|
|
 |
« : 15 Ağustos 2008, 14:34:22 » |
|
 |
|
 |
 |
ALLAH Resulü (S.A.V.) buyuruyor:"Üç haslet vardır; bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar:
ALLAH ve Resulünü, ALLAH ve Resülünden başka her şeyden fazla sevmek, Sevdiğin! ALLAH için sevmek, ALLAH kendisini küfürden kurtardıktan sonra, tekrar küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek, asla istememek."Buharî, iman 9, 14; ikrah î; ebed 42
Ravi: Abdullah İbnu Hişam Tanim: Biz Resulullah (sav) ile beraberdik. O sırada, Aleyhissalatu vesselam, Ömer (ra)'in elinden tutmuştu. Hz. Ömer: "Ey ALLAH'ın Resulü! Sen bana, nefsim hariç herşeyden daha sevgilisin!" dedi. Resulullah hemen şu cevabı verdi: "Hayır! Nefsimi elinde tutan Zat-ı Zülcelal'e yemin ederim, ben sana nefsinden de sevgili olmadıkça (imanın eksiktir)!" Hz. Ömer (ra): "Şimdi, sen bana nefsimden de sevgilisin!" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu vesselam: "İşte şimdi (kamil imana erdin) ey Ömer!" buyurdular.
Kaynak: Buhari, Fedailu'l-Ashab 6, İsti'zan 27, Eyman 3 ALLAH ve Resulünü nefis dahil her şeyin üstüne çıkarmadıktan sonra imanın tadını tatmış olamazsın. Bu seviyeye gelen bir insan, şu dünya vagonları içinde yaşarken bekleyecek, isteyecek, ne zaman ALLAHım Sana varacağım, ne zaman bir yerde kolumu kanadımı atıp sana varacağım, ne zaman sana doğru gelirken, bir ağustos böceği gibi, seni terennüm ede ede, çat diye çatlayıp bir ağacın başında sana vasıl olacağım. İşte bu vicdanlarda duyulacak. O zaman imanın tadını tatmış olacağız.
Resulullahı da öyle. ALLAH’dan sonra Resulullahı da her şeyin üstünde sevecek, bir aşık maşuk münasebeti içinde bulunulacaktır.
Resulullah (S.A.V.) Medine’ye geldikten sonra, o güne kadar kendisine fedakarlık yapan ashabının evine gidiyor. Davetlere icabet ediyor ve ashabından hiç ayrılmıyor. Resulü Erkemin bir gece kapısı çalınıyor. Elinde avucundaki her şey dağıtmış yiyecek bir şey bulamadığından ötürü aç susuz haneyi saadetinde beklerken kapısı çalınıyor. Kapı açılınca içeriye Nur insan Hz. Ebu Bekir giriyor. Bu saatte niye geldin Ya Ebu Bekir denilince, Hz. Ebu Bekir Ya Resulullah evde yiyecek bir şey bulamadım. Acaba Haneyi Saadette bir şey var mı? diye geldim diyor. Bu miskinliğin çalışmamanın ifadesi değildir. Bu her şeyi ALLAH yolunda feda etmenin neticesi, bütün malları o uğurda kullanılmıştır. Her şey bitmiş elde avuçta bir şey kalmamıştı. Biraz sonra yine kapı çalınır. Hz. Ömer içeriye girdi Ya Ömer bu saatte buraya teşrif sebebi nedir?Evde yiyecek bir şey bulamadım, Resulullah’ın haneyi saadetine kadar gideyim dedim. Ve nihayet Ebul Haysemin bahçesinde gördükleri hurmalardan istifade etmek için onun evine giderler. Ebul Haysem ki senelerce evvel delikanlıyken akabede Resulü Erkemin elini sıkmış, Ona biat etmişti Bu adama biat etmekte gecikmeyin, ne duruyorsunuz demiş, ateş gibi hareket etmişti. O’nun evine gidiyorlardı. 4-5 yaşında bir çocuğu vardı Ebul Haysemin ve evde uyuyorlardı. Hz. Ömer kapının tokmağına dokunuyor ve gür sesiyle Ebul Haysem diye sesleniyor. Çocuk yerinden doğrularak Hz. Ömer geldi anne, baba diyor, Oğlum Ömer bu saatte ne arar burada yat diyorlar. Kapı yeniden vuruluyor. O ince narin ve iç yakıcı sesiyle Hz. Ebu Bekir, Ebul Haysem diye sesleniyor. Baba kapıyı açacağım Ebu Bekir geldi kapımıza diyor. Yat evladım Ebu Bekir ne gezer bu saatte, diyorlar. Ve nihayet Resulullah tatlı sesiyle seslenirken, çocuk artık babasına sormayı düşünmeden kendisini kapının arkasında buluyor Baba Resulullah bize şeref verdi. Kapı açılıyor, nur insanlar, gül insanlar içeriye giriyor. Çocuğa öyle telkin edilmiş ki, 4-5 yaşında Resulullah ve sadık yaranı en sevgili olmuşlardır. Bir evde ne kadar sevildiğinizi bilmek için çocuklara sorunuz. Sizinle o evde alaka var mı anlarsınız. Ya Resulullah anlatılırsa, yatarken yatakta Resulullah yanımda yatıyor. Resulullah sofrada benimle beraber elini uzatıyor. Beynimin içinde geziyor. Bu ruh ve şuurun neslimize verilmesi gerekmektedir.
Elhamdülillah hepimiz iman ettik, Hz.Muhammedin ümmeti olduk. Resulullah tesbihte bir imamiye ise şayet bizde taneler halinde O’nun etrafında o ipe dizildik. Yunus diliyle Elhamdülillah dizildik. Sağında ve solunda saf bağladık. Ama imanın tadını tatmak için, ALLAH korusun yeniden küfür ve delalete girmeyi ateşe giriyor gibi kerih görme mecburiyetindeyiz. Ya bizi buradan koparırlarsa, Ya küfür ve küfranın ayakları altında ezilirsek küfür gayyasına gidersek endişesini içimizde taşıyacağız. Küfür ve delaleti, kafir ve münafıkı yılanlarla çıyanlarla baş başa kalmak kadar kerih görmemiz gerekmektedir.
Hz. Muhammed gibi bir serdarı azamın arkasında yerini alma bahtiyarlığıyla serfiraz bulunuyoruz. Hz. Muhammed gibi bir önderimiz var. Onun hakkında ALLAH “Habibim sen kendi cemaatin içinde olduğun müddetçe ALLAH onlara azap edecek değildir” Umumi manada sen içlerinde yaşadığın gibi, ruhaniyetinle gönüllerinde bulunduğun müddetçe ALLAH Senin cemaatine azap edecek değildir. Senin cemaatin tevbe ettiği, ayrıldığı yere yeniden döndüğü müddetçe ALLAH onlara azap edecek değildir. Evet Resulullah efendimizin gönüllerimize taht kurup hakikat olduğunu göstermesi, daha doğrusu bizim göstermemiz ve gönüllerin işlediği günahların pişmanlığıyla ALLAH’a dönülmesi gerekiyor. Ümmeti Muhammed bu vasıflarla serfiraz olduğu müddetçe ALLAH ümmeti Muhammede azap etmeyecektir. Ve Resulullah her şeyin üstünde sevilecek ki, o zaman imanın tadını tatmış olacağız.
Kim müminleri ALLAH’dan ötürü severse, Sırf ALLAH için herhangi bir menfaati olmadan severse imanın tadını tatmış olacaktır. İmanın tadını tatmak için ikinci şart budur. Yunusun diliyle yaratığı Yaratandan ötürü seven müminlere saygılı olan, onları kendi nefsinden daha çok üstün tutan insan, seven insan imanın tadını tatmış olacaktır. Kardeşlerde yok olacaktır. Herkes yahşi men yaman, herkes buğday men saman, diyerek, müminleri baş tacı yapan Bünyanı Marsus gibi, çelikten duvarlar gibi birbirine kenetlenen ve onların dertleriyle dertlenen, üzülen ağlayan kardeşinde yok olmuş ve onların ıstırabını kendi ıstırabı bilen, sevinçlerine ortak olan insan, imanın tadını tatmış olacaktır. Cihanın doğusunda mü’mine bir şey olursa inleyeceksin. Böyleydik ve ALLAH bizi Aziz tutuyordu. Filipinlerde bir kafir bir mümine bir kurşun atmış, öyle bir ah edeceksin ki, Arşı Azam titreyecek öyle inleyeceksin ki, denizde semek, gökte melek inleyecek. Dünyanın bir yerinde müminin ayağına bir diken batarsa, sanki sana diken batmış gibi uykun kaçacak. ALLAH için müminler birbirini sevecek ve 3. husus ALLAH Onu küfürden kurtarıp imana hidayet ettikten sonra yeniden küfre dönmeyi, ateşe atılıyor gibi kerih görmedikçe imanın tadını tatmamıştır. Çirkin görüyorsa imanın tadını tatmıştır. 05.03.2005 M.AYDIN
|
|
 |
|
 |
|