İslami Foruma Giriş
logo
feeds

  • Ana Sayfa
  • Foruma Gir
  • Arşiv
  • Risale-i Nur
  • Üye Ol
  • İletişim

Günümüzdeki Müslümanların İslam Anlayışı

12 Aralık 2008 | email this | digg it
Yorumlayın Yazan HawasHasan
Kategorisi Güzel Yazılar

Günümüzde İslâm Ümmeti, İslâm’ı, iyi anlayamamakta ve bu yüzden de hayatlarında doğru bir şekilde tatbik edememektedirler. İslâm’ı sadece, kişinin Rabbiyle olan ilişkisi olarak ve yapması gereken ibadetleri de vicdanına bağlı olan bir takım istekler olarak görüyorlar. Ve bunların akabinde bir takım batıl fikirleri ve bidatleri İslâm’a uydurmaya çalışıyorlar. Fertlerinin hemen hemen hepsi Müslüman olsa da içerisinde bulunduğumuz gayri İslâmî toplum, İslâm’ı bu şekilde anlamaktadır. İşte Müslümanların neden bu halde olduklarını açıklayıp bu durumdan nasıl kurtulmaları gerektiğini açıklayacağız, İnşaALLAH.

3 Mart 1924 yılında sömürgeci kâfir İngilizler Hilâfet Devleti’ne nihai darbeyi vurdular, Hilafet ilga edildi. İslâm Ümmeti, sömürgeci kâfir devletlerin işgallerine ve büyük bir çöküntüye maruz bırakıldı. O günden beri kâfirler İslâm’ın yeniden hayata hâkim olmaması için İslâm Ümmeti üzerine fikrî, fiilî ve siyasî saldırılar yapmışlardır ve hâlâ da bu saldırıları devam etmektedir.

Rasulullah SallALLAHu Aleyhi ve Sellem’e ve Sahabelerine zulmeden müşrikler, İslâm’ın ve Müslümanların karşısında çeşitli metotlarla durmaya çalışmışlardı. İslâm’ın şafağının belirmesiyle birlikte İslâm’a saldıran, atalarının yolunu takip eden, dün ve bugünün İslâm düşmanları, onları geride bırakacak kadar İslâm’a ve Müslümanlara saldırdılar ve halen de saldırmaktadırlar. İşte atalarını aratmayacak şekilde İslâm’a ve Müslümanlara saldıran kâfirler, İslâm’ın, Ümmet tarafından doğru şekilde anlaşılmaması için birçok hamleler yapmışlardır. İslâm Ümmeti’nin durumunu Âlim, Mütefekkir ve aynı zamanda Müçtehit olan Şeyh Takiyyuddin en-Nebhânî -ALLAH Azze ve Celle Ondan Razı Olsun- çok doğru bir şekilde tasvir etmiştir:

“İslâm Ümmeti Hilâfet yıkılmadan önce Cehennem çukurlarının kenarındaydı, Hilâfet yıkıldıktan sonra ise Cehennem’in içine yuvarlandı.” Bu tasvire göre baktığımızda şuan hakikaten de öyle olmuştur. Hilâfet yıkıldıktan sonra İslâm Ümmeti hakiki manada İslâm’ı anlayamamış ve yaşayamamıştır. Rasulullah SallALLAHu Aleyhi ve Sellem şöyle der:
إِنَّمَا الإمَامُ جُنَّةٌ يُقَاتَلُ مِنْ وَرَائِهِ وَيُتَّقَى بِهِ

“Muhakkak ki İmam, (Halife) Kalkandır. Onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur.” (Ahmed b. Hanbel, Buharî, Muslim, Nesei)

İşte bu hadis çerçevesinde korunmaktan kasıt her türlü maddî ve manevî saldırılardan korunmak kastedilmektedir. Hilâfet Devleti yıkıldıktan sonra ise Müslümanlar, kâfirlerden gelen fikrî saldırılara karşı koyamamış ve onları, İslâm’dan sayıp onları benimsemişlerdir.

Kâfirlerin bu saldırılarına karşı koymak ve Ümmeti kalkındırmak isteyen İslâmî ve gayrî İslâmî birçok hareket olmuştur. Bunların başarılı olamamalarının ana müsebbibi ise İslâm’ı, fikir ve metot olarak anlamada yaşadıkları büyük zafiyettir. Bu zafiyet yüzünden İslâm Akidesi’ni perdeleyen faktörlerden etkilendiklerinden dolayı, vakıayı kaynak edinerek, ALLAH’ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal kılan bu küfür nizamına dokunmadan, onların uydurdukları İslâm dışı hükümlere çatmadan, hakkı batıldan ayırmadan bu küfür nizamı içerisinde İslâm’ı sadece ferdî ibadetlerden müteşekkil zannedip İslâm’ı yaşamaya çalışıyorlar (içerisinde bulunduğumuz bu küfür nizamını değiştirip İslâm’ı hayata hâkim kılmayı akıllarının ucundan bile geçirmiyorlar!) ve İslâm ile çelişmesine rağmen hürriyetlere, Demokrasiye, Laikliğe, Kapitalist ve Sosyalist düzenlere çağırdılar, İslâm ile çelişmesine rağmen bunları İslâm’dan saydılar.

Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, bir toplantıda yaptığı açıklamada; “İslâm; Demokrasiyi, Cumhuriyeti, Laikliği içerisinde barındıran bir Dindir(!)” diye batıl fikirleri İslâm’dan saymaktadır. Başka birileri de Sosyalizm’le İslâm arasını uzlaştırma teşebbüsüne girerek; “Ebu Zerr RadiyALLAHu Anh, Rasulullah SallALLAHu Aleyhi ve Sellem’den sonra ilk Sosyalisttir”(!) ve “Komünist partiler, celselerini Kur’an-ı Kerim’den ayetler okuyarak açıyorlardı” diyerek buna benzer nice kokuşmuş şiarlar ve ibareler kullanıyorlardı.
مَنْ أَحْدَثَ فِي أَمْرِنَا هَذَا مَا لَيْسَ مِنْهُ فَهُوَ رَدٌّ

“Kim bizim Dinimizden olmayan bir hususu sonradan ihdas ederse o reddolunur.” (Buharî, 2499; Muslim, 3242; Ebu Davud, 3990; İbni Mace, 14; Ahmed b. Hanbel, 25124)

İşte Hilâfet Devleti’nin yıkılmasıyla birlikte savunmasız kalan İslâmî Beldeler bu ve benzeri şekillerde kâfirlerin yerli işbirlikçileriyle batıl fikirlerden nasiplerini aldılar. Ve ayrıca getirdikleri bu batıl fikirlerle birlikte kendilerinin ihdas ettiği ve içeriğini düzenledikleri din mefhumunu da yerleştirmeye çalıştılar, bununla bağlantılı olarak “İslâm’ın sadece inanç, ibadet ve ahlakla ilgili hükümler içerdiğini, hayata ve devlete yönelik hükümler içermediğini” yaydılar.

İşte kâfirlerin bu tür çalışmalarından sonra Müslümanlar, İslâm’ı artık doğru anlayamadıklarından ve doğal olarak onu yaşamaktan uzaklaştılar. Şu içerisinde bulunduğumuz yaz aylarında topluma baktığımızda insanlarda İslâm’ın doğru anlaşılamamasının neticelerini görmek mümkün. Toplumda yazın verdiği etkiyle birlikte insanlar açık saçık dolaşmakta, fuhşiyat sürekli artmakta, içkiler su gibi akıtılmakta, insanlar arasında menfaatçi ilişkiler yükselmekte vs… bu tür insanlara “Müslüman mısın?” diye sorsanız “Elhamdülillah Müslüman’ım” derler. Fakat davranışlarına ve yaptıkları fiillerine baktığınızda bir Müslüman’ın yapmaması gerekenleri yaptıklarını görürsünüz. Bunun sebebi de İslâm’ı sadece, “kişinin ALLAH ilişkisi ve kalp temizliği” olarak gördüklerinden davranışlarını da ona göre şekillendirmektedirler. Daha bunları saymakla bitiremeyiz. Böyle bir durumda Müslümanlar İslâm’ı sadece, kişinin Rabbiyle olan ilişkisi olduğunu ve sadece inanç, ibadet ve ahlakla ilgili hükümler içerdiğini düşündüklerinden dolayı, toplumda bulunan bu çarpık düzenlere, ilişkilere ses çıkarmamakta “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” düşüncesiyle kendini bunlardan soyutlamaya çalışmaktadırlar. İslâm’ın hayata ve devlete yönelik hükümler içermediğini düşünerek, ona hükmeden gayrî İslâmî devlete ve onun tatbik ettiği beşer kurallarının hâkim olduğu nizama bakmaksızın, yöneticilerinden bazılarının bir takım İslâmî davranışlarına da aldanarak, alternatiflerden de bîhaber bir halde sistemden razı olup bu sistemin bekasını sağlamaya yönelik çalışmalar yapmaktadırlar.

Ancak tüm bunların karşısında bir şey vardır ki, o da İslâm’ın kendisidir. Çünkü İslâm; kişinin Rabbiyle, kişinin kendisiyle ve kişinin diğer insanlarla alakalarını tanzim eden ilahî bir Din’dir. Dolayısıyla onda inanç, ibadet ve ahlakla ilgili hükümler olduğu gibi, muamelat ve ukubatla ilgili hükümler de vardır. Kendine has bir yönetim nizamı, iktisadî nizamı, içtimai nizamı, maliyesi ve dış siyaseti vardır. Kısacası İslâm; hayatı tam anlamıyla kuşatan hükümleri ihtiva eden bir Din’dir.

İşte İslâm’ın bu özelliklerinden dolayı kâfir Batı ve yerli işbirlikçileri, İslâm’ı ve Müslümanları kendilerine düşman bellediler. Ta ki İslâm’ın bu vasıflarını ortadan kaldırıp, İslâm’ı kendi din anlayışlarıyla uyumlu hale getiresiye kadar.
وَلَن تَرْضَى عَنكَ الْيَهُودُ وَلاَ النَّصَارَى حَتَّى تَتَّبِعَ مِلَّتَهُم

Yahudiler ve Hıristiyanlar, sizden asla razı olmazlar, ta ki siz, onların dinine tabi olasıya kadar. (el-Bakara 120)

Bu sebeple kâfir Batı, İslâm’a ve İslâm’ı, hayatlarında hâkim kılmak isteyen Müslümanlara yönelik saldırılarını sürekli artırmaktadır.

İşte kâfirler tarafından yapılan bu saldırılara karşı koymak için ve İslâm’ı, sadece fertler bazında değil, tüm İslâm Âlemi arasında doğru bir şekilde yaşamamız için İslâm’ı, fikir ve metot olarak kavrayıp, buna binaen hayata hâkim kılarak yaşantımıza O’nu yerleştirmeliyiz. Fikir olarak almamız gerekenler, İslâm’ın temel fikrini benimseyip O’nun, hayatın tüm sorunlarına çözüm getirecek kapasitede bir İdeoloji olduğunu kavramamızdır.
الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمْ الإسْلامَ دِين

Bugün Dininizi kemale erdirdim, size olan nimetimi tamamladım ve size Din olarak İslâm’ı seçtim. (el-Maide 3)

ALLAH Subhanehû ve Teâlâ ayette de belirttiği gibi İslâm Dini artık hiçbir noksanı olmayan tamamlanmış eksiksiz bir Din’dir. İşte bu ayete binaen Müslümanların İslâm’dan başka arayışlara girmemesi gerekir. Çünkü İslâm, kemale erdirilmiş tek sahih Din’dir ve O, hayatın her alanına bir hüküm koymuştur.

Metottan kastedilen ise Rasulullah SallALLAHu Aleyhi ve Sellem’in bizlere göstermiş olduğu tek ve değişmeyen ve Ahiret’e kadar da değişmeyecek olan yoldur.
وَمَا آتَاكُمْ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهَاكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا

Rasul size ne getirdiyse onu alın (benimseyin) ve sizi neyden nehyettiyse onu terk edin. (el-Haşr 7)
تَرَكْتُ فِيكُمْ أَمْرَيْنِ لَنْ تَضِلُّوا مَا تَمَسَّكْتُمْ بِهِمَا كِتَابَ اللَّهِ وَسُنَّةَ نَبِيِّهِ

“Size iki şey bırakıyorum, onları terk etmedikçe asla yolunuzu kaybetmezsiniz. Bunlar; ALLAH’ın Kitabı ve benim Sünnet’imdir.” (ibni Hişam Sireti; Malik, Camia,1395)

Günümüz yaşantısına baktığımız zaman, ALLAH Rasulü SallALLAHu Aleyhi ve Sellem’e Risalet gelmeden önceki cahilî düzenle hemen hemen aynı olduğunu görürüz. O cahilî düzeni ALLAH Rasulü SallALLAHu Aleyhi ve Sellem nasıl İslâmî bir düzene çevirdiyse bugün de, tüm Müslümanların ALLAH Rasulü SallALLAHu Aleyhi ve Sellem’i örnek almaları gerekir ki bu cahilî düzeni, gayrî İslâmî düzeni ortadan kaldırıp İslâm’ı hayata hâkim kılsınlar.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اسْتَجِيبُواْ لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُم لِمَا يُحْيِيكُمْ

Ey iman edenler! ALLAH ve Rasulü sizi, size hayat veren şeye davet ettiğinde ona icabet edin! (el-Enfal 24)

Son olarak İslâm Ümmeti içerisinde ALLAH’a hamd olsun ki, İslâm’ın hayata hâkim olması gerektiğini, Hilâfet’in ehemmiyetini ve farziyetini idrak eden ve bu uğurda mücadele eden samimi Müslümanlar bulunmaktadır ve Ümmet’te yavaş yavaş bu mücadeleye ortak olmaktadır. Kendilerine yeniden izzeti, şerefi kazandıracak, İslâmî hayatı yeniden başlatacak ve kâfirlerin sömürü, işgal ve tasallutundan İslâm Ümmeti’ni kurtaracak olan Raşidî Hilâfet Devleti’nin ikamesi için çalışmaktadırlar.
ثُمَّ تَكُونُ خِلَافَةً عَلَى مِنْهَاجِ النُّبُوَّةِ

“… Sonra Nübüvvet Minhâcı üzere Raşidî Hilâfet olacak.” (Ahmed b. Hanbel, Müs. Kufiyyîn, 17680)

Ve ALLAH Subhanehû ve Teâlâ’nın izni ve yardımıyla İslâm Ümmeti çok yakında Hilâfet Devleti’nin rayesinin dalgalandığına şahit olacaklardır.

Bi iznillahi Teâlâ…

İsrafil Kibaroğlu

0 Yorum yapılmış

Abone olun Comment RSS or TrackBack URL

Yorumlayın

Anasayfa Hak Meslek Nedir? | Kadina Bakmakta Edeb.

 Adınız

 E-Posta adresiniz

 Web siteniz

Benzer yazılar
  • Nefsi Zilletten Kurtarmak
  • İftiralar yoğunlaşıyor, Müjdeler olsun zafer yakın!
  • Yaygın Fitne ve Fesatlar
  • İslam Davetçisinin Belalara Sabretmesi
  • Osmanlı Padişahlarının Son Sözleri Ve Vasiyetleri

stumbleupon

techme

Kategori

  • Allah Azze ve Celle
    • Kur'an-ı Kerim
  • Ayet ve Hadislerle Cihad
  • Biyografiler
  • Cihad ve Mücadele
    • Komutanlar ve Şehidlerimiz
  • Dini Gün Gece ve Aylar
  • Dini Hükümler
  • Fıkıh ve Akaid
  • Fıkıh, İtikad ve Akaid Meseleleri
  • Genel Bölüm
  • Güzel Yazılar
  • Hac ve Umre
  • Hz. Muhammed (S.a.s)
    • Hadis
    • Sünnet-i Seniyye
  • İslamda Aile
  • İslamda Çocuk ve Eğitimi
  • İslamda Kadın
  • İslami Bilgiler
  • İslami Konular
  • Kişisel Başarı
  • Namaz ve Abdest
  • Risale-i Nur ve İzahı..
  • sahabeler
  • Serbest Kürsü
  • Sorularla İslam
  • Sorularla Risale-i Nur
  • Tasavvuf

Sayfa

  • Risale-i Nur

Bağlantılar

  • Ailemiz
  • Alıntı Koşulları - Alıntı Yapma Şartları
  • Anne Baba Hakkı
  • Bazı Bilgiler
  • Bazı Bilgiler 2
  • Çocuk ve Bebek Bakımı
  • Dini Gün ve Geceler
  • Emanet ve Ehliyet
  • Evliyalar
  • Fıkıh Bilgileri
  • Hac Rehberi
  • İslam Ansiklopedisi
  • İslam Tarihi - İslam Tarihi Oku
  • İslamda Kadın
  • Kur’an Meali (Almanca)
  • Kur’an Meali (Fransızca)
  • Kur’an Meali (ingilizce)
  • Kur’an Tefsiri (Fizilal´il Kur´an)
  • Kütüb-i Sitte Oku
  • Mahrem Konular
  • Mektubat-ı Rabbani - mektubatı rabbani oku
  • Mesneviden Hikayeler - islami hikayeler
  • Mezhepler
  • Namaz Öğreniyorum
  • Risale-i Nur - Online Risale Oku
  • Rüya Tabiri - Rüya tabirleri
  • Sağlık Konuları
  • Sahabeler
  • SE’ÂDET-İ EBEDİYYE - İlmihal
  • Şifalı Bitkiler
  • Tasavvuf
  • Temizlik
  • Tıbbi Meseleler
  • Yemek Tarifleri
  • Ziyaretçi Defteri
Aralık 2008
P S Ç P C C P
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031  
« Kas   Oca »

Yeni Yazılar

  • Ebu ubeyde öldü mü?
  • AH MESCİDİ AKSA AH!
  • Ey Ümmet Nerdesiniz?
  • Dinde Peygambere İhtiyaç Var mıdır?
  • İslâm ile küfrün birbirinin zıddı, tersi olduğunu, İslâm düşmânlarını sevmemeği bildirmekdedir
  • Şeyh Salah, müslümanları Kudüs için harekete geçmeye çağırdı
  • KADİR GECESİ İÇİN SMS MESAJLARI
  • Kadir Gecesinde Ne Yapılır? Hangi Namaz Kılınır? Edilecek Dualar

Yeni Yorumlar

  • HawasHasan in Dinde Peygambere İhtiyaç Var…
  • Musab in Dinde Peygambere İhtiyaç Var…
  • sevim in Müslüman Kadının, Kocasın…
  • HawasHasan in smf.gen.tr ödüllü smf seo y…
  • rabia in smf.gen.tr ödüllü smf seo y…
  • sehid in Müslüman Kadının, Kocasın…
  • sehid in Müslüman Kadının, Kocasın…
  • uzman seo in smf.gen.tr ödüllü smf seo y…

Anasayfa

  • Foruma Gir
  • Arşiv
  • Risale-i Nur
  • Üye Ol

Filistine Destek

İHH Yardım VAKFI

Arşiv

  • Eylül 2025
  • Ekim 2023
  • Ocak 2020
  • Mayıs 2011
  • Haziran 2010
  • Eylül 2009
  • Ağustos 2009
  • Mayıs 2009
  • Nisan 2009
  • Mart 2009
  • Şubat 2009
  • Ocak 2009
  • Aralık 2008
  • Kasım 2008
  • Ekim 2008
  • Eylül 2008
  • Ağustos 2008
  • Temmuz 2008
  • Haziran 2008
  • Mayıs 2008
  • Nisan 2008
  • Mart 2008

Meta

  • Oturum aç
  • Valid XHTML
  • Valid CSS 3.0
Wp | İslami Forum
Portalımızda Yayınlanan Yazılar Forumumuzdan ve Özenle Seçtiğimiz Kaynaklardan Derlenmektedir.