kafamıza göre hadislerle amel edemeyiz. Mezhep imamları (r.anhum) hadislerin sahihliğini esas alarak içtihad etmişlerdir. Biz de amelde bunlara tabiyiz.

Zaten sahih hadis, zayıf hadis ayrımı, bizler için iman noktasında önemli değil, amel noktasında yukarda zikrettiğimiz açıdan önemlidir.

Selametle..
Logged
HawasHasan
Hayat İman u Cihada..
Administrator
*



Toplam Oyu: 1090
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11.238

bir ay yokum..


WWW
« Yanıtla #8 : 14 Şubat 2008, 23:35:43 »

bu zayıf hadis sahih hadis kavramları ne zaman çıktı?
Logged

Gökten yağmur yağdıkça cihad tatlı ve hoştur. İnsanlar üzerine Kur'anı çokça okuyanların,
'Bu zaman cihad zamanı değildir'
dedikleri bir zaman gelecektir. Kim bu zamana ulaşırsa, bilin ki bu ne güzel cihad zamanıdır.
Dediler ki;
'Ya RasulALLAH bunu söyleyecek kimse var mı dır?'
Rasulullah (S.A.V) buyurdu ki;
'Evet bu kimse ALLAH'ın ,meleklerin ve bütün insanlığın lanetlediği kimsedir.'
[İmam Nevevi;Tagribul Tezhib,Şifa-i Essudur,Meşariul Eşvag ila Mesari El Uşşag]



MuhammedBesir
Müjdeleyici
Forum Yöneticisi
*



Toplam Oyu: 341
Online Online

Mesaj Sayısı: 1.534

Men Bende i Kur'anem Eger Can Darem


WWW
« Yanıtla #9 : 15 Şubat 2008, 00:09:35 »

bu zayıf hadis sahih hadis kavramları ne zaman çıktı?

ALLAH razı olsun sual için, şimdi bildiğiniz gibi Rasulullah (sav) Efendimizin işitilen ve ezberlenen her sözü, sahabeler zamanında rivayet edilmeye başlandı. Ve tabiin zamanında da kaydedilmeye başlandı. Daha sonra da hadis uleması tarafından derlenip kitaplaştı.

Bu rivayet işi, çok dikkatli ve sağlam zincirlerle yapılıyordu.

Rivayet zincirinin her bir halkasındaki zatın kendi şahsi özellikleri bile araştırılıyordu. (örneğin üçüncü rivayet eden kişinin hayatında yalan söyleyip söylemediği, ravilerden birinin bir suç işlediği vs.)

Bu çok hassas tetkikler neticesinde zincirin ravilerinin hiç birinde eksik olmayan hadisler sahih, ravilerden birisinin şüpheli olduğu vb. hadisler ise zayıf olarak kategorize edildi.

Aslında hadislerin kategorisi daha fazladır, fakat hepsini izah etmek için bir usul-i hadis kitabına müracaat etmek gerekir. Şimdilik aklımda kalan şekliyle cevap vermeye çalıştım, eğer kafi gelmezse kaynağından izah ederiz İnşaAllah..

Selametle..
Logged
HawasHasan
Hayat İman u Cihada..
Administrator
*



Toplam Oyu: 1090
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 11.238

bir ay yokum..


WWW
« Yanıtla #10 : 15 Şubat 2008, 00:17:11 »

evet hadis türleri çok fazladır..
metne göre sınıflandırıldığında zayıflık ve sahihlik çıkıyor ama bu kavramlar benim bildiğim kadarıyla en fazla 500 yıllık ömrü olan kavramlar..
ehli küffarın fitnelerini artırmaya çalıştığı tarihlere tekabül ediyor sanırım..
Logged
MuhammedBesir
Müjdeleyici
Forum Yöneticisi
*



Toplam Oyu: 341
Online Online

Mesaj Sayısı: 1.534

Men Bende i Kur'anem Eger Can Darem


WWW
« Yanıtla #11 : 16 Şubat 2008, 22:11:22 »

Sünnet-i Seniyyeyi bir de mükellefiyet sırasına göre değerlendirelim:

