|
|
 |
« : 24 Nisan 2008, 07:25:14 » |
|
 |
|
 |
 |
“Dervişlik, yalnız bir yere çekilip oturmak, gökte uçmak, dağda ve mağarada bulunmak değildir. Dervişlik; gönlü, mâsivâdan, yâni ALLAHü teâlâdan başka her şeyden çevirmektir.”
“Dünyâya düşkün olmayanlarla, âhiret adamlarıyla oturmak, berâber bulunmak, çok tesirli ve faydalıdır. Önce tesiri anlaşılmasa bile, doğan bir çocuğun her gün yavaş yavaş büyüdüğü gibi, insan yavaş yavaş dünyâya düşkün olmaktan kurtulur.”
“İbn-i Abbâs radıyALLAHü anhümâ; “Hâlbuki sen (Ey Resûlüm) onların içindeyken ALLAH onlara azab verecek değildi. İstigfâr ettikleri hâlde de ALLAH onlara azâb edecek değil.” (Enfal sûresi: 33) meâlindeki âyet-i kerîmeyi tefsîr ederken şöyle buyurmuştur: “İslâmiyet’in mevcûd olması, Resûlullah'ın mevcûd olması mesâbesindedir. Nasıl ki Resûlullah hayattayken azap kaldırılmış, insanlara azap gelmemişse, İslâmiyet’in bir yerde mevcûd olması ve İslâmiyet’e uymak sebebiyle de azap kalkar. İstiğfâr etmek sebebiyle de azap inmez. İstiğfâr, azâbın gelmesine mâni olur. Bir yandan ALLAHü teâlânın emirlerine uymayıp, bir yandan da, “Estağfurullah, Estağfurullah” demek, istiğfâr değildir. İstiğfârın mânâsı; ALLAHü teâlânın emirlerine uymak, yasak ettiği şeylerden sakınmaktır. ALLAHü teâlânın rahmetine ve mağfiretine yol açacak sebeplere yapışmak lâzımdır. Zulüm ve isyân gibi işleri yapmaktan sakınmalıdır.”“
“Zünnûn-i Mısrî hazretleri şöyle buyurmuştur: “Tasavvuf yolunda, Cenâb-ı Hakk'ın dostlarından, sevgili kullarından bâzıları o hâle gelmiştir ki, eğer bir büyük zât onlara ALLAHü teâlânın muhabbetinden, azamet ve celâli ile ilgili sözler söylerse, muhabbetleri sebebiyle can verecek hâle gelirler
|
|
 |
|
 |
|