|
|
 |
« : 22 Mayıs 2007, 21:53:37 » |
|
 |
|
 |
 |
AŞK ...
"Sevgi" canli varligin, haz veren bir nesneye karsi meyil duymasidir. Söz konusu meylin pekisip güçlenmesi haline «ask» denir. Ask duygusu, askin sevgilisine kul olmasi ve sahip oldugu her seyi ugrunda feda etmesine yol açacagi bir dereceye varabilir.
Züteyha'nin Hz. Yusuf'a (A.S.) karsi duydugu askin ne dereceye vardigina bir baksana, Kadinin bütün servet ve güzelligi bu ugurda gitmis. Yetmis deve yükü mücevher ve gerdanliginin var oldugu söylenir, hepsini Hz. Yusuf'un (A.S.) aski ugruna harcamis. «Bu gün Hz. Yusuf'u gördüm» diyen herkese eline geceni zengin edecek degerde bir mücevher vere vere elinde hiç bir sey kalmamis.
Asiri askindan dolayi diger her sey aklindan çiktigi için karsilastigi her seyi «Yusuf» diye çagirir olmus, o kadar ki, basini göge kaldirdigi zaman Hz. Yusuf'un (A.S.) adini yildizlarin üzerinde yazili görürmüs.
Rivayete göre Züleyha iman edip Hz. Yusuf (A.S.) onunla evlendikten sonra eski asigi ve yeni kocasindan ayri yasamaya yönelerek kendisini ibadete vermis, varligini tamamen ALLAH (C.C)'a adamis. Hz. Yusuf (A.S.) kendisini gündüz yataga cagirsa «aksama» diye savar, aksam çagirinca da «yarina» diye ertelermis.
Nihayet bir gün Hz. Yusuf'a (A.S.) demis ki: «ben sana ALLAH (C.C)'i tanimadan önce asik olmustum, fakat O'nu taniyinca kendisine karsi duydugum muhabbet, diger her seyin sevgisini gönlümden giderdi. O'nun sevgisine bedel istemiyorum.»
Hz. Yusuf (A.S.) Züleyna'nin bu sözlerine söyle karsilik verdi: «seninle birlesmemi emreden ulu ALLAH (C.C)'dir. Senden iki çocugumuz olacagini ve bunlari Peygamber olarak görevlendirecegini bana bildirdi.» Bunun üzerine Züheyia: «ALLAH (C.C) sana böyle emrettigine ve beni de böyîe bir neticeye vesile oLarak seçtigine göre ALLAH (C.C)'in emri besim üzerine-» demis. Sundan sonra ancak kendini Hz. Yusuf'a (A.S.) teslim etmistir.
«Leylâ ile Mecnun'un Ask hikâyesini herkes duymustur» Mecnuna adin nedir diye sorarlar. «Leylâ» diye cevap verir. Bir gün yine Mecnuna "Leylâ ölmedi mi" derler. «Hayir, Leylâ kalbimde yasiyor ölmedi, Leylâ benim» diye karsilik verir.
Yine bir gün Mecnun, Leylâ'nin evi önüne gider ve gözlerini gökyüzüne diker. Ona «ey Mecnun, gök yüzüne degil, Leylâ'nin odasinin duvarina bak, belki onu görürsün» derier. O böyle diyenlere «gölgesi Leylâ'nin evine düsen yildiz bana yeter» diye cevap verir.
Anlatildigina göre Hallac-i Mansur'u (rehimehullahu) seksen gün hepsetmistler. imam-i Sibli (rehimehullahu) bir gün ziyaretine gitmis ve «ey Mensur. Muhabbet nedir» diye sormus. Mansur «bu soruyu bana bugün degil, yarin sor» demis. Ertesi gün olunca Mansur'u zindandan cikarirlar, ve üzerinde boynunu vurmak üzere yere yaygi yayarlar, bu sirada imam-i Sibli çika gelerek karsisinda dikilir. Bu anda Mensur ona seslenir, «ey Sibli! Sevginin basi yangin, sonu ise ölümdür.
Hallac-i Mcnsur'un nazarinda ALLAH (C.C)'dan baska her seyin batil olduguna kesin kanaat gelince ve yalniz ALLAH (C.C)'in hak oldugunu bilince, hak isminin onun kendi adi oldugunu unutmus ve sen kimsin sorusuna muhatap olunca «ben hakkim» diye cevap vermistir.
Anlatildigina göre sahici muhabbet, su üc davranista belli olur:
1 — Asik, sevdiginin sözünü digerlerinin sözlerine tercih eder.
2 — Asik, sevgilisi ile oturup kalkmayi baskalari ile birareda olmaya tercih eder.
3 — Yine asik. sevgilisinin rizasini kazanmayi, baskalarinin hosnutlugunu elde etmeye tercih eder. (El Münteha - Nam Kitapta da böyledir.)
Söylendigine göre «ask» perdeyi yirtmak ve sirlari kesfetmektir. «Vecd» hali ise zikrin lezzetine varildigi anda ruhun, arzunun taskinligina katlanamamasidir. Öyle ki, bu haîi yasayan kimsenin ezalarindan biri kesilse hic bir sey duymaz.
Anlatildigina göre odamin biri Firat nehrinde yikaniyormus, bu arada:
«ey günahkârlar! Bugün seçiliniz» mealindeki âyet-i kerimeyi okuyan bir adami duymus (Yasin Süresî. 59). Ayetin içine saldigi dehsetin etkisi ile çirpinmaya baslamis ve sonunda bogulmus ve ölmüs.
Muhamned Ibni Abdullah el-Bagdadi (rehimehullahu) diyor ki:
"Basra sehrinde iken bir gün yüksek bir çatiya çikmis bir delikanli gördüm, yüzünü halka dönmüstü, söyle diyordu: «Asik olarak ölen kimse iste böyledir. Ugrunda ölüm olmayan askin hiç bir degeri yoktur.
Bu sözlerin arkasindan kendini bosluga atti. «manzareyi hayretle seyreden halk tarafindan «ölüsü» alip götürüldü.
Cüneydül Bagdadî (rehimehullahu): «Tasavvuf ihtiyari terketmektir» demistir.
Hikâye edildigine göre Zunnun'ül Misri (rehimehullahu) bir gün Mescid-i Haram'a girer. sütunlardan birinin altinda çirilçiplak, yerde yatan hasta bir delikanli görür, delikanli yanik bir sesle inlemektedir. Bundan sonrasini Seyh'in kendisinde dinleyelim:
«Yenine sokuldum, seiâm verdim ve «ey delikanli. sen kimsin» diye sordum. «ben asik bir garibim» diye cevap verdi. Ne demek istedigini anlamistim, «ben de senin gibiyim» dedim. Bu sirada aglamaya basladi, onun aglamasi beni de aglatti. Bana «sen de mi agliyorsun» diye sordu, «ben de senin gibiyim» diye karsilik verdim. Bunun üzerine daha yüksek bir sesle aglamaya basladi ve gür yüksek bir nara atti, hemencecik ruhunu teslim etti.
Elbisemi üzerine örttüm, kefen bulmak için yerimden ayrildim, kefen satin alip dönünce onu yerinde bulamadim. Saskinlik içinde «sübhanALLAH» dedim. Bu sirada kulagima ###ç;zti### bir ses geldi, söyle diyordu: «Ey Zün-nun! O öyle bir garibdir ki, onu dünyada seytan aradi bulamadi. Malik aradi, bulamadi, cennette Ridvan aradi, o da bulamadi.» «O nerededir?» diye seslendim. Kulagima su cevap geldi: «Samimi muhabbeti, çok ibadet etmesi ve hatasindan derhal tevbe etmesi sayesinde Muktedir Malik'in (ulu ALLAH'in) yaninda sadekat koltugundadir.(Zehr-ur Riyaz)
Seyhlerden birine «ALLAH (C.C)'i seven nasil olur, alâmetleri nelerdir» diye sormuslar, su cevabi vermis: «Insanlarla az münasebet kurar, zamaninin çogunu kendisi ile basbosa geçirir, devamli düsünme halindedir, çok az konusur, bakar fakat görmez, cagrildiginda duymaz, kendisine söyleneni anlamaz, basina gelen belâya üzülmez, aciktigini hissetmez, vücudunun bir yeri çiplak kalsa farkina varmaz, kendisine agir söz söylense korkmaz. Yalnizliginda ALLAH (C.C)'a nazar eder. O'nunla ünsiyet kurar. O´na yalvarir. Dünya ehliyle dünya isleri için hiç bir tartismaya girismez.
Ebu Türab at-Nahbasî (rehimehullahu) ALLAH (C.C) sevgisinin alâmetleri hakkinda su beyitleri söylemistir:
«Sakin aldanma! Sevenin alâmetleri vardir. Onun üzerinde sevgili tarafindan armagan edilmis nisanlar vardir. Bunlardan biri ondan gelen belâdan haz duymasidir. Onun her yaptigina sevinmesidir. Ondan gelen yokluk makbul bir hediyedir. Yoksulluk ise bir ikram, bir geçici ihsandir. Delillerden biri, onun kararli görmedir. Sevgilisine itaat hususunda bütün kiskirtici kinamalara ragmen Delillerden biri güler yüzlü görünmesidir. Kalbinde sevgiliden gelen heyecan kaynasir Delillerden biri anlayisli görünmesidir Nazarinda sevgi sahibi olan bir soranin sözüne karsi Delillerden biri de tedirgin görünmesidir Söyledigi her sözü tartarak konusan.
Nakledildigine göre Hz. Isa (A.S.) bir gün bahçe sulayan bir delikanli ile karsilasir. Delikanli Hz. Isa'ya «Rabb'inden, sevgisinin zerre agirligindaki bir kismini bana bagislamasini dile» der. Hz. Isa ona «sen zerre kadarina dayanamazsin diye karsilik verir. Delikanli «o halde zerre kadarinin yansini versin» der. Bunun üzerine Hz. Isa onun için «ya Rabb'i bu gence sevginin zerre kadarinin yarisini bagisla» diye dua eder ve yoluna devam eder.
Epeyce bir müddet sonra Hz. Isa'nin (A.S.) yolu yine oraya düser, delikanliyi sorar, «delirdi, doglara çikti» derler. Hz. Isa delikanliyi kendisine göstermesi için ALLAH (C.C)'a dua eder. O sirada delikanliyi daglar arasinda görür onu gözlerini gök yüzüne dikmis ve bir kaya üzerinde dimdik ayakta dururken bulur.
Hz. Isa (A.S.) delikanliya selâm verir, selâmini almaz, «ben Isa'yim» diye kendisini tanitarak delikanlinin ilgisini çekmeye çalisirken ulu ALLAH (C.C)'dan kendisine su vahiy gelir: Kalbinde benim sevgimin yarim zerresini tasiyan kimse insanoglunun sözünü hiç duyar mi? Izzet ve celâlim hakki için sen onu testere ile ikiye biçsen onun acisini bile duymaz.»
Üç seyden kendini kurtarmaksizin su üç seyi iddia eden kimse aldanmistir:
1 — Dünyayi sevmesine ragmen ALLAH (C.C)'i zikretmekten lezzet aldigini söyteyen kimse.
2 — Insanlari pohpohlamayi sevdigi halde amelde ihlâsi sevdigini iddia eden kimse.
3 — Nefsinin burnunu kirmaksizin ALLAH (C.C)'i sevdigini ileri süren kimse
Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor: Öyle bir gün gelecek ki, ümmetim bes seyi unutarak bes seyi sevecektir:
1 — Dünyayi sevecek, ahireti unutacaklardir.
2 — Mali sevecekler, fakat ahiret günü hesaplasmasini unutacaklardir.
3 — Mahlukati sevecekler, yaraticiyi unutacaklardir.
4 — Günahlari sevecekler, tebveyi unutacaklardir.
5 — Köskleri sevecekler, mezarlari unutacaklardir.
Mansur Ibni Ammar (rehimehullahu). bir delikanliya ögüt verirken ona der ki, «ey delikanli! Gençligin seni aldatmasin. Bos kuruntulara dalarak tevbe etmeyi hep ileriye birakan ve ölecegini düsünmeyen nice genc vardir ki» Yarin, ya da öbür gün tevbe edecegim» diye cevap verir. Oysa tevbeye sira getirmeden ölüm melegi ona geliverir ve kabrin bosluguna yuvarlanir, artik orada ona ne malin. ne kölenin, ne coluk-cocugun ve ne de ana-babanin bir faydasi vardir.
Nitekim ulu ALLAH (C.C.) söyle buyuruyor:
"Ne malin ve ne de coluk-cocugun fayda vermedigi gün. Yalniz ALLAH'a temiz kalb ile gelen müstesna."
(Kur'an-i Kerim - Suara Sûresi, 88—89)
ALLAH'im! Bize ölmeden evvel tevbe etmeyi nasib eyle, gaflette iken bizi ikaz buyur ve elcilerin önderi olan Peygamberimizin (S.A.V) sefaatinden faydalanmamizi müyesser eyle.
Müminin özelligi, günah isler-islemez hemen o gün, hatta o anda tevbe etmesi, isledigi kusura karsi pismanlik duymasi, dünyadan azik edecek kadar bir paya razi olarak onun ile oyalanmamasi, kendini ahiret için amel etmeye vermesi ve ALLAH (C.C)'a ihlâs içinde ibadet etmesidir.
Anlatildigma göre münafik ve cimri bir adam varmis, karisina hic kimseye sadaka vermeyecegine dair yemin verdirmis, aksi halde bosayacagini söylemis.
Günün birinde kapiya bir dilenci gelmis ve «ey hane halki! ALLAH (C.C) hakki için bana bir sey verir misiniz.» diye seslenmis, kadin da dilenciye üc cörek vermis, dilenci yolda münafikla karsilasmis, adam «bu cöregi sana kim verdi» diye sormus, dilenci de «iste su evin hanimi» diye cevap vermis, dilencinin tarif ettigi ev, kendi eviymis.
Münafik koca öfke ile eve girmis ve karisina sen «hiç kimseye bir sey vermeyesin dîye yemin etmedin mi» diye bagirmis. Kadin «ALLAH (C.C) için verdim» diye cevap vermis. Adam kalkmis, tandiri yakmis ve tam kizinca karisina «kalk, kendini ALLAH (C.C) için su tandira at bakalim» diye emretmis. Kadin kalkmis ziynetlerini almis Münafik ziynetlerini birak» diye bagirmis, kadin «seven sevgilisi için süslenir, ben sevgilimi ziyaret etmeye gidiyorum» diyerek yeni elbiselerini giymis olarak kendini kizgin tandira atmis, adem da kapagini kapatarak oradan uzaklasmis.
Aradan üç günün geçmesi üzerine münafik, tandirin basina gelmis kapagini kaldirinca kadinin ALLAH (C.C)'in izni ile yanmadan içerde sapa saglam durdugunu görerek saskina dönmüs, o sirada gizliden kulagina söyle bir ses gelmis, «atesin sevdiklerimizi yakmadigini bilmiyor muydun?»
Nakledildigine göre Firavun'un karisi Asiye kocasindan gizli olarak iman etmis, imanini sakliyormus. Fakat Firavun sonunda durumu ögrenince, ona iskence edilmesini emretmis, çesit çesit iskencelerden geçirildikten sonra Firavun ona «imanindan dön» diye teklif etmis, fekat Asiye dönmemis.
Bunun üzerine Firavun bir tomar kazik getirtmis, bunlarla Asiye'nin vücudunun çesitli yerlerine vurmuslar. Sonra, Firavun karisina bir daha «dininden dön» diye teklif etmis. Asiye ona söyle cevap vermis, «senin zorbaligin ancak benim nefsime hükmedebilir, kalbim ise ALLAH (C.C)'in, himayesindedir. Beni kiymik kiymik dograsan bite sadece ALLAH (C.C)'a karsi duydugum sevginin artmasina sebep olabilirsin.»
Derken Hz. Musa (A.S.) Asiye'nin yanina varmis. Asiye onu görünce «ey Musa! Söyle bana, Rabb'im benden hosnut mu, yoksa bana kizgin mi?» diye seslenmis. Hz. Musa ona su cevabi vermis, «ey Asiye! Göklerin melekleri senin yolunu gözlüyor, yani hepsi senin özlemini çekiyor, ulu ALLAH (C.C) seninle iftihar ediyor, ne istiyorsan bana söyle, mutlaka yerine getirilecektir.» Bunun üzerine Asiye söyle dua etmis. Asiye'nin bu duasi Kur'an-i Kerim´de ALLAH (C.C) tarafindan bize nakledilmektedir.
Ulu ALLAH (C.C) söyle buyuruyor:
"Ey Rabb'îm! Bana Cennet'te senin yaninda bir ev yap. Beni Firavundan ve onun amelinden kurtar. Beni zalimler güruhundan kurtar" (Tahrim Sûresi. 11).
Selman-i Farisî'den (R.A.) rivayet edildigine göre Firavu'nun karisi Asiye'ye uygulanan iskencelerden birisi de kizgin günes altinda yanmaya birakilmasi idi. Fakat iskenceciler çekilip gidince, melekler onu kanatlarinin gölgesi altina alirlardi, bu sirada cennetteki evini görürdü.
Hz. Ebu Hüreyre'den (R.A.) rivayet edildigine göre Firavun, karisi Asiye için yere dört kazik çakmis, kadini bunlarin üzerine yatirmis, gögsünün üstüne bir degirmen tasi bindirerek bu durumda onu kizgin günese dogru çevirip yanmaya birakmis. Asiye bu halde iken basim göge kaldirarak az önce naklettigimiz ayetteki dua ile ALLAH (C.C)'a seslenmis ve «Ey Rabbim bana cennette senin yaninda bir ev yap...» demis.
Hasan-ül Basrî (rahimehullahu) der ki: «ALLAH (C.C) O'nu en serefli bir sekilde kurtararak cennete çikardi. O orada yer, içer.» Bundan anlasildigina göre ALLAH'a (C.C.) siginmak. O'ndan yardim dilemek, sikinti ve belâ aninda O'ndan kurtulus istemek salihlerin bir gelenegi ve müminlerin bir görenegidir...
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
Lütfen konu açmadan önce daha önce verilmişmi verilmemişmi diye arama yapalım..
|
|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|
Robot Moderatör
|
Selamun Aleykum Ziyaretçi. Sitemize Hoş Geldiniz.. islami sitemizin içeriğinden daha iyi faydalanmak ve mesaj yazmak için üye olmanız gerekmektedir.. sitemizde islami içerik bulunmaktadır.. bulamadığınız herhangi bir konuyu bildirerek yardım alabilirsiniz.. Katkılarınızdan ve Desteklerinizden Ötürü Teşekkür Ederiz... Üye Olmak için Aşağıdaki "Üye Ol" Kısmını Tıklayabilirsiniz..
Anahtar Kelimeler: KALPLERİN KEŞFİ(Mukaşefetül Kulub) oyunları, KALPLERİN KEŞFİ(Mukaşefetül Kulub) programı, KALPLERİN KEŞFİ(Mukaşefetül Kulub) oyunu indir, KALPLERİN KEŞFİ(Mukaşefetül Kulub) program yükle, KALPLERİN KEŞFİ(Mukaşefetül Kulub) download, KALPLERİN KEŞFİ(Mukaşefetül Kulub) hikayeleri, KALPLERİN KEŞFİ(Mukaşefetül Kulub) resimleri, KALPLERİN KEŞFİ(Mukaşefetül Kulub) haber, KALPLERİN KEŞFİ(Mukaşefetül Kulub) yükle,
KALPLERİN KEŞFİ(Mukaşefetül Kulub) videosu, KALPLERİN KEŞFİ(Mukaşefetül Kulub) msn eklentisi, şarkı sözleri, dizisi
|
|
|
Logged
|
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #1 : 06 Temmuz 2008, 11:31:42 » |
|
 |
|
 |
 |
KALPLERİN KEŞFİ(Mukaşefetül Kulub)
ALLAH KORKUSU
BIRINCI BÖLÜM
Peygamber'imiz (S.A.S.) buyuruyor ki:
«Ulu ALLAH (C.C.). kanatlarinin biri doguya, öbürü batiya uzanan ayaklari yedinci kat yere inen bir kus yaratti. Kusun üzerinde bütün varliklarin sayisi kadar tüy vardir. Ümmetimden kadin - erkek herhangi bir kimse bana selât-ü selâm getirdigi zaman ulu ALLAH bu kusa :
Arsin altinda bulunan nurdan bir denize dalmasini emreder. Kus denize dalip çikarak kanatlarini silkeleyince her tüyünden bir damla akar. Ulu ALLAH akan her damladan, üzerime kiyamete kadar selâî-ü selâm getiren kul hesabina istigfar edecek bir melek yaratir.»
Ehl-i Hikmet'ten biri söyle der:
«Vücudun selâmeti az yemekte, ruhun selâmeti ez günah islemekte ve dînin selâmeti de varliklarin en hayirlisina (Peygamber (S.A.V)'imize) selât-ü selâm getirmektedir.»
Ulu ALLAH (C.C.) buyuruyor ki:
«Ey iman edenler! ALLAH'dan korkunuz ve O'na itaat ediniz ve her kes yarin için (kiyamet gününe ne amel isledigine) baksin (yani sadaka verin ve ALLAH'in emrine uygun ameller isleyin ki. Kiyamet günü sevabini bulasiniz) ALLAH'tan korkunuz, çünkü O, (iyilik olsun, kötülük olsun) yaptiginiz her hareketten haberdardir»
(59 - Hasr Suresi 18).