Sünnetin bir kısmı farz ve vacip olan sünnetlerdir. Bu farz ve vacip olan sünnetlere herkesin itaat etmeye mecburiyeti vardır. Evet, görüldüğü gibi farzlar dahi sünnetin bir kısmıdır. Çünkü farzları da bizzat Rasul-i Ekrem fiilleriyle yapmıştır. O halde sünnet-i seniyye denildiği zaman ilk akla gelen ve en önemli kısmı oluşturan sünnet, farz ve vacipler olmalıdır. Ulemanın kitaplarında da sünnete ittiba ibaresi geçtiğinde ilk akla gelen şey, farz ve vacip olan sünnetler olmalıdır. Farz ve vacib olan sünnete bütün müslümanlar, ittiba etmeye mecburdur. Çünkü terkinde azab ve ikab vardır.


O halde namaz, oruç, cihad, hatta tesettür gibi farzları da geniş manada sünnetin içerisine almamız gerekmektedir. ve sünnete ittiba denilince aklımıza sadece nafile sünnetler gelmemelidir.

Konu devam edecek inşALLAH, selametle...
Logged
EL-KITAL
Bilgili Üye
*



Toplam Oyu: 26
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 300


« Yanıtla #12 : 18 Şubat 2008, 22:05:18 »

Sünnet-i Seniyyeyi bir de mükellefiyet sırasına göre değerlendirelim:

Sünnetin bir kısmı farz ve vacip olan sünnetlerdir. Bu farz ve vacip olan sünnetlere herkesin itaat etmeye mecburiyeti vardır. Evet, görüldüğü gibi farzlar dahi sünnetin bir kısmıdır. Çünkü farzları da bizzat Rasul-i Ekrem fiilleriyle yapmıştır. O halde sünnet-i seniyye denildiği zaman ilk akla gelen ve en önemli kısmı oluşturan sünnet, farz ve vacipler olmalıdır. Ulemanın kitaplarında da sünnete ittiba ibaresi geçtiğinde ilk akla gelen şey, farz ve vacip olan sünnetler olmalıdır. Farz ve vacib olan sünnete bütün müslümanlar, ittiba etmeye mecburdur. Çünkü terkinde azab ve ikab vardır.


O halde namaz, oruç, cihad, hatta tesettür gibi farzları da geniş manada sünnetin içerisine almamız gerekmektedir. ve sünnete ittiba denilince aklımıza sadece nafile sünnetler gelmemelidir.

Konu devam edecek inşALLAH, selametle...


bu sınıflandırma usuliddin açısından heralde.
Logged
MuhammedBesir
Müjdeleyici
Forum Yöneticisi
*



Toplam Oyu: 341
Online Online

Mesaj Sayısı: 1.534

Men Bende i Kur'anem Eger Can Darem


WWW
« Yanıtla #13 : 21 Şubat 2008, 02:08:15 »

Sünnet-i seniyyenin ikinci sınıflandırılmasının farz ve vacib kısmını bitirmiştik. Yalnız nevafil kısmına geçmeden önce, sünnet kavramına bakış açısını daha genişletmek açısından, bir hususu daha beyan etmekte fayda var. Evvelki bölümde farz ve vaciplerin de sünnet-i seniyye tabirinin içerisinde yer aldığını beyan etmiştik. Aynı kural içerisinde haramlardan kaçınmak ve haramları işlememek de sünnetin bu farz ve vacib kısmına girer. Çünkü haramı terketmek, farzdır. Ayrıca Rasulullah (sav) de farzları işlediği gibi, haramları terkettiği için haramı terk de farz ve vacib olan sünnet kısmına girer.

Sünnetin ikinci bir kısmı nafile sünnetlerdir. Nafile sünnetler, ibadetlerin sünnet-i müekkedeleri gibi, haklarında emir olup, yapılması ehemmiyetli olan sünnetlerdir. Bunların terki azab ve ikabı netice vermez. Fakat bunları değiştirmek bid'attır ki, insanı dalalete götürür.

Mesela ALLAH Rasulu'nun namazlardan sonra 33 er defa tesbih, tahmid, tekbir etmesi; nafile bir sünnettir. Bir kişi bunları yapmasa, sevabından mahrum kalır, günah işlemez. Fakat dese ki, bunu aslında 34 çeksek ne olur? ya da 32 çekelim.. İşte bu bid'attır ve dalalete götürür.
Logged
Etiket: sünnet nafile 
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: