 |
Osmanlı'da Mahalle Mektebleri
Müslümanlık, kadın-erkek diye ayırmaksızın herkesi dinini öğrenmeye teşvik ediyordu. Âyetler ve hadîslerle ve diğer şer'i delillerle de te'yid edilen bu mükellefiyet dolayısıyla Osmanlı İmparatorluğu'nda, hemen hemen her câmi ve mescid bitişiğinde veya yakınında yüksek kubbeli tavanları olan mektebler inşâ edildiği gibi, hayır sahipleri tarafından da yâdedilmelerine ve sevâb kazanmalarına vesîle olmaları maksadıyla mektebler yaptırılmış ve bunların hizmetlerini devam ettirmeleri için gelir kaynakları vakfedilmiştir.
Omanlıda sıbyan mekteplerindeki ilk derste çocuğa elifba cüzünün en başındaki duâ kısmı ile bir kaç harf ve çok kere sadece ****** harfi okutulurdu. “Yarabbi ilmimi ve aklımı ve anlayışımı artır.” mânâsına gelen “Râbbi zidnî ilmen ve aklen ve fehmen” veya “Rabbi yessir...” duası çocuğa tekrar ettirilirdi. İlk ders şu şekilde yapılırdı:
Hoca: Eûzubillâhi mineş-şeytâni'r-racîm.
Çocuk: Eûzubillâhi mineş-şeytâni'r-racîm
Hoca : Bismillâhirrahmânirrahîm
Çocuk: Bismillâhirrahmânirrahîm
Hoca : Rabbi yessir (Rabb'im kolaylaştır.)
Çocuk: Rabbi yessir
Hoca : Ve la tuassir (Fakat zorlaştırma.)
Çocuk: Ve la tuassir
Hoca : Rabbi temmim (Rabb'im tamamlattır.)
Çocuk: Rabbi temmim
Hoca : Bilhayr (hayırla)
Duâyı tâkiben çocuk, hocasının ve diğer misafirlerin ellerini öper, bu esnada hâfız talebeler tarafından Kur'ân okunur, daha sonra hoca veya bir başkası tarafından duâ edilerek merâsim sona erdirilir. Bundan sonra kurulmuş olan sofraların başına geçilerek yemek ve lokma yenilirdi. En sonunda törene katılan bütün çocuklara birer, ilâhicilere ikişer, ilâhicibaşına üç kuruş; hoca, kalfa ve bevvaba münasip miktarlarda para ile mintanlık ve cübbelik kumaş verilirdi. Sıbyan Mekteblerinde Okutulan İlk Harfler ******; Oklağaç gibi Be; Yanı yatık Te; Ona benzer Se; Ona benzer Cim; Karnı yarık Ha; Ona benzer Hı; Ona benzer Dal; Beli bükük Zel; Ona benzer Rı: Çengel gibi Ze: Ona benzer Sin; Üç dişli Şın; Ona benzer Sad; Deve dudaklı Dad; Ona benzer Tı; Tavşan kulaklı Zı; Ona benzer Ayın; Ağzı açık Ğayın; Ona benzer Fe; Kuzu başlı Gaf; Kadı başlı Kef; Sındı gibi Lam; Orak gibi Mim; Çomak gibi Nûn; Çanak gibi Vav; Başı tokmaklı He; İki gözlü Lâmelif; Baldır dolaşık Ye; Yaya benzer Evet, muhterem Ebeveynler, Görüldüğü gibi, Osmanlılar, Kur'ân-ı Kerim'i minicik kalplere böyle sevdirdi. Yüreği Kur'ân ve İslâm sevgisiyle büyüyen çocuklar, dünyada vatanına, milletine, ailesine ve dinine hizmet eden şuurlu birer fert oldular; âhirette de hem kendi kurtuluşlarına vesîle ameller işlediler, hem de ebeveynine “sadaka-i câriye” olacak hayırlar gönderdiler. Biz de ecdadımızın bu güzel âdetlerini yaşatarak, yavrularımızı merasimlerle ve tatlı hâtıralarla yâd edeceği şekilde Kur'ân-ı Kerim'le tanıştırmalı ve onların gönüllerinin derinliklerine bu ulvî muhabbetin tohumlarını ekmeliyiz
|
|