Çünkü Kiyamet günü melekler, gökler, yeryüzü, gece, gündüz - iyilik olsun, kötülük olsun - insanoglunun isledigi her seye sehitlik edeceklerdir. Hatta vücudun azalari bile insanogluna karsi sahit tutulacaktir.
Yeryüzü, günah islemekten sakinarak iyilige kosan (zahid) ve mümin kulun lehine sahitlik ederek: «Bu adam üzerimde namaz kildi, oruç tuttu, hacca gitti, cihad etti» diyecek, günahtan ((sekmarak)) iyilige, kosan mümin kul da bu sahitlige sevinecektir. Buna karsilik Ayni yeryüzü, kâfir ve günahkârlarin aleyhinde de sahitlik ederek: «Bu adam üzerimde ALLAH (C.C)'a sirk kostu, ((zina isledi)), içki içti, haram yedi» diyecektir. Merhametlilerin en merhemettisi oian ulu ALLAH (C.C.) kâfir ve günahkârlari inceden inceye sorguya çekerse vay hallerine!
Mümin, vücudunun bütün azalari ile ALLAH (C.C)'tan korkandir. Nitekim büyük ahlâk ve fikih bilgini Ebu Leys es-Semerkandî der ki:
— ALLAH korkusunun, yedi alâmeti vardir:
— Birinci alâmet dil'de belirir: ALLAH korkusu tasiyan kul dilini yalandan, dedikodudan, koguculuktan, iftiradan ve bos konusmaktan aîi-kor. bunlar yerine onu zikirle, Kur'an okumakla ve ilmî konusmalarla mesgûl eder.
Ikinci alâmet kalpte belirir: ALLAH korkusu tasiyan kul baskalarina karsi kalbinde düsmanlik, iftira ve kiskançlik barindirmaz. Çünkü kiskanclik iyilikleri mahveder.
Nitekim Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyurur:
«— Ates odunu nasil yerse (yakarsa) kiskançlik da iyilikleri öyle yer» (yok eder) Bilesin ki. kiskançlik, kalb hastaliklarinin baslicalarindan biridir ve ou hastaliklar da ancak ilimle ve iyi emeller isleyerek tedavi edilebilir.
Üçüncü alâmet göz'de belirir: ALLAH (C.C) korkusu tasiyan kul. Haram yiyecege, haram içecege, haram giyecege... (kisacasi) haram olan hiç oir seye bakmaz. Dünyaya aç ve muhteris gözlerle degil, ibret almak amaci ile bakar. Helâl olmayan seylerden bakislarini uzak tutar.
Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyurur:
«— Kim gözünü haramla doldurursa ALLAH (C.C) da onun gözünü kiyamet günü atesle doldurur.»
Dördüncü arâmet karin'da beîrrir: ALLAH (C.C) korkusu tasiyan kul, karnina haram lokma sokmaz, çünkü haram lokma yemek agir günahlardan biridir.
Nitekim Peygamber'imiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
«— insanoglunun karnina haram bir lokma inince, lokma midesinde kaldigi süreç yerde ve göklerdeki melekler tekrar tekrar üzerine lanet Yagdirirlar O lokmayi hazmederken öldügü takdirde varacagi yer cehennemdir.»
Besinci alâmet eller'de belirir: ALLAH (C.C) korkusu tasiyan kimse, ellerini harama degil, ALLAH (C.C)'in rizasina uygun seylere dogru uzatir. Nitekim sahabîlerden Kâ'b'ul Ahbar'm (R.A.) söyle dedigi rivayet edilir:
«—- Ulu ALLAH (C.C), her bir bölümü yetmis bin gözlü yetmis bin bölümü olan yakuttan yapilma bir kösk yaratmistir. Kiyamet günü bu köske ancak önlerine çikan haram seylerden ALLAH (C.C) korkusu ile uzak duranlar girebileceklerdir.»
Altinci alâmet ayaklarda belirir: ALLAH korkusu tasiyan kimse, günah islemeye degil. ALLAH'in emrine uygun ve O'nun rizasini kazandiracak islere dogru yürür, alimlerle ve iyi amel isleyenlerle bulusmak gayesi ile adim atar.
Yedinci alamet Amerde belirir: ALLAH korkusu tasiyan kimse ibadetini sirf ALLAH (C.C) rizasi için yapar, riyadan ve münafikliktan kaçinir, böylelikle ALLAH (C.C)'in haklarinda söyle buyurdugu kimselerden biri olur:
"Rabb´inin katinda Ahiret, günahlardan korkanlar icindir"
(43 - Zuhruf Suresi, 35)
Böyleleri için Ulu ALLAH baska bir ayette söyle buyurur:
"Günahlardan sakinanlar, hic süphesiz, cennetlerde ve pinarlar(´inin baslarin) dadirlar"
(43 - Zariat Suresi, 15)
Baska bir âyette de söyle buyuruluyor:
"Günahlardan sakinanlar cennet ve nimetler icindedirler"
(52 - Tur Suresi, 17)
Diger bir âyette de söyle buyurulur:
"Günahlardan sakinanlar emin bir makamdadirlar."
(44 - Duhan Suresi, 51)
Bu ayetlere bakinca Ulu ALLAH (C.C)´in neredeyse "bu kimseler, Kiyamet günü cehennemden kurtulurlar" diye buyurdugu görütür. Müminin korku ile ümit arasinda bulunmasi gerekir. Buna göre bir yandan ümit kesmeksizin ALLAH (C.C)´in rahmetini beklerken diger yandan ibadet hali içinde çirkin hareketlerden vazgeçerek ALLAH'a tevbe eder.
Nitekim ulu ALLAH (C.C.) söyle buyurur:
"Sakin ALLAH'in rahmetinden ümit kesmeyin."
HIKAYE
Hz.Davud - ALLAH (C.C)´in selami üzerine olsun.
Kürsü üzerine oturmus Zebur okurken gözleri yerde sürünen kirmizi bir kurda ilisir ve icinden "Acaba ALLAH´in bu kurdu yaratmaktan muradi ne ola ki" diye düsünür. Bunu üzerine ALLAH´in izni ile dile gelen kurt O,na söyle der:
"Ey ALLAH´in Resulu! Her gün, gündüzleri bin kere - SubhanALLAHi velhamdülillahi ve lailahe illellahu vellahu ekber (ALLAH´i noksanliklarinin her türlüsünden tenzih ederim, hamd O,na mahsustur. O´ndan baska ilah yoktur. ALLAH en büyüktür) demeyi ALLAH bana ilham etti. Geceleri ise yine bin kere - ALLAHümme salli ala seyyidina Muhammedininnebiyyil (ümmiyi) ve ala alihi ve sahbihi ve sellem (ALLAH´im! Okuma yazmasiz Peygamberin olan Muhammed´e, O´nun soyundan gelenlere ve O´nun sahabilerine rahmet ve selam ihsan eyle) dememi ilham etti. Sen zikrederken neler söylüyorsun banada bildir de istifade edeyim."
Bu sözleri isiten Hz.Davud (A.S) kirmizi kurdu kücümsedigine pisman olur, ALLAH´dan korkarak O´na tövbe eder ve dergahina siginir.
Hz.Ibrahim (A.S) isledigi bir günahi hatirlayinca bayginlik gecirir ve kalbinin carpintisi (neredeyse) bir mil uzaktan duyulurdu, ALLAH´in emri ile bir gün kendisine Cebrail (A.S) gelir ve derki:
"ALLAH sana selam ediyor ve - dostundan korkan bir dost gördünmü - diye soruyor.
Hz.Ibrahim (A.S) Cebrail´e söyle cevap verir;
"Ey Cebrail kusurum aklima gelince ve cezasinida düsündükce dostlugumu unutuyorum"
Iste Peygamberlerin, velilerin ve salihlerin tutumu budur. Ötesi var sen düsün [/font] [/size]
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|
|
 |
« Yanıtla #2 : 16 Ekim 2008, 23:13:20 » |
|
 |
|
 |
 |
ALLAH KORKUSU
IKINCI BÖLÜM
Büyük ahlak ve fikih alimi Ebü´l Leys es-Semerkandi (rahimehullahu) söyle der:
ALLAH (C.C)´in yedinci kat semada birtakim melekleri varki, yaratildiklari andan beri secdededirler. Bögürleri ALLAH (C.C) korkusu ile devamli titrer haldedir. kiyamet günü baslarini secdeden kaldirarak:
"Ey noksanliklarin her türlüsünden beri olan ALLAH´imiz! Sana layik oldugun derecede ibadet edebilmis degiliz" diyeceklerdir.
Kur´an-i Keri´im su ayeti, onlarin bu hallerine isaret eder:
"Üstlerindeki Rabb´lerinden korkarlar ve emrolunduklarini yaparlar (göz acip kapayana kadar bile ALLAH´in emrini kirmazlar"
Kur´an Kerim. - Nahl Suresi 50
Peygamberimiz (S.A.V) söyle buyurur:
"Kulun vücudu, ALLAH korkusu ile ürperdigi zaman, yapraklari dökülen agac gibi günahlarindan siyrilir."
HIKAYE
Adamin biri bir kadina tutulur. Günun birinde kadin bir is icin yolculuga cikar. Adam pesine takilir. Kafilenin mola verdigi bir sirada yol arkadaslarinin uykuya dalmalarini firsat bilerek kadinla basbasa kalmayi basaran asik ona sirrini acar.
Kadin adama: "bak bakalim herkez uyuyormu" der.
Bu sözü, karsi tarafin arzusuna ram olmak üzere oldugu sekilde yorumliyarak sevince kapilan asil derhal yerinden firlayarak kafilenin etrafinda bir tut atar. Herkezin misil misil uyudugunu görür. Kadinin yanina dönerek "evet, herkez uyuyor" der.
Bunun üzerine kadin adama: "acaba ALLAH hakkinda ne dersin, o da mi uyuyor?" diye sorar.
Adam "ALLAH uyumaz. O´nu hic bir zaman ne uyku ve nede uyuklama hali yakalamaz" diye karsilik verir.
O zamankadin der ki "insanlar bizi görmüyorsada su anda uykuda olmayan ve hic bir zaman uyumayan ALLAH bizi görüyor. Buna göre asil O´ndan korkmaliyiz"
Kadinin bu sözleri üzerine adam korkarak tuttugu kötü yoldan vazgecer de kadinin yanindan ayrilir, evine döner.
Öldügü zaman bir tanidigi onu rüyasinda görür, "ALLAH sana nasil muamele etti" diye sorar.
Adam: "ALLAH´dan korkarak o günahi islemedigim icin O beni affetti" diye cevap verir.
HIKAYE
Zamanin birinde Israilogullarindan biri vardi, adam kendini ibadete vermisti. Colok cocuk sahibi idi. Günün birinde ailece ac kalirlar. Tamamen caresiz kaldigi icin yiyecek bir seyler bulup getirsin diye karisini disariya gönderir.
Kadin bir tüccarin evine varir, coluk - cocuguna yedirecek bir seyler ister. Tüccar, kadina "olur fakat önce bana kendini teslim et"diye teklif eder. Kadin hicbir cevap vermeden cikar, evine döner.
Yavrularini "annecigim acliktan ölecegiz, bize yiyecek bir sey ver" diye feryad eder durumda bulur.
Geri cikarak tekrar tüccarin yanina varir, yavrularinin acikli durumunu anlatir.
tüccar "istedigim olacakmi olacakmi?" diye sorar.
Kadin "evet" der.
Ikisi basbasa kalinca kadinin mafsallari (eklemleri) öylesine titremeye baslarki, azalari cikacak gibi olur.
Tüccar "ne oluyor sana?" diye sorar.
Kadin "ALLAH´dan korkuyorum" diye cevap verir.
Aldigi cevap üzerine kendine gelen adam:
"sen su sikisik durumuna ragmen bu günahdan dolayi ALLAH´dan korkuyorsun, oysa asil benim korkmam gerekir" diyerek yapacagi isten vazgecer. Istediklerini vererek kadini gönderir. Kadin kucagindaki yiyecekler ile yavrularina döner. Cocuklarin sevinci sonsuzdur.
Bu sirada ulu ALLAH´dan tüccar hakkinda Hz.Musa,ya (A.S) vahiy gelir.
ALLAH (C.C) :
"falan oglu filana bütün günahlarini affettigimi söyle" diye bildirir.
Bunun üzerine Hz.Musa (S.A) tüccari bulur, ona "mutlaka ALLAH (C.C) ile aranizda sir kalan bir hayir islemis olmalisin" der.
O zaman tüccar kendisine yoksul kadinla arasinda gecenleri anlatir.
Hz.Musa (A.S): "iste bu yüzden ALLAH, gecmis bütün günahlarini bagisladi" diyerek tüccara müjdeyi verir.
(Mecmu´ul Letaif)
Rivayete göre Peygamberimiz (S.A.V) demisti ki:
"Ulu ALLAH söyle buyurur:
Su iki korku ile iki gün ayni kulumda biraraya getiremem. Dünyada benden korkanin Ahiretini emin kilarim. Buna karsilik dünyada iken benim korkumu yüreginde tasimayanlari Kiyamet günü korkuya düsürürüm"
Ulu ALLAH (C.C) söyle buyuruyor:
"Insanlardan degil benden korkunuz" (Maide suresi, 44)
Diger bir Ayette söyle buyurur:
"Eger mümimseniz, onlardan degil, benden korkunuz"
(Al-i Imran suresi, 175)
Hz.Ömer (R.A) Kur´andan dinledigi zaman yere baygin düserdi. bir gün eline bir saman kirintisi alarak söyle dedi:
"keske ben de bir saman kirintisi olsaydim, adi anilmaya deger bir sey olmasaydim. Keske anam beni dodurmamis olsaydi"
O cok aglardi, hüngür hüngür yas dökerdi. Bu yüzden yanaklarindan süzülen yaslarin biraktigi iki siyah iz her zaman yüzünde görülürdü.
Peygamberimiz (S.A.V) buyuruyor ki:
"Sagilan süt memeye dönmedikce ALLAH korkusu ile aglayan kimde cehenneme girmez."
Rivayet edilir ki, Kiyamet günü bir kul ALLAH cikilacak ve günahlarinin agir bastigi görülerek cehenneme atilmasi emredilecektir. Bu sirada kirpiklerinden bir tel dile gelerek söyle diyecektir:
"Ey Rabb´im senin Resul´un Muhammed (S.A.V) kim ALLAH korkusu ile aglarsa ALLAH onun yas döken gözlerini cehenneme haram kilar" diye bildirdi. Ben senin korkundan aglamistim.
Bunun üzerine dünyada ALLAH korkusu ile aglayan bir kirpik teli sayesinde adam affedilecektir.
Cebrail (A.S): "falan oglu filan bir tek kirpik sayesinde kurtuldu" diyerek bu durumu ilan edecektir. (REKAIK UL AHBAR)
Rivayet edilir ki, Kiyamet günü cehennem ortaya cikinca öylesine kükreyecek ki, bütün ümmetler dehsetinden dizüstü kapaklanacaklardir.
Nitekim yüce ALLAH (C.C) buyuruyor ki:
"...Ve sen her ümmeti dizüstü cökmüs (ne olacagini endise ile bekler) görürsün. Her ümmet amel defterini almaya cagirilir"
(Casiye Suresi, 28)
Insanlar cehenneme yaklastirildiklarinde onun öfke ve kükreyisini duyacaklar, bu besyüz yillik mesafeden duyulacaktir. O zaman Peygamberler dahil herkez kendi dernine düserek "ben ne olacagim" diyecektir. Yanliz Peygamberlerin ulusu olan Hazreti Muhammed (S.A.V) müstesna, O "ümmetim ne olacak, ümmetim ne olacak" diyecektir.
O sirada cehennemden daglar gibi ates kütlesi cikacaktir. Peygamber´imizin (S.A.V) ümmeti "ey ates kütlesi! Namaz kilanlar, dogruluktan ayrilmayanlar, ALLAH´dan korkanlar ve oruc tutanlar hakki icin geri dönermisin" diye yalvararak atesi geldigi yere göndermeyi calisacaklar, fakat ates geri dönmeyecektir.
Bu sirada Cebrail´in (A.S) "ates kütlesi Muhammed´(S.A.V)in ümmeti üzerine yöneldi" diye seslendigi duyulacaktir. bunun üzerine Cebrail (A.S), bir bardak su getirerek Peygamber´imize (S.A.V) uzatacak ve "ey ALLAH´in Resulü! Bunu al, atesin üzerine at" diyecektir. Peygamber´imiz (S.A.V) Cebrail´den (A.S) aldigi bardagi atesin üzerine bosaltir bosaltmaz ates sönecektir.
Peygamber´imiz (S.A.V) "bu su nedir?" diye soracak ve Cebrail´den (A.S) su cevabi alacaktir:
"Bu senin ümmetinin, ALLAH korkusu ile aglayan günahlarlarinin gözyasidir. simdi atesin üzerine serpip onu ALLAH´in izni ile - söndüresin diye sana getirme emri aldim" * (*BIDAYET`ÜL HIDAYE)
Peygamber´imiz (S.A.V) söyle dua ederdi:
" - ALLAH´im! Bana senin korkun ile aglayan iki göz bagisla"
Gözyasi dökmek konusunda su beyit ne kadar düsüncürüdür:
"Ey gözlerim, gunahima aglar misiniz? Ömrüm elimden ucup gitti, gittide farkinda olmadim.
Peygamber´imiz (S.A.V) söyle buyurdugu bildiriliyor:
"Hic bir mümin düsünülülemez ki ALLAH korkusu ile gözünden sinek basi kadar yas ciksin ve elmacik kemigine kadar insinde o kula cehennem atesi degsin"
HIKAYE
Anlatildigina göre Muhammed Ibni Munzir (rahimehullahialeyh) agladigi zaman gözyaslari ile yüzünü, sakalini ovar "duyduguma göre gözyasi degen yere cehennem atesi degmez" derdi. Mümin ALLAH'in gazabindan korkmali ve kendini nefsin azgin arzularina uymaktan sakindirmalidir.
Nitekim (ALLAH (C.C.) söyle buyuruyor:
"Nefsinin azgin arzularina uyan ve dünya hayatini (Ahirete) tercih edenlerin varacagi yer cehennemdir. Rabb'uiin makamindan ve nefsini azgin arzulardan alikoyanlarin varacagi yer ise cennettir"
(Naziat Suresi, 37-41)
ALLAH´in gazabindan kurtularak sevap ve rahmetine nail olmak isteyenler, dünyanin sikintilarina sabirla katlanmali, ALLAH´in buyruklarina uymakta israr etmeli ve günahlardan sakinmalidirlar.
Rivayete göre Peygamber´imiz (S.A.V) buyuruyor ki:
"Cennetlikler cennete girdikleri zaman melekler onlari türlü türlü hayir ve nimetlerler karsilarlar, onlar icin sedirler kurularak dösenir. Kendilerine cesit cesit yemek ve meyvalar ikram edilir. Bu nimetlere ragmen üzerlerinde bir durgunluk farkedilir, belirli bir bekleyis havasi icinde bulunduklari görülür. O zaman ulu ALLAH (C.C) "ey kullarim! Burasi durgun ve bekleyis icinde olunacak bir yer olmadigi haldeki sizdeki bu durgunluk ve bekleme hali nedir?" diye buyurur.
Cennetlikler: "bize yapilmis bir vaad vardi, simdi zamani geldi" diye cevap verirler.
Bu cevap üzerine ALLAH (C.C) meleklere:
"perdeleri yüzlerinden kaldirin" diye emir buyurur.
Melekler: "Ey Rabb´imiz! Bunlar seni nasil görebilirler, dünyada günah islemislerdi" derler. Meleklerin bu sözlerine karsilik ulu ALLAH emrine tekrar ederek söyle buyurur:
"Perdeleri kaldirin, onlar dünyada iken bana kavusmak arzusu ile zikretmisler, secde etmisler ve gözyasi dökmüslerdir"
Perdeler kaldirilir ve bakarlar, ansizin ALLAH katinda secdeye kapanirlar. O zaman ALLAH onlara "kaldirin basinizi zira burasi amel yeri degil, bagis ve mükafat yeridir" diye buyurur. Baslarini kaldirinca keyfiyet ölcüleri disinda onlara cemalini gösterir.
Arkasindan sevinclerini zirveye cikarmak üzere onlara söyle seslenir:
"ey kullarim, selam üzerinize olsun! Ben sizden hosnudum, sizde benden hosnud oldunuzmu?"
Cennetlikler söyle cevap verirler: "ey Rabb´imiz! Nasil hosnud olmayalimki, sen bize hic bir gözün görmedigi, hic bir kulagin isitmedigi ve hic bir insanin hayalinde canlandirmadigi nimetler verdin" (*ZEHR-UR RIYAZ)
Bu konuda ulu ALLAH (C.C.) söyle buyurur:
"ALLAH onlardan hosnud oldu, onlar da ALLAH´dan hosnud oldu."
(Kur´an-i Kerim - Beyyine Suresi, 8)
"Rahim olan Rabb´den selam vardir (onlara)"
(Kur´an-i Kerim - Yasin Suresi, 58)
|
|
 |
|
 |
|
|
|
|
|
Logged
|
|
|
|
 |
Sponsor Bağlantı |
|
Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
|
|
Logged |
|
|
|