Selamun Aleykum
Selamun Aleykum, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Özel Arama
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Giriş Yap Kayıt  
Reklamlar
Şifalı Bitkiler


Konu Bilgileri
Konu BasligiKonu TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER
Cevap SayisiCevap Sayisi: 7 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 231 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER  (Okunma Sayısı 231 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
ömerhattab
Bilgili Üye
*



Toplam Oyu: 7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 296


« : 06 Temmuz 2008, 19:29:10 »

Şifalı bitkiler, bitkisel yağlar hangi hastalığa hangi bitki iyi gelir, doğal yoldan zayıflama..


Başlıkta yer alan kavramları değişmez gündem maddesi ve tartışma konusu yapanlar bulunduğu malum. Bir kısım okuyucularsa "bugün bize bir şey vermediği" gerekçesiyle bu gibi konuların gündem edilmesine itiraz tavrındadır. Bunu da biliyorum. Ancak bu konular, gündemi gözeten bir kalemden ve de "dikkat çekici" bir tarzda sadır olunca, değinmeden geçmek olmadı.

Vakit'teki köşesinde daha önce (Temmuz'da) iki yazıyla tevessül bahsini ele alan muhterem Arif Çevikel'den, geçtiğimiz ay da keramet vs. konusunda 4 yazı okuduk. Söz konusu yazılarda dile getirilen bir kısım hakikatler yanında, "el çabukluğu" marifetinin "arifane" sergilendiği de dikkat çekiyordu.

Bugünden itibaren birkaç yazı halinde, Çevikel'in mezkûr yazılarında yer alan ve "ne sihirdir ne keramet; el çabukluğu marifet" tekerlemesini hatırlatan marifetlere değineceğim.

1. "Tevessül" kelimesi, "vesile edinmek", "vesile kılmak" anlamına gelir. Kök anlamı "kurbet" (yakınlık) ve "rağbet" (ilgi, alâka) anlamına gelir (Ahfeş, Rağıb, Râzî). Bunu "Tevessül" formuna taşırsak, "yakınlaşmak için ilgi ve çabayı yoğunlaştırmak" gibi doğru bir anlama ulaşırız."

Bu "arifane" tarifler olmasaydı, "tevessül" kelimesinin kök anlamının "rağbet" ve "kurbet" olduğunu ve dahi "rağbet"in de "ilgi, alaka" anlamına geldiğini, buradan hareketle tevessülün "doğru anlamı"nın "yakınlaşmak için ilgi ve çabayı yoğunlaştırmak" olduğunu hangimiz bilebilirdik?! Açıklamanın sonunda Ahfeş, Râğıb ve Râzî isimlerini görenler Çevikel'in burada kendi kanaatini değil, onların kanaatini verdiğini düşünerek kendisine haksızlık ettiğimi ileri sürmekte acele etmesin. Zira bu üç ismin konu hakkında ne dediğini hep birlikte göreceğiz.

er-Râğıb el-İsfehânî, "Müfredât"ında şu açıklamayı yapıyor: "Vesîle: Bir şeye rağbetle ulaşmak. Bu kelime (yani "vesîle" [sin ile]) "vasîle" (sad ile) den daha hususi/dar anlamlıdır. Zira "rağbet"i tazammun eder. Yüce ALLAH, "O'na vesile arayın" buyurmuştur. ALLAH Teala'ya vesile (talebi) nin hakikati, ilimle, ibadetle ve Şeriat'in mekarimini araştırmak suretiyle O'nun yoluna riayettir. (Dolayısıyla vesile) "kurbet" (yakınlık) gibidir…"

Yine bizzat er-Râğıb'ın, bu açıklamanın merkezine yerleştirdiği "rağbet"i nasıl anlamlandırdığına baktığımızda, bir şeyi "hırsla/arzuyla istemek" ifadesini görüyoruz. Öyleyse, er-Râğıb'a göre "vesile"nin bünyesinde "kişinin, çok arzu ettiği bir şeye ulaşması" vardır.

er-Râzî ise "vesile"yi, "kendisiyle maksuda ulaşılan şey" olarak tarif ettikten sonra Ta'limiyye'nin, "Bu ayet, ALLAH Teala'ya, ancak O'nu tanımayı öğreten bir muallim ve O'nu bilmeye irşad eden bir mürşid ile varılabileceğini göstermektedir. Şöyle ki: ALLAH Teala burada kendisine ulaşmak için vesile aranmasını mutlak olarak emir buyurmuştur. O'na iman, en büyük arzulardan ve en şerefli maksatlardandır. Dolayısıyla bunun elde edilmesi için vesile kaçınılmazdır" tarzındaki iddiasını aktarır ve şöyle devam eder:

"Cevabımız: Burada ALLAH Teala kendisine vesile aranmasını, kendisine imandan sonra emir buyurmaktadır. O'na iman, O'nu tanımaktan ibarettir. Dolayısıyla bu, ALLAH Teala'ya iman ve O'nu tanıdıktan sonra O'na vesile aranmasını isteyen bir emir olur. Bu sebeple bunun, ALLAH Teala'yı tanıma konusunda O'na vesile aranması anlamında bir emir olması mümkün değildir. Şu halde murad, ALLAH Teala'nın rızasını tahsil konusunda vesile aranmasıdır ki bu da ibadat ve taat ile olur."

Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 16.861


View Profile
Re: TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER
« Posted on: 22 Kasım 2008, 10:55:13 »

 
      uyari
Selamun Aleykum Ziyaretçi. Sitemize Hoş Geldiniz.. islami sitemizin içeriğinden daha iyi faydalanmak ve mesaj yazmak için üye olmanız gerekmektedir.. sitemizde islami içerik bulunmaktadır.. bulamadığınız herhangi bir konuyu bildirerek yardım alabilirsiniz.. Katkılarınızdan ve Desteklerinizden Ötürü Teşekkür Ederiz... Üye Olmak için Aşağıdaki "Üye Ol" Kısmını Tıklayabilirsiniz..

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER oyunları, TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER programı, TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER oyunu indir, TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER program yükle, TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER download, TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER hikayeleri, TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER resimleri, TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER haber, TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER yükle, TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER videosu, TEVESSÜL, KERAMET VE "ARİFANE" TARİFLER msn eklentisi, şarkı sözleri, dizisi
Logged
ömerhattab
Bilgili Üye
*



Toplam Oyu: 7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 296


« Yanıtla #1 : 06 Temmuz 2008, 19:32:20 »

Fahruddîn er-Râzî'den yaptığım alıntıyı uzun tutmamın iki sebebi vardı: Birincisi tevessüle Çevikel tarafından kendisine atfen verilen anlamın sağlaması, ikincisi de Çevikel'in yine er-Râzî ile ilgili olarak aşağıya aldığım ifadelerinin isabet derecesinin tesbiti:

Şöyle diyor Çevikel:

"… Bu vesileyle bir hatıram canlandı: Ünlü bir efendinin sohbetindeydim. Efendi "ALLAH'a yaklaşmak için iyileri vesile etmemiz" gerektiğini anlatıyor ve buna da bu ayeti ve Râzî'nin ayete ilişkin tefsirini delil gösteriyordu. Fakat işin aslı tam tersiydi. Râzî önce "Ta'limiyye fırkası"nın görüşünü naklediyordu: "Bu ayet, ALLAH'a ulaşmanın yolunun, yalnızca bir mürşidden geçtiği anlamına gelir. İşte bu yüzden ALLAH, mutlak anlamda, vesile aramayı emretmektedir". Anlaşılan o ki, Razi'nin reddetmek için alıntıladığı bu cümleler, kendi görüşüymüş gibi sunuluyordu. Eğer bu bir okuma hatası değilse, bir tahrif ve iftira idi. Razi bu görüşü, "Buna cevabımız şudur ki..." diyerek reddeder ve ayetteki vesileyi "ALLAH'ın rızasını ibadet ve taatla kazanmak" olarak açıklar…"

Oysa bir önceki yazıda verdiğim ifadelerinde açıkça görüldüğü gibi Fahruddîn er-Râzî'nin burada Ta'limiyye fırkasına itirazı, bu fırkanın "ALLAH Teala burada kendisine ulaşmak için vesile aranmasını mutlak olarak emir buyurmuştur. O'na iman, en büyük arzulardan ve en şerefli maksatlardandır. Dolayısıyla bunun elde edilmesi için vesile kaçınılmazdır" tarzındaki iddiası dolayısıyladır. Yani Ta'limiyye fırkası, ALLAH Teala'ya imanın bile bir öğreticinin rehberliği olmadan gerçekleşmeyeceğini savunmaktadır.

İşte bu noktaya itiraz eden müfessirimiz, "Burada ALLAH Teala kendisine vesile aranmasını, kendisine imandan sonra emir buyurmaktadır…" diye başlayıp devam eden ifadeleriyle imanın vesileye bağlı olmadığını, vesilenin imandan sonra söz konusu olduğunu beyan etmektedir. Yani imanın vesileye bağlı ve ancak onunla mümkün olduğu görüşünün reddidir burada söz konusu olan.

Şu halde Fahruddîn er-Râzî'nin vesile konusunda burada söyledikleri ne Çevikel'in ne de sözünü ettiği "efendi"nin yaklaşımını tam olarak destekler mahiyettedir. Her iki taraf da onun görüşünü yanlış takdim etmektedir. Sadece Çevikel'in, Fahruddîn er-Râzî'nin vesileyi "ALLAH'ın rızasını ibadet ve taatla kazanmak" olarak açıkladığı şeklindeki tesbiti doğruyu yansıtmaktadır.

Esasen Fahruddîn er-Râzî'nin bu konuya yaklaşımını bu ayet hakkında söyledikleriyle sınırlı bir çabayla anlamak mümkün değildir. Kabir ziyaretinde bulunan kimsenin, ziyaret ettiği kâmil kişinin ruhuyla karşılıklı etkileşim içine gireceğini, yani ruhların bedenden ayrıldıktan sonra da dirilere tesir edeceğini söyleyen (bkz. "el-Matâlibu'l-Âliye", VII, 275 vd. Ayrıca bkz. 4/en-Nisâ, 70 ayetinin tefsiri) Fahruddîn er-Râzî'nin tevessül konusundaki tavrını netleştirmek için bundan fazlasına ihtiyaç bulunduğu açıktır.

Ahfeş'e gelince, Çevikel'in alıntı yaptığı Ahfeş, Sa'îd bin Mes'ade ise onun Me'âni'l-Kur’ân’ında Maide ve İsra ayetlerinde vesile ile ilgili bir izahat geçmiyor.

Bir sonraki yazıda tevessül meselesinin böyle sınırlı bir çerçevede ele alınmasının niçin doğru olmadığının izahıyla devam edelim.

Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
ömerhattab
Bilgili Üye
*



Toplam Oyu: 7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 296


« Yanıtla #2 : 06 Temmuz 2008, 19:35:14 »

Özellikle İbn Teymiyye ile birlikte başlayan ve İbn Teymiyye'nin bıraktığı yerde durmadığı açık olan süreçte anlam sahası daraltılmaya çalışılan tevessül, aslında "sebebe sarılma" babında değerlendirilmesi gereken bir kavramdır. Nassların sadece "mantuk"unu değil, "mefhum"unu da dikkate aldığımızda, başkasından dua istemenin de, şefaatin de aynı kapsama girdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ne var ki, sözünü ettiğim süreç ile birlikte tevessül, "iyyâke na'budu ve iyyâke nesta'în" ayetinin karşısına yerleştirildiğinde, sadece tevessülün hak olduğuna inananlar ve onu savunanlar değil, dişi ağrıdığında dişçiye gidenler, arkadaşından ödünç para isteyenler, istişare maksadıyla birisine akıl danışanlar, hatta bilmediğini öğrenmek için bir bilenin yardımına başvuranlar bile "şirk" ithamıyla yüzyüze bırakılmış oldu aslında. Zira bu yaklaşıma göre –Çevikel'in meallendirmesiyle "Yalnız sana kulluk ettiğimiz için yalnızca senden yardım isteriz" dediğimizde, –yine Çevikel'in tesbitiyle– şunu da peşinen kabullenmiş oluyoruz: "Kimin kuluysan ondan iste!" diyor ALLAH. Bu, bir bakıma şöyle formüle edilir: Birinin kimden ne istediğine bak, onun kime ne kadar kul olduğunu anlarsın!"

Otoyola bir kere yanlış girdiniz mi, geri dönmek için bile yanlış istikamette yola devam etmek zorunda kalıyorsunuz; ta ki yol size geri dönme imkânı verene kadar… Çevikel de tevessül meselesinde yola yanlış istikametten girdiği için kaçınılmaz olarak yanlış bir menzile varıyor: Tevessül'ü savunanlar arasında hiçbir aklı başında kişi, bu kavramı putperestlerin tavrını çağrıştırır biçimde "ALLAH'a yakın olmak için vesile-vasıta-aracı edinmek" anlamında kullanmadığı halde Çevikel bu önkabul ile yola çıkıyor. Açıktır ki, Mâide ve İsrâ ayetlerini tevessüle delil olarak kullananlar, söz konusu ayetlerin, Çevikel'in de sıhhatini zımnen itiraf ettiği "mağarada mahsur kalan üç kişi" hadisinin anlattığı "amel-i salih ile tevessül"e ve alimlerin, salihlerin rehberliğine başvurma anlamında "şahıslarla tevessül"e delalet ettiğini söylemektedir.

Söz buraya gelmişken Çevikel'in bir çelişkili istidlaline dikkat çekelim: Eğer "Mağarada mahsur kalan üç kişi hadisi (eshab-ı rakîm), salih amelin vesile kılınmasını anlatır" tesbiti doğruysa, tevessülü "yakınlaşmak için ilgi ve çabayı yoğunlaştırmak" şeklinde tarif etmek yanlış olmalıdır. Zira mağarada mahsur kalan üç kişinin yaptığı, "ALLAH'a yakınlaşmak için ilgi ve çabayı yoğunlaştırmak" değil, bir sıkıntıyı def etmesi için amel-i salihi vesile edinerek ALLAH Teala'ya yalvarmak/dua etmektir!

Kur'an tevessülün belli bir çeşidini/boyutunu zikretmiş ve diğerlerini meskûtun anh bırakmışsa, bu, diğer kullanımların "yol kazası" eseri olduğunu mu gösterir? Tevessülün bu anlam boyutunu, yani sadece "ALLAH'a yaklaşmak için" değil, "bir sıkıntının def'i için" de tevessüle başvurulabileceğini kabul ettiğimizde muhayyel bir "yol kazası"ndan bahsetmiş oluruz.

Öte yandan bu yargıyı bu kesinlikte ifade edebilmek için ilk Müslüman kuşak tarafından tevessülün, Kur'an'daki kullanımı dışında başka bir anlamda kullanılmadığını ortaya koymak şarttır. Hatta "tevessül" kelimesi ile ifade edilmemiş olsa bile aynı muhtevayı veren başka kelimelerin kullanılmadığını isbat etmek kaçınılmazdır. Burada karşımıza öncelikle rivayetler çıkar ki, durumun öyle olmadığının en açık delili budur.

Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
ömerhattab
Bilgili Üye
*



Toplam Oyu: 7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 296


« Yanıtla #3 : 06 Temmuz 2008, 19:38:21 »

Arif Çevikel'in tevessül bahsinde söyledikleriyle ilgili bir noktaya dikkat çektikten sonra keramet meselesine geçeceğim bugün.

Çevikel, "… Bir kısım Müslümanlar, genellikle bu tür ziyaretlere karşı tavırlarını bir hadisle delillendirirler. Bu hadise göre, üç yer dışında, başka bir yere ziyaret maksadıyla yolculuk men edilmiştir: Mekke, Medine, Kudüs…"

Sanıyorum burada atıf yapılan, başta "Kütüb-i Sitte" olmak üzere birçok Hadis kaynağında yer alan "Lâ tuşeddu'r-rihâl…" hadisidir. Eğer bu doğruysa, o hadiste Mekke, Medine ve Kudüs değil, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebi ve Mescid-i Aksa söz konusu edilmektedir. Çevikel "Bundan ne çıkar?" derse bunu ayrıca tartışırız. Burada sadece hadis naklindeki bir tesahüle dikkat çekmek istedim…

Keramet meselesine gelince;

Konuyla ilgili bir okuyucu mektubunu değerlendiren Çevikel, "tevessül" gibi "keramet"in de yaygın kullanımı bağlamında Kur'anî bir kavram olmadığının altını çizmeye özen göstererek girdiği yazısında şöyle diyor: "İnsanın kerameti hak olunca "ALLAH dostları" anlamına gelen "evliyanın" kerameti elbette haktır. Bu, "ALLAH'a dost olmak en büyük şeref, onur ve itibar sahibi olmaktır" anlamına gelir. Evliyanın kerameti işte bu haysiyetle haktır. Yoksa harikulade olaylar göstermek, keramet değildir. Bir ünlü ârifin dediği gibi: "İstikameti yoksa, suyun yüzünde yürüdüğünü, gökte uçtuğunu görseniz itibar etmeyiniz; birini balık, diğerini kuş yapıyor." ALLAH'ın insanoğluna ihsan buyurduğu fıtrat, irade ve akıl kerametini istikametle kullanmak... ALLAH'ın "keramet" dediği işte budur."

Konuya girerken bilinçli bir şekilde izlenen yöntem doğrultusunda tevessül, keramet vb. "kelime"lerin, Kur'an tarafından farklı, Ümmet tarafından farklı anlamlarda kullanıldığı noktasına vurgu yapıldığında, ilave bir şey söylemeye gerek olmadan okuyucunun buradan şu sonucu çıkarması bekleniyor doğal olarak: Demek ki tevessül, keramet vb. "kelime"ler Kur'anî muhtevasından uzaklaştırılmış ve içi Kur'an'a aykırı bir muhteva ile doldurulmuştur!

Oysa her disipliner yapı gibi İslamî ilimlerin de oluşum döneminde kendi terminolojilerini oluşturmaları tabiidir ve bu süreçte pek çok "kelime"nin "kavram"laştırılması normal, hatta kaçınılmazdır. Elbette bu "kavram"ların bir kısmını da Kur'an'ın kullandığı "kelime"ler oluşturacaktır. Bu süreçte kazandığı yeni muhtevaya ister "örfî anlam" deyin, ister "ıstılahî anlam" deyin fark etmez; sonuçta "vad'î/lugavî anlam"dan farklı bir müsemmayı anlatan yığınla kavram çıkacaktır karşımıza. Nitekim Fıkıh, Hadîs, Hâdis, Hades, Kelam, İctihad, İcma, Farz, Ferâiz, Sünnet, Vâcib, Vakf, Hilafet, Şeriat, Tarikat… ve daha yüzlercesi böyledir.

Elbette örfî/ıstılahî muhteva, vad'î/lugavî muhtevadan bütünüyle kopuk, onunla tamamen ilgisiz değildir. Hatta ikinci kullanımın, ilk kullanımla güçlü semantik bir ilgi ve yakınlığının bulunması, kavramlaştırmanın isabetinin de göstergesi sayılır. Ancak kelime kavramlaşırken anlamda meydana gelen daralma, genişleme ve hatta –kısmî– kayma, kavramsal kullanımın meşruiyetini sorgulamanın zemini değildir. Sorgulama, ancak muhtevanın sağlamasının yapılması tarzında işlemelidir.

Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
ömerhattab
Bilgili Üye
*



Toplam Oyu: 7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 296


« Yanıtla #4 : 06 Temmuz 2008, 19:40:59 »

Madem ki mesele kerametin örfî anlamının Kur'an'dan onay alıp almayacağı meselesidir, o halde yapılması gereken, kerametin "lafız" olarak değil, "mana" olarak örfî kullanımı destekler tarzda Kur'an'da yer alıp almadığına bakmaktır. Her ne kadar bir şeyin "İslamî" olup olmadığını belirlemenin tek yolu "sadece Kur'an'da" yer alıp almadığına bakmak değilse de, burada "Keramet kelimesi Kur'an'da sizin söylediğiniz anlamda kullanılmıştır; ancak Kur'an, ALLAH Teala'nın, salih kullar eliyle harikulade olaylar izhar edip etmediği konusunda ne demektedir?" sorusuna muhatap olmamak için Çevikel'in de yukarıda söylediğim noktayı tebarüz ettirmesi gerekirdi.

Burada "veli, velayet, keramet, tevessül"… gibi kavramların ve daha pek çok benzerlerinin istismarı, bunların çeşitli şekillerde çıkar sağlama vasıtası olarak kullanılması, hatta itikadî sapmalara yol açabilecek biçimde saptırılması konusunda Çevikel ile aynı hassasiyeti paylaşmamak mümkün değil. Ancak bu başka şeydir, bu kavramların "İslamiyyet"ini tartışma konusu yapmak daha başka…

Keza kerameti veya keramet izharını velayetin olmazsa olmaz şartı gibi telakki etmek de elbette doğru değildir. Keramet izharı konusunda gerekli bilgiyi ilgili kaynaklar vermektedir. Bunlar arasında kerametin velayet için olmazsa olmaz şart kılındığını söyleyen bir kaynak bulunduğunu ben bilmiyorum.

Dolayısıyla Çevikel'in bu babda ünlü velilerden yaptığı alıntılar, örfî anlamdaki kerametin hak olduğunu tartışan, kabul etmeyen ve kabul edilmemesini hedefleyen değil, bu anlamdaki kerametin izharının –yine örfî anlamdaki– velayet için şart olmadığını, "kerametsiz veli olmaz" anlayışının doğru olmadığını vurgulamaya, asıl hedefin "keramet" değil "istikamet" olduğunun altını çizmeye yönelik tavırların ifadesi olarak okunmalıdır.

Keramet'in İslamiyyeti/meşruiyeti konusunda ilgili birçok çalışmada gerekli malumat bulunduğu için –tıpkı tevessül konusunda olduğu gibi– bu konuda da "delil" tartışmasına girmeyeceğim…

Son olarak Çevikel'in Tasavvuf hakkındaki tesbitine değinerek bu seriyi bitireceğim:

Tasavvuf'un "zaruriyyat-haciyyat-tahsiniyyat/tekmiliyyat" taksiminde mutlak olarak üçüncü kategoriye girdiğini söylemek isabetli değildir. Zira Tasavvuf'un hedefini kısaca "nefis terbiyesi" olarak koyarsak, bunun İslam'ın temel amaçlarından –Çevikel'in tesbitiyle, "iman"la birlikte "zaruriyyat" kategorisini teşkil eden "ahlak"– olduğunu söylemek durumundayız. Dolayısıyla doğru olan, Tasavvuf'un, herkes için "olsa iyi olur; ama olmasa da bir zararı yok"lar sınıfına sokulması değil, herkesin kendi özel durumuna ve ahvaline göre kimileri için "zaruriyyat", kimileri için da "tahsiniyyat" kategorisine girdiğini söylemektir…

Bu seri yazılarda Çevikel'in tevessül ve keramet konularındaki bazı tesbitlerini bahis konusu ederken amacım doğru bir tasavvur inşasına katkı sunmak, bunun doğru zemin üzerinde gerçekleşmesini temine hizmet etmektir. Bu konularda geçmişte Mu'tezile ile Ehl-i Sünnet ya da İbn Teymiyye ve yandaşları ile karşıtları arasındaki tartışmalarda yeterli delil de mevcuttur, ibret de. Bunları tekrarlamak elbette mümkün, ama şu anda bunun çok büyük bir fayda temin edeceğine kani değilim…

Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
HawasHasan
Estağfirullah..
Administrator
*



Toplam Oyu: 1114
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 12.058

Ve Birgün Bu Dünya Gül Bahçesine Dönecek..


WWW
« Yanıtla #5 : 06 Temmuz 2008, 22:26:10 »

konu size mi ait?
Logged

Gökten yağmur yağdıkça cihad tatlı ve hoştur. İnsanlar üzerine Kur'anı çokça okuyanların,
'Bu zaman cihad zamanı değildir'
dedikleri bir zaman gelecektir. Kim bu zamana ulaşırsa, bilin ki bu ne güzel cihad zamanıdır.
Dediler ki;
'Ya RasulALLAH bunu söyleyecek kimse var mı dır?'
Rasulullah (S.A.V) buyurdu ki;
'Evet bu kimse ALLAH'ın ,meleklerin ve bütün insanlığın lanetlediği kimsedir.'
[İmam Nevevi;Tagribul Tezhib,Şifa-i Essudur,Meşariul Eşvag ila Mesari El Uşşag]



Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
ömerhattab
Bilgili Üye
*



Toplam Oyu: 7
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 296


« Yanıtla #6 : 07 Temmuz 2008, 17:31:12 »

 Allah Razı Olsun
Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
HawasHasan
Estağfirullah..
Administrator
*



Toplam Oyu: 1114
Offline Offline

Mesaj Sayısı: 12.058

Ve Birgün Bu Dünya Gül Bahçesine Dönecek..


WWW
« Yanıtla #7 : 07 Temmuz 2008, 17:38:29 »

kardeşim konu size mi ait?
Logged
Sponsor Bağlantı

Biz muhabbetullah platformu olarak dosya yükleme işlemleriniz için www.upload.gen.tr sitesini öneriyoruz
Logged
Etiket:
Benzer Konular
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
"Kim ALLAH'ın İndirdiği İle Hükmetmezse İşte Onlar Kafirlerin Ta Kendileridir" Ayet Ve Hadislerle Cİhad HawasHasan 1 280 Son Mesaj 30 Mayıs 2007, 05:30:08
Gönderen: WwwMuhabbetullahCom
"Batı Şeria'da Sert Bir Savaşa Hazır Olun!"(Video) Filistin HawasHasan 0 230 Son Mesaj 06 Mayıs 2007, 13:02:20
Gönderen: HawasHasan
"VERDA "ŞİİRİ (VERDANIN ANLAMI İSE:"GÜL" DEMEKTİR) Şiir bilinmeyen 9 529 Son Mesaj 12 Kasım 2008, 16:37:44
Gönderen: skorpio
"şükredenlerden Suheyb" , "sabredenlerden Hifa!" İslam'da Aile Hayatı sevdaDEDİM 0 161 Son Mesaj 14 Nisan 2008, 12:23:41
Gönderen: sevdaDEDİM
"Sevgi" ve "Korku" ALLAH İçin Olmalı.. Risale-i Nur hasbihal 0 62 Son Mesaj 19 Temmuz 2008, 17:27:08
Gönderen: hasbihal
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: