|
|
 |
« : 15 Ağustos 2007, 07:15:51 » |
|
 |
|
 |
 |
ALLAH,''cüz'i irade''denilen,seçme ve yapıp yapmama gücünü insana vermiştir.İnsanın bu güce sahip olduğunu bilmek ve inanmak iman dairesindendir.İnsanın her şeyini nefsini Cenab-ı ALLAH averip sorumluluktan kurtulması söz konusu değildir.Onun karşısına Cüz'i irade çıkar ve ''Mesu'ul ve mükellefsin!'' der.Yani insan yaptıklarından sorumludur. Sonra insanın yaptığı iyi,güzel işler ve kemâlât ile mağrur olmaması için karşısına kader çıkar.''Haddini bil,yapan sen değilsin!der.Elde ettiğin başarının,yaptığın iyi işlerin şartlarını,ortamını yaratan sen değilsin.Seni ve iyi olanı yaratan,bir araya getirip seçme ve yapma gücü veren ALLAH'tır,der.Böylece kader nefsi gurur yapmaktan,cüz'i irade de sorumsuz davranmaktan kurtarır.İnsan sorumludur,fakat hiçbir seyin yaratıcısı değildir.Ona seçme,tercih etme ve yapıp yapmama gücü verilmiştir.Önüne çıkan ve her an değişe bilen şartlar ise ilahi taktir iledir.Her an yeni bir imtihanla kişinin tercihleri,ne yapıp ettiği ortaya konulur.
ALLAH,iyiyi kötüyü,hayrı şerri,aklı fikri yaratmış ve insanı hayra yönlendirmiştir.Kötüyü isteyen insandır ve kötüye yönelme tercihi ona bırakılmıştır.Bu nedenle insan yaptığı kötülüklerden sorumludur.Kader meselesini yanlış yorumlayarak insanı teklif ve mesuliyetten kurtarmak mümkün değildir.Bu nedenle insanın gururdan,övünmeden,hayatı,her şeyi kendine ait zannetmesinden korunması için ele alınmıştır.İnsan kendisine verilen Cüz'i irade ile mahkeme edebilir,hakkında hüküm verebilir. ''Kisb-i şer şerdir;halk-i şer şer değildir.''denilmiştir.Yani şerri yaratmak şer değil,şerri kazanmak şerdir.yılanı yakalamak şer değil yılana sokulmak şerdir.Şerli işi yapmak.
Hırsızlık yapan kişinin muvaffakiyetini,yaptığı işi başarmasını ALLAH yaratır.Lakin bu iş ALLAH'ın rızasın uygun değildir.Yaratmak ALLAH'a hırsızlığı istemek kula ait olduğundan,''sen hırsızsın''diyerek yapan sorumlu tutulur.İlahi kader ise,insanların yaptığı şerden ve çirkinlikten münezzehtir.Çünki kader sebeblere bakar ve ilahi adalet tecelli eder.İnsanlar ise iç yüzü idrak etmeye çalışmaksızın görünür deki sebeblere hüküm verir ve bunun karşılığında karanlığa,çıkmaza düşerler.Zaman zaman ALLAH'ı itham etme hatasına düşerler.Affa,mağfirete sığınacaklarına,kendi kendilerine zulmederler. Diyelim ki,sen hırsız değilsin ama hakim seni hırsızlıkla suçluyor bir süre hapse mahkum etti.Sen,''ALLAH bana zulmetti'' diyemezsin.Hkim görünür delillere bakıp hata etmiş olabilir,ama ALLAH Tealâ sana zulmetmedi.Kimse bilmiyor,senin günah defterinde yetmiş çeşit suç var.onlardan birine ceza vermek lazım geliyordu.Seni o suçla mahkum etti.Sen de hakimin zulmettiğini zannettin.Peki,ALLAH insanı her gün için mahkum edecek olsaydı ne olurdu? Ey ALLAH yoluna talip olan kişi!ALLAH Tealaya''Bana adaletinle muamele et''deme!''ALLAHım,bana affınla,mağfiretinle muamele et''de Aksi halde senden dünyanın suçu çıkar. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri:Ey insan!Senin elinde gayet zayıf,fakat kötülüklere ve tahribata eli gayet uzun ve iyilikte eli gayet kısa,cüz'i irade namıında bir iraden var.O iradenin bir eline duayı ver ki iyiliklerin meyvesi olan cennete eli yetişsin ve bir çiçeği olan sonsuz saadete eli uzansın.Diğer eline istiğfarı ver ki;onu eli kötülüklerden kısalsın ve me'un ağacın bir meyvesi olan zakkumuna yetşmesin....Demek dua ve tevvekkülhayra yönelmeye büyük kuvvet verdiği gibi,istiğfar ve tövbe şerre meyli keser.
|
|
 |
|
 |
|