Selamun Aleykum
Selamun Aleykum, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Özel Arama
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Reklamlar
Şifalı Bitkiler


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu HASAN EL BENNA(1906-1949)
Cevap SayisiCevap Sayisi: 3 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 747 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: HASAN EL BENNA(1906-1949)  (Okunma Sayısı 747 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Mucahid
İslam Davasında Kendimizi Feda Etmedikçe Davaya Kendimizi Adamadıkça Davada Ciddi Hizmet Etmiş Sayılmayız........
Administrator
*



Toplam Oyu: 160
Online Online

Mesaj Sayısı: 2.401

Söylemlerimiz İle Eylemlerimiz Bir Olmalı !!!!!


WWW
« : 11 Nisan 2007, 21:02:43 »

Şifalı bitkiler, bitkisel yağlar hangi hastalığa hangi bitki iyi gelir, doğal yoldan zayıflama..


“O’nu gelip geçen, gündeme gelip unutulan bir kimlik olarak göstermek hiç kimsenin harcı değildir, olmayacaktır da…” Ömer Tilmisani

Yirminci yüzyıl İslam coğrafyasında kan, gözyaşı, zulüm, çeşit çeşit istibdatlarla hatırlanacağı kadar her biri birbirinden soylu ve derin İslami ihya hareketleri ve bunların temsilcileri ile de kendisinden bahsettirecektir. Bunlar arasında Türkiye’de Bediüzzaman ve nur mekteb-i irfanı, Hindistan’da İlyas Kandehlevi ve Tebliğ cemaati, yine aynı topraklarda Ebulâlâ Mevdudi ve Cemaat-i İslami, Mısır’da Hasan El Benna ve İhvan-ı Müslimin ilk akla gelen örneklerdir.

Biz bu kısa çalışmamızda büyük Kur’an insanı merhum Hasan el Benna’yı bir nebze tanıtmaya gayret ettik. Ve bu arada şu gerçeği hiçbir zaman unutmadık:“Maziye ait hâdiseler hakkında söylenecek her söz kadere itiraz mahiyetindedir. Bu sebeple, geçmiş hâdiseler hakkında konuşurken daha dikkatli olunmalıdır. Bizim ölçümüz, maziye kader, istikbale irade açısından bakmaktır. Ayrıca onlar, hata ve sevaplarıyla gidecekleri yere gitmişlerdir. Artık bundan sonra onların hep sevaplarını konuşmalı ve hatalarından da ders alınmalıdır.”

Bu çalışma sırasında maalesef gördük ki iki cephe ve iki tür yobaz düşünce arasında Merhum Benna bize çok yanlış aksettirilmiş, tabiri caizse o güneşin bulutların kesafeti arkasında kalmasına vesile olmuştur. Bunlardan birincisi; onu kendi mezhepsizliklerine, tasavvuf karşıtı görüşlerine, siyasi düşüncelerine perde yapmak isteyen bir kısım radikal kimseler. Diğeri ise; mezhep düşüncesini donduran, “Ehl-i sünneti savunuyorum” derken bilmeden, safdilane ve ihlâslıca bir düşünce ile onu “modernist, Abduhçu, fitneci” gibi yaftalarla yaftalayan “yerli malı yurdun malı” havasında, hâlâ 60’lı yılların meselelerini ısıtan bir kısım Ehl-i sünnetçiler…

Yeri geldikçe bu meselede bu iki kısım tebei ve sathi görüşlere cevap vermeye de çalışacağız. Tevfik ALLAH’tandır.

20. ASRIN BAŞLARINDA MISIR
Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere beşiklik yapan Mısır, bereketli toprakları yüzünden her zaman dış güçlerin iştihasını kabartmış, istilalara sahne olmuştur. 19. yüzyılın “Güneşi batmayan imparatorluğu” İngiltere Osmanlı devletinin gün geçtikçe erimesi karşısında elini sıkı tutarak “İslam’ın bu zeki çocuğu”nun kollarına esaret zincirini takmıştı.

Bu işgal sadece bileklere yönelik değil aynı zamanda kültüreldi. Yani asıl tehlikeli olanı. Yüreklerin zincirleri şeffaftı çünkü. İman nuruyla kazanılan basiret olmazsa görülemezdi. İbn-i Haldun’un dediği gibi “mağlup kavimler galipleri taklit ederlerdi.” Kurtuluşu kayıtsız şartsız batı taklidinde gören aydınlar toplumun dokusu ile oynuyorlardı. Halkın çoğu, bir İngiliz şirketi olan Suez Company'de işçiydi. İngilizlerin Mısır halkını eziyor, köle muamelesi yapılıyordu. Fesat her yeri kaplamış, haramlar mübahlaştınlmıştı.

Mısır kavruluyordu velhasıl. Onu canlandıracak, hayat nefyedecek, haristanı gülistana çevirecek manevi bir Nil nehrine ihtiyacı vardı. İşte Hasan el Benna o tatlı ırmak oldu…

DOĞUMU
İmam Hasan el Benna, 14 Ekim 1906 ‘da Mısır’ın Buhayre vilayetinin Mahmudiye kasabasında doğdu. İsminde bir tılsım gizliydi sanki. Zira Benna kelimesi sözlükte yapan, kuran, bir binanın temelini atan anlamlarına gelir. Bu hususu Merhum Seyyid Kutup şöyle anlatır: “Hasan El Benna isminde bir zatın soyadının “Benna” olması sadece bir tesadüf eseridir belki. Lakin kim buna tesadüf diyebilir? Bu adam için en büyük hakikat bina kuruculuktur. Kuruculuğu en iyi bir şekilde yapmaktadır. Hayır, hayır o kuruculuk dehasıdır. İslam akidesi birçok davetçi tanıdı. Lakin her davetçi kurucu değildir.”

Değerli bir âlimimiz, merhum Kutub’un bir yerde ona şöyle hitap ettiğini söyler; “Sana Benna değil (Benna derken bir elifle, sonuna bir de hemze kor) sana "Nebba" demek lazımdı.* Çünkü sen bize doğrudan haber getirdin” der. “Sen haber getirensin. Bizim haber alamayacağımız Hak’tan haber getirdin. Müslümanlığa nasıl hizmet edilir? Ondan haber getirdin. Sen Hak’la bizim aramızda bir mesaj oldun.” Bunu derken Kutup çok samimi, çok coşkun ve çok heyecanlıdır.”

AİLE ORTAMI
Babası Ahmed bin Abdurrahman el Benna çevresinde ilim, takva ve fazileti işle tanınan bir zattı. Hem büyük bir fıkıh otoritesi, hem de muhaddisti. Ahmed bin Hanbel’in Müsned’ine şerh yazmıştı. Ailesinin geçimini saatçilik yaparak sağladığı için çevrede “saati” lakabıyla tanınırdı. Geceleri çalışır, gündüzleri de fahri olarak mescide imamlık yapardı.

İLK EĞİTİMİ
Küçük Hasan ilk eğitimini muhterem pederinden aldı. Babası onu devamlı ilme teşvik ediyordu. Çok küçük yaşlarda ilk Kur’an hatmini de babasının yanında yaptı. İşte böyle bir ilmî yuvada büyüyen Bennâ, ilim, takva ve zühd atmosferinde gayet güzel bir şekilde yetişmiştir. Daha küçük yaşlarda üstün bir zekâya sahip olduğu gözleniyordu. Gece namazlarına, Pazartesi ve Perşembe günleri oruçlarına devam ediyordu. Küçük yaşlarında Kur'ân-ı Kerim’i yarısına kadar ezberleyen Hasan el-Bennâ, on beş yaşlarında hıfzını tamamlamıştır.

MEDRESEYE YAZILMASI
Sekiz yaşında Mahmudiye’de klasik medrese usulü eğitim veren “Medreset’ür reşadi’diniyye’ye kaydolan El Benna burada Kur’an’ın bir kısmını ezberledi. Nahiv ilmi, biraz da Arap edebiyatı okudu.

Daha sonra Demenhur şehrinde ortaöğretim okuluna kaydını yaptırdı. Bir yandan da kendisini maddi manevi olarak geliştirmek için uğraştı. Hatıralarında şöyle diyor;

“Ben henüz öğretimimin o çağındayken okul programının dışında olmak üzere çeşitli ilimlere ait birçok metni ezberlemiş bulunuyordum. Hariri’nin Mulhat-ul İrab’ını, sonra İbn-i Malik’in Elfiyesini, ıstılahlara ait Yakutiye’yi, Tevhide ait El Cevheriye’yi, mirasa ait Er Rahbiye’yi, mantıka dair Es Süllem’in bir kısmını, Hanefi fıkhına dair Kuduri metninin birçoğunu, Ebu Şuca’nın Şafii fıkhına ait Metn-ül Gaye’sinin bir kısmını, Maliki fıkhına ait Manzumat-u İbn-i Âmir’in bir kısmını hep bu dönemlerde ezberlemiştim. Babamın anane halinde söylenegelen; “metinleri ezberleyen ilimleri elde eder" sözünü bana söylemesini ve bu şekilde beni yönlendirmesini unutamam.”

Aynı zamanda metafizik gerilimini korumaya karşı da büyük hassasiyet gösteriyordu; “Yüzünün hatlarında devamlı bir elem ve hüzün görünüyordu. Nafile ibadetlere devam etmesiyle ruhu enginleşmiş, nefsi arınmıştı. Daha talebelik yıllarındaki İslâmî çalışmalarından dolayı da genel kültürü gelişmişti. Okuduğu medresede emr-i bil marûf nehy-i ani'l-münker (iyiliği teşvik, kötülükten alıkoyma) cemiyetini kardeşiyle beraber kurmuştur. Daha o yaşta toplumun ileri gelen şahsiyetlerine mektuplar gönderip onların dikkatlerini toplumdaki kötülüklere çekmeye başlamıştır.”

TASAVVUFA İLGİSİ
Ondaki zühd düşüncesi tasavvufa meylini artırmıştır; “Devam ettiğim küçük mescitte Hasafiyye tarikatı(Şazeliliğin bir kolu)na bağlı kişileri görmüştüm. Her gece yatsı namazından sonra ALLAH’ı zikrediyorlardı. Akşam ile yatsı arasında Şeyh Muhammed Zehran’ın derslerine ısrarla devam etmekte iken, uyumlu sesleriyle, güzel nağmeleriyle, taşkın ruhaniyetleriyle zikreden bu yaşlı faziletlilerin ve salih gençlerin hoşgörüsüyle onlarla beraber ALLAH’ı zikretmek için bu meclislere, bu halkalara devam etmeye başladım.”

Hasan el Benna bu manevi ortamdan çok feyiz alır ve sonunda 1925(1341) yılında, tarikatın şeyhi Seyyid Abdülvehhab el Hasafi’ye intisap nasip olur; “Eğer yanılmıyorsam, şeyhle karşılaşmam 4 Ramazan 1341’de ikindi namazından sonra gerçekleşmişti. Şazeli tarikatının Hasafiyye koluna intisap ettiğim ve ondan vird ve vazifelerini aldığım tarih olan o gün Pazar gününe rastlamaktaydı.”

ÜNİVERSİTEYE GİRİŞİ
Liseden mezun olduğunda Mısır çapında en başarılı beş tale-beden birisiydi. Daha sonra “Küçük Ezher” denilen, Kahire’deki Dar-ül Ulum Üniversitesine kaydoldu. Sınıflarını hep iftiharla geçiyordu. Üstün başarılarından dolayı okul idaresi ona ayda bir cüneyh(Mısır’da bir para birimi. 3.5 cüneyh bir dolara tekabül ediyor yaklaşık olarak) mükâfat vermekteydi. Bitirme imtihanlarında 18000 şiir beytini ve bir o kadar da nesri ezbere okumuş, birincilikle mezun olmuştur.

Tahsili sırasında İngiliz yönetiminin yaptığı maddi-manevi tahribata karşı bir şeyler yapmak için devrin tanınmış âlimleri ile temasa geçmiş, camilerde, kahvelerde, konferanslar ve vaazlar tertip ederek onlara konuşma zemin ve imkânını hazırlamıştı.

Hasan el Benna’da bu yoğun enerji, batıldan rahatsız olma yani metafizik gerilim çok önemlidir. Metafizik gerilim büyük bir âlim tarafından şöyle izah edilmektedir: “Bir manada müspette sebat, menfiye karşı da boykot diyebileceğimiz metafizik gerilim, bir taraftan hizmete ait üniteleri işletme, bir mekanizma kurma ve onu daima işler durumda tutma, diğer taraftan da günah ve tahrip cephesine karşı devamlı ve ısrarlı bir direniş içine girme manalarını taşır.”

İDEALİST BİR ÖĞRETMEN
Tahsilini tamamladığında İsmailiye şehrine öğretmen olarak tayin edildi. O sıralarda İngilizler tüm güçlerini İsmailiye’de toplamışlardı. Okullarda Avrupa usulü eğitim yapılıyordu. İsmailiyye, bu haliyle sanki Londra'nın varoşlanndan birini andırıyordu “İsmailiye’nin o zamanlar yürek parçalayıcı bir hali vardı. O günkü durumu görüp de hüngür hüngür ağlamamanın imkânı yoktu“ der El Benna. “Batı tarafında İngiliz karargâhı, doğu tarafında Süveyş kanalı idarecilerinin çocukları için açılmış bulunan Hıristiyan okulu. Bu okula Mısırlı çocuklar gidecekti. Sanki biz kendi öz vatanımızda köleydik. İngilizler memleketin bütün gelirlerini kendi ellerine geçirmişlerdi.

Devletin bütün mekanizması İngiliz sömürgecilerinin kuklası hükmündeydi. En güzel binalarda onlar oturur, en güzel yemekleri onlar yerlerdi. Her yerde İngilizce konuşulurdu. Burası sanki bir Frenk memleketi idi. Şehrin geniş caddelerinden birinin adı Cami caddesi idi. Ama caddenin alnına asılan levha beni beynimden vurulmuşla döndürmüştü; “Rue dela Mosgue”

Bu da ne demekti? Şarkın en büyük kumandanı Selahaddin-i Eyyubi’nin vatanında Rişar’ın çocuklarının işi ne idi? Sanki bu, Hilalin alnına takılmış bir haç idi. Ey ülkeler fatihi ulu hakan! Bir uyansan da bedbaht neslinin hal-i perişanını görsen, yüzümüze tükürürdün! Doğrusu bu manzara karşısında yaşamaktansa, ölümü arzuluyordum. ”

DAVET
Her büyük dava şakakları zonklayan ızdırap insanlarının düşleri ile doğar, çekilen çile ve sıkıntılarla ser verip gelişir, meyveye durur. Zaten fertlerin gerilimini kaybettiği, çilesizlerin çoğalmaya başladığı bir hareketin artık encamından korkulmalıdır.

Hasan el Benna hemen bulunduğu çevrede davet ateşini yaktı. Etrafında beş altı kişilik bir çekirdek kadro oluşturdu ve hal ve çözüm yolları konusunda kolektif düşüncelere giriştiler; "ALLAH bilir nice geceleri ümmetin dertlerine çare aramakla geçirdik. Ümmetin hallerini tahlil etmek, dertlerini ortadan kaldırmak için çok düşündük. Bazen ağladık."

“İHVAN-I MÜSLİMİN”
Ve… Ocak 1929 (Bazı kaynaklara göre Mart–1928)…”Zilkade ayının sıcak bir sabahı bağrı yanık, gönlü iman nuruyla dolu altı arkadaş yanıma gelmişlerdi. Hepsinin de gözünde ümit ve azim ışıkları parıldıyordu. İçten gelen hafif ve boğuk bir sesle şöyle demişlerdi:

“ Peki, ne yapalım? Bu iş ağlamakla, söylemekle bitmiyor. Ne yapmamız gerekiyorsa, öyle yapalım. Gerekirse; canımızı, malımızı, her şeyimizi feda edelim bu yolda… Sen bize önder ol, biz de senin yolunda yürüyelim. Programımızı çiz, yolumuzu göster. Biz de ona göre hareket edelim.”

Bunlar konuşurken gözlerim yaşarmıştı. Anlaştık, ALLAH’ın yüce kitabı üzerine yemin ettik. Artık biz bu davanın kulu, kölesi idik. Bütün gücümüzle çalışacaktık.”

İçimizden birisi; “Adımız ne olacak? Cemiyet halinde mi çalışacağız?” dedi. “Bizim asıl gayemiz İslam’dır dedim. O yola gitmek için her ne metot varsa deneyeceğiz. Daha çok birlik ve kardeşliğe ehemmiyet vereceğiz. O halde adımız İhvan-ı Müslimin(Müslüman kardeşler) olsun.”

KAHVE SOHBETLERİ
“Mahalle kahvesi Şarkın harim-i katilidir.” Bu fevkalade çarpıcı tespit merhum Mehmed Akif’e aittir. Bu meskenet yuvaları Müslüman halkların ruhunu kemiren, onları pelteleştiren, birer kopuk haline getiren can alıcı hasımlarımızdır. Hala da aynı fonksiyonlarını devam ettirmektedirler. Ama gel gör ki, dünya çapında iki tane diriliş hareketi de buralarda atılan tohumlarla başlamıştır.

El Benna ve arkadaşları İsmailiye’nin her kahvesini ziyaret ederek davetin ilk kıvılcımlarını tutuşturdular. O, İhvanı, kahve sohbetleriyle başlatmış ve halkı kucaklamakla belli bir noktaya ulaşılabileceğini görmüştü. Özellikle Hasan el Benna’nın hitabeti, gözyaşları ve vakarı, hayatını davaya vakfedişi ve de samimiyeti insanlar üzerinde büyük tesir uyandırıyordu. Fethullah Gülen Hocaefendi'nin bu konuda onu örnek almasını Kırklareli'nde mukim Abdülhamid Oruç Hocaefendi şöyle anlatır: "Hizmetlerini beğendiği İslam Dünyasından bazı şahsiyetleri örnek gösteriyordu. Mesela Hasan El Benna bunlardan biridir. Hasan El Benna’nın trenlere binip, istasyonlarda, kahvelerde nasıl sohbet ettiğini anlatırdı.."

Bu durumu, o sıralar Ezher’de talebe olan muhterem âlim, merhum Ali Yakup Cenkçiler Hocaefendi şöyle anlatıyor; “Hasan el Benna ameli bir adam. Son derece faal, pratik yani. Sabahtan kalkar, saat gece 12’ye kadar çalışır. Ya bir şey yer, ya da yemez. Bir-iki kahve içer. İşte böyle bir insan. İnsana hitap ettiği zaman mıknatıs gibi, kalbini cezp eder. Hayatını ALLAH’a vakfetmiş bir adamdı. ALLAH bu asırda sanki onu gençliğe rehber olarak halk etmişti. Üniversite gençliğini ihya etti. Kahire’de muazzam bir cemaat meydana getirdi.”

“Gönüllerin ta derinliklerine kadar işleyen bir bakışı vardı” der Ömer Tilmisani onun için. Said Havva ise onun başarısının mühim bir sebebi olarak onun İslami düşüncelerindeki dengeye işaret eder: “ALLAH Teala el Benna’ya öyle bir muvaffakiyet vermiştir ki, veciz bir ifade ile meseleleri bu ümmetin insaf sahiplerinin birleşebilecekleri bir ölçü içersinde sunabilmektedir.”

İNKİŞAF
Tebliğin İslam’a susamış gönüllerde ma’kes bulması ile İsmailiye şehri bir avı kovanı gibi çalışmaya başladı. Ve hemen çevre il ve ilçelere de sıçradı. Merhum Ali Ulvi Kurucu bu durumu şöyle anlatmaktadır: “1928’de kuruldu İhvan-ı Müslimin. Kahire’ye gelişi 39. İsmailiye’de faaliyete başladı. Oraya sığmadı, taştı. İhtiyaç, tatlı bir kurtarıcı ses, manevi bir hava, fazilet hayatı, insanı insan yapan bir dava... “

Topluma deklare ettikleri ilk mesajlarında şöyle deniliyordu; “Bu tüyler ürpertici, buhranlı devrede sesimizin en son perdesine kadar haykırıyoruz; Yavaş yavaş ama öldürücü kasırgalardan daha kuvvetli, mütevazı ama sarp kayalardan daha yüce, bütün şahsi ve mücerret arzulardan uzak, ALLAH’ın azametine ve vahyine dayalı gayemizi takdim ediyoruz. Bütün samimi ve gönülden inanmış Müslümanları safımıza çağırıyoruz. Ahiret hayatının mutluluğunu isteyenler gelsin.”

Bu hayat verici çağrıya Portsaid, Süveyş, Ebu Suveyr, Bahr-i Sagir gibi yakın vilayetlerden binlerce insan lebbeyk dediler. 1932’ye gelindiğinde ise koca bir gençlik seli cemaate katılmaya başladı… İhvan bu sıralar tüm ülke çapında 300’den fazla şube açmıştı.

Altı senelik İsmailiye safhası İhvan’ın çekirdeğini oluşturmuştu. Şimdi yeni hizmet hamlelerine geçilebilirdi. El Benna’nın 1933’deki Kahire ziyareti buna vesile oldu. Buradaki yoğun ilgi üzerine hareketin merkezi Kahire’ye taşındı.

İRŞAD’DA YENİ DÖNEM
Bir sene içersinde Kahire’de hızla teşkilatlanan İhvan, bünyesinde kız ve erkek çocuklar için okullar açmaya başladı. Aynı zamanda sağlam aileler oluşturulması ve annelerin bilinçlendirilmesi açısından İsmailiye’de “Anneler Enstitüsü” açıldı. Diğer yandan aynı şehirde bir lokal ve fabrika, Mahmudiye’de bir tekstil ve halı fabrikası ile tefsir ve hadis ilimlerinin okutulduğu bir Enstitü açıldı.

Görüldüğü gibi İhvan hareketi, toplumu bütün üniteleri ile kucaklıyordu. Evet: “İhvan-ı Müslimin’in Hasan el Benna tarafından çizilen ve yönlendirilen faaliyet programları dini, sosyal, kültürel, ekonomik ve sportif alanlarda etkili olmuş teşkilat camiası Mısır halkı için dengeli ve adil bir toplum örneği meydana getirmek istemiştir.”

Söz ve davranış uygunluğu içerisinde tutarlı bir insan olan Hasan el-Bennâ, İslâm ekonomisinin başarısını göstermek için endüstri, ticaret ve basın sahasında faaliyet gösteren yedi tane şirket kurmuştu. 4 bin ilâ 60 bin Mısır lirası altında değişen şirket sermayeleri, Müslüman Kardeşler Teşkilâtı'nın üyelerinden yatırımda hissedar olmak üzere toplanmıştır. Bu şirketlerde çalışan işçiler, hissedar olmaya teşvik ediliyorlardı. Şirketler başarı sinyalleri verdiler. Fakat 1948'de hükümet feshedildiği zaman yeni hükümet, çok geçmeden bu şirketleri müsadere etmiş ve kamulaştırmıştır. Hasan el-Bennâ, üyelerin maaşlı istihdam yerine serbest yatırıma öncelik vermelerini, zengin olma şekli önemli olmaksızın ekonomik sahada yer tutmalarını ve İslâm dünyasında üretilmiş olan mamulleri kullanmalarını istemiştir.

Öte yandan şehir şehir, köy köy geziliyor, konferanslar ve sohbetlerle her kesime açılma sağlanıyordu. Cemaat başlarında “Naib-ül âmm” unvanlı liderleri ile aşk ve şevkle hizmetten hizmete koşuyorlardı. Bu öyle bir topluluktu ki Said Havva’nın dediği gibi; “Hasan el Benna’nın kurduğu anlamda bir cemaati bulmak gerçekte az rastlanacak bir durumdu.”

Bu başarıyı Mısır’ın sayılı ilim adamlarından biri Merhum Said Havva’ya şöyle anlatmış: “İnançsızlık seli bütün Mısır’ı kaplamıştı. Küfür ve inançsızlık her tarafa yayılmıştı. Bunlarla birçok kimse savaştı. Ezher İslam Üniversitesinin birçok değerli öğretim üyesi ve diğer İslami kurumların lider ve önderleri de bu inançsızlık selinin önüne geçemediler. Sonunda Hasan el Benna geldi. Bu selin önünde büyük bir duvar ördü. Böylece inançsızlığın her türlü kötülük ve tehlikesini önledi.”

O sıralar Mısır’da okuyan merhum edibimiz Ali Ulvi Kurucu beyefendi, İmam Hasan el Benna ile ilk tanışmasının şöyle anlatıyor: “Kahire'de bir gece Mustafa Runyun ve Ali Yakup Efendilerle birlikte yurdumuza dönerken karşıdan dört beş kişilik bir grup geliyordu. Güzel ve net bir Arapçayla konuştuklarından söylediklerini anlayabiliyorduk. Tam yanımızdan geçerlerken aralarında nur yüzlü bir zat dikkatimi çekti. Runyun kardeş dedi ki: “Şu zat konferanslar veren ve Müslüman kardeşlerin başkanı olan Hasan El-Benna'dır.”

El-Benna isminin söylendiğini duymuş olmalı ki; adımlarını geri alarak bize selâm verip, "Kardeşler kimlerdir?" Dedi. Kendimizi tanıtınca hocanın candan tebessümü, sadakatle el sıkması ve gözlerindeki parlaklık çok dikkatimi çekmişti ki; onu çoktan tanıyormuşum gibi sevdim. "Sizin yurda yakın konferanslarımız oluyor buyurun," dedi, ayrıldık.

Bu zatın ilahi nuru ve samimiyeti kalbimi fethetmiş idi. ilk konferansına bir kardeşle gittik. Gençlerin ruhuna hitap ederek gayet fasih ve beliğ üslubu ile kolay anlaşılan cümleler kullanıyordu. Benna'nın gönül genişliğini, tevazuunu ve bütün varlığı ile çalıştığını görünce dedem, babam ve amcam gözümün önünde canlandılar. Konferansta bizi fark etti ve yanına çağırdı. Tokalaşırken adımı söyleyince hafızasının kuvvetine hayret ettim.

İkinci konferansını sabırsızlıkla bekliyordum. Gençliğe kendini sevdiren, onların fikirlerine ışık tutan, sohbetleriyle ruhlarını doyuran, gayretlerini destekleyen ve ilim sahalarında daha başarılı olmaya teşvik edendi. Gelenler arıların çiçeklere koştuğu gibi meselelerin özüne vararak istifade etmek istiyorlardı. Akşam ve yatsı namazlarını kıldırıp cemaate dönerek şöyle diyordu:

Bugün okuduğumuz ayetlerden anladığımız kadarıyla şu manaları sezebiliyoruz. Sizin kafanıza takılan veya açıklanmasını istediğiniz noktalar varsa buyurun sorun, beraber konuşalım. Böylece o gün işlenecek konuya dikkati çekiyordu. Kuran-ı Kerim'den, gününe ve münasebetine göre örnekler vererek dünya ve Ahiret âlemleri arasında bağ kuruyordu.

Cemaatle kendisi arasında saygı hâkimdi. Gençlere "ya ahi" (kardeşim) ve yaşlılara "seyyidi" (efendim), diye hitab ederek herkesi kucaklar, alâka gösterirdi.”

HASAN EL BENNA’NIN ULEMA İLE MÜNASEBETİ
Hasan el Benna çok geniş ufka sahip bir insandı. Hareketini bütün Müslümanlara mal etmek ister, inhisarcı düşünceden fersah fersah uzak dururdu. Çevresindeki bütün âlimlere büyük alaka gösterirdi. Şimdi onun ”mezhepsizlik ve modernistlikle” itham eden bazı safderunlara cevap teşkil edici bir hatıraya yer vermek istiyoruz. Yine Ali Ulvi Bey merhum anlatıyor:

Vaktiyle Mısır maarif bakanı ve son günlerde ayan başı olan Dr Mustafa Heykel paşa Fransa’da okumuş, yazı ve fikirlerinde Fransız kültürünün hâkim olduğu sezilmekte idi. O günlerde Fransa’da Peygamber Efendimiz(sav) hakkında bir kitap çıkmış. Mucizeleri İnkâr ediyor ve Peygamberleri ALLAH’ın seçtiği kimseler olarak değil de sıradan büyük adamlar olarak görüyormuş. Heykel Paşa bu görüşlerin tesirinde kalarak, Fransızca “Hayat-ı Muhammed” isminde bir kitap yayınlar. Bu kitapta mucizeler tevil edilip bunların hayat kanunlarına aykırı olduğunu iddia eder.

Bu kitaba cevap yazılmak istenir, fakat felsefi yönü yabancı lisanla yazılı ve itikat meselesi olduğundan Ezher’den bir heyet Mustafa Sabri Efendiye(Tokatlı, son şeyhülislamlarımızdan) gelir. Bu vazife kendisine teklif edilince hoca kabul eder. Kitap hazırlanır, fakat zaman harp günlerine tesadüf ettiğinden imkânsızlar ortaya çıkar.

Bu olup bitenlerden Hasan el Benna’nın haberi olunca Mustafa Sabri Efendiye gelir. O ziyarette bizzat bulunmuştum. El Benna şöyle dedi; “ Efendim! Siz böyle bir kitap yazmışsınız, fakat bastırma imkânı yokmuş. Biz iki yüz adet alabiliriz.” Sonunda kitap basılır ve hizmete vesile olur.

Yine Ali Ulvi beyin hatıralarından öğrendiğimize göre, Benna Kahire’ye geldikten sonra merhum şairimiz Mehmed Akif ile de tanışmışlar ve birbirlerini çok sevmişler: “Türk millî şairi Mehmed Akif, Mısır'da kaldığı yıllarda Üstad Hasan El Benna ile bir bayram toplantısında görüşmüşler ve aralarında bir dostluk kurulmuş.

Üstad Hasan El Benna'yla Medine'de bir sohbetimiz daha oldu. Üstad, Mehmed Akif'ten bahsederek istiklal Marşı hakkında şöyle dedi: “Bu şiirin bir hikâyesi vardır. Türk yurdu düşman istilasından kurtulduktan sonra bir istiklal marşı yazma fikri ortaya atılır. Müsabaka tayin edilir ve yüz küsur şiirden bu şiir birinci gelir. Millet Meclisinde dört defa ayakta okunur. Bu şairin, meclise gelirken giydiği üzerindeki palto dahi arkadaşının olduğu halde kendisine teklif olunan ikramiyeyi reddeder.

"Bu mükâfat benim değil, şehit düşen Mehmetçiğin, muzaffer ordunun ve milletindir. İhlâs için bir örnek vermek istersek bu davranıştan daha çarpıcı misal veremeyiz, deyip, İstiklal Marşı'ndan bazı beyitleri okumamı istedi. Kardeşler bazı beyitlerin tercümesini isteyip kaydettiler













































Babası-1

Babası-2

Annesi









Daha fazla resim isterseniz bildiriniz biz bu başlık altına eklemeye devam edeceğiz





[/quote]
[/color][/b]
Logged



   

     Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap



Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 17.052


View Profile
Re: HASAN EL BENNA(1906-1949)
« Posted on: 04 Aralık 2008, 00:31:15 »

 
      uyari
Selamun Aleykum Ziyaretçi. Sitemize Hoş Geldiniz.. islami sitemizin içeriğinden daha iyi faydalanmak ve mesaj yazmak için üye olmanız gerekmektedir.. sitemizde islami içerik bulunmaktadır.. bulamadığınız herhangi bir konuyu bildirerek yardım alabilirsiniz.. Katkılarınızdan ve Desteklerinizden Ötürü Teşekkür Ederiz... Üye Olmak için Aşağıdaki "Üye Ol" Kısmını Tıklayabilirsiniz..

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: HASAN EL BENNA(1906-1949) oyunları, HASAN EL BENNA(1906-1949) programı, HASAN EL BENNA(1906-1949) oyunu indir, HASAN EL BENNA(1906-1949) program yükle, HASAN EL BENNA(1906-1949) download, HASAN EL BENNA(1906-1949) hikayeleri, HASAN EL BENNA(1906-1949) resimleri, HASAN EL BENNA(1906-1949) haber, HASAN EL BENNA(1906-1949) yükle, HASAN EL BENNA(1906-1949) videosu, HASAN EL BENNA(1906-1949) msn eklentisi, şarkı sözleri, dizisi
Logged
tebliğci
Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 28 Nisan 2007, 22:19:21 »

ALLAH onlardan razı olsun rabbim hak yolcularının yolunu takp edeenlerden eylesinbizi inş
Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
Siηηєя
Süper Üye
*



Toplam Oyu: 118
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.003


« Yanıtla #2 : 29 Nisan 2007, 00:44:38 »

bir hidayet serdarı ne yer ne zaman onun için önemli değildi her yerde islami anlattı yaşadıkları ile..... ALLAH cc makamını firdevs eylesin inşaALLAH

ALLAH cc razı olsun abi
Logged

Lütfen konu açmadan önce daha önce verilmişmi verilmemişmi diye arama yapalım..



Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
__EnSaR__
----BiLMeK icin BuLMaK LaZiM-KaVuSMaK iCiN öLMeK LaZiM--
Süper Üye
*



Toplam Oyu: 16
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 1.107


« Yanıtla #3 : 29 Nisan 2007, 02:32:02 »

Logged






Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
Etiket:
Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
Cihad Üzerine / Hasan EL BENNA Ayet Ve Hadislerle Cİhad Mucahid 4 217 Son Mesaj 25 Ekim 2008, 14:36:22
Gönderen: akifen
HASAN EL-BENNA İsLam Büyükleri.. yelizzz033 1 220 Son Mesaj 09 Mart 2008, 22:18:53
Gönderen: Sümeyra-1924
CİHAD Hasan El Benna Cihad Ve Mücadele ömer gül 0 271 Son Mesaj 25 Mart 2008, 09:39:56
Gönderen: ömer gül
HASAN EL BENNA DAN TAVSİYELER İsLam Büyükleri.. « 1 2 » Muttαki 29 653 Son Mesaj 23 Ekim 2008, 16:03:04
Gönderen: zeynel...
HASAN EL-BENNA KİMDİR? Arşiv rasule hasret 2 82 Son Mesaj 19 Kasım 2008, 18:08:34
Gönderen: Sümeyra-1924
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

Muhabbetullah.Com Bağlantılar
Loan | Loans | Myspace Layouts | Cheap Magazine Subscriptions | Debt Consolidation
|Reklam| |Alıntı Koşulları| |Arşiv| |Arşiv2| |Wap| |Wap2| |imode| |XML| |Rss1| |Rss| |Tags| |Sitemap| |UrlList|

kurye Diyet | Zayıflama Program Download Forum diyet ilahiler zayıflama dizi izle ssk Gazeteler video izle Sohbet tv izle evden eve nakliyat evden eve nakliyat evden eve nakliyat Araba Yarışı oYuNLAR
Muhabbetullah.Com En iyi 1024x768 - 1280x1024 ekran çözünürlüğünde görüntülenir.
Muhabbetullah.Com Bir Forum Sistemidir.ve siteye gönderilen tüm mesajlar onaydan geçmeksizin anında paylaşılmaktadır. Muhabbetullah.Com Yönetimi yazılan mesajlardan sorumlu değildir.
Yasalara aykırı bulduğunuz mesajları linkleriyle beraber HawasHasan[at]Gmail.Com adresine bildirebilirsiniz. Şikayetiniz en kısa sürede incelemeye alınacaktır.
For English Please let us know any illegal activity to HawasHasan[at]Gmail.Com

Selamun Aleykum
Sitemize Üye Olarak
Daha iyi Faydalanabilirsiniz.
Üye olmak için tiklayin