İslam’a davetin önemini belirten, iyiliÄŸi emretme ve kötülükten menetmeyi teÅŸvik eden bu ve benzeri birçok ayet ve hadis bulunmaktadır. Bu yüzden günah iÅŸleyen bir kimseyle karşılaşıp ona mani olmamak ve onu günahıyla baÅŸ baÅŸa bırakıp ertesi gün de onunla birlikte yemek, içmek hiç bir ÅŸey yokmuÅŸ gibi muhabbette bulunmak Müslüman’a yakışmayan bir davranıştır. Müslümanlar böyle yaptıkları zaman ALLAH, İsrailoÄŸullarına yaptığı gibi onların kalplerini birbirine benzetir. İsrailoÄŸullarının durumunu ALLAH’u Teala bizlere şöyle bildirmektedir:
‘‘İsrail oÄŸullarından küfredenlere, Davud ve Meryem oÄŸlu İsa diliyle lanet edilmiÅŸtir. Bu, isyan etmeleri ve haddi aÅŸmaları nedeniyledir. Yapmakta oldukları münkerlerden birbirlerini sakındırmıyorlardı. Yapmakta oldukları ÅŸey ne kötü idi!. Onlardan çoÄŸunun küfre sapanlarla dosluk kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiÄŸi ÅŸey ne kötüdür. ALLAH onlara gazaplandı ve onlar azapta ebedi kalacaklardır. EÄŸer ALLAH’a, Peygambere ve ona indirilene iman etselerdi, onları dostlar edinmezlerdi. Fakat orlardan çoÄŸu fasık olanlardır.” (Maide 78-81)
İbn-i Mes’ud (r.a)’dan rivayet edildiÄŸine göre, Resulullah (s.a.s) şöyle buyurmuÅŸtur: “Benî İsrail arasında noksanlık (bozgunluk) şöyle baÅŸladı : Bunlardan birisi, günah iÅŸleyen diÄŸer birisine rastlar,- Be adam, ALLAH’tan kork yapmakta olduÄŸun iÅŸi bırak. Zira o iÅŸ sana helal deÄŸildir. der. Ertesi gün yine o adama aynı halde rastlar. Böyle olduÄŸu halde, o adamla yiyip içmekten ve onunla düşüp kalkmaktan çekinmezdi. Onlar öyle yapınca ALLAH’u Teala bunların kalplerini birbirine benzetti. Sonra; “İsrail oÄŸulları içinde kafir olanlar, isyanları ve hudûdu aÅŸmaları yüzünden, Dâvud ve Meryem oÄŸlu İsa diliyle lanetlendiler. Onlar, yaptıkları günahlardan birbirini men etmeye uÄŸraÅŸmazlardı. Bu ne çirkin bir ÅŸeydi. Bunlardan birçoÄŸunun, kafirleri dost tuttuklarını görürsün. Onların nefisleri kendileri ne fena ÅŸey, ALLAH’ın gazabına götürdü. Onlar azabda daim kalacaklardır. Bunlar ALLAH’a, peygambere ve ona gönderilen kitaba inanmış olsaydılar, Kafirleri dost edinmezlerdi; fakat onların çoÄŸu fasıktırlar” mealindeki ayeti okudu, sonra şöyle buyurdu : Hayır, ya mâğrûfu emreder ve münkerden nehyeder, zalimi zulmetmekten meneder, onu hakka çevirir ve hak üzerinde durdurursunuz; yahut ALLAH’u Teala kalplerinizi birbirine benzetir, sonra sizi de Benî İsrail’i lânetlediÄŸi gibi lânetler.” (Ebu Davut, Tirmizi)
Genelde insanlar bir kardeşinin haram işlediğini gördüğü halde onu uyarmaya ve hesaba çekmeye çekinip, onu haramıyla baş başa bırakırlar.
Bunun birçok sebebi vardır. Ama en büyük sebebi İslam’i mefhumlara sahip olunmayışıdır. Bu yüzdende arkadaÅŸlığı kesilir veya uyardığı vakit sevilmeyen insan konumuna gelir korkusuyla bu emirden geri kalmaktadırlar. Oysa bu caiz deÄŸildir ve ALLAH Subhanehu ve Teala kiÅŸiyi bundan dolayı hesaba çekileceÄŸi gibi onları azab beklemektedir.
Bakın Rasulullah (s.a.v.) bu konuda ne buyuruyor:
“Canım kudret elinde olan ALLAH’a yemin olsun ki, siz ya iyiliÄŸi emretmeye ve kötülükten nehyetmeye devam edersiniz ya da ALLAHu Teala yakında sizin üzerinize azabını gönderir. Sonra siz dua edersiniz ama ALLAHu Teala duanızı kabul etmez.” (Tirmizi)
Müslüman bir kardeÅŸimizin ALLAH’u Teala’nın neyhyettiÄŸi bir ameli sergilediÄŸini gördüğümüz zaman yani haram iÅŸlediÄŸine ÅŸahit olduÄŸumuzda her zaman ‘mutlaka ALLAH’ın o ameli/iÅŸi haram kıldığını bilmiyordur.’ diye bir düşünceye sahib olmak gerekir. Çünkü Müslüman bile bile haram iÅŸlemez, zaten bu münafıkların özelliÄŸidir. Müslüman haram olan bir iÅŸi yaptığı zaman ya onu bilmiyordur ya da o konu onda mefhum olmamıştır. Aksi takdirde o iÅŸi yapması beklenmez. İşte burada o kiÅŸiye yaptığı amelin haram olduÄŸu bilenlerce açıklanmalı ki kardeÅŸi ondan uzak dursun.
Rasulullah (s.a.v.) de ümmetin buna ne kadar da fazla muhtaç olduklarını bir örnek vererek şu hadiste açıkça ortaya koymaktadır:
“ALLAH’ın hudutlarını koruyan ile bunları aÅŸan kimseler; kura sonucunda bir kısmı geminin güvertesine bir kısmı da alt kata yerleÅŸen gemi yolcularına benzerler. Su ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli üst kata uÄŸramak mecburiyetinde olan alt kattakiler: ‘Biz bulunduÄŸumuz yerde bir delik açarsak ve yukarıdakilere hiç dokunmasak’ derlerse ve yukarıdakiler de bunları arzularına göre bırakırsa hepsi helâk olur. Onları engellerlerse hepsi kurtulur.”
Yüce ALLAH bu çok önemli vazifenin ikamesini Müslümanlardan talep ederken bu vazifenin kadir ve kıymetini yüceltmiş, onu ikame edene büyük mükâfatlar hazırlamıştır.
“Yaptıklarına karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez.”(Secde Suresi: 17)
Marufu emretmek, münkerden alıkoymak sorumluluÄŸunun ağır bir yük olduÄŸunu Hz. Peygamber (s.a.s.)’in ÅŸu buyruÄŸu ortaya koymaktadır: “Bana hayat bahÅŸeden ALLAH’a andolsun ki, siz ya iyiliÄŸi emreder kötülükten alıkoyarsınız ya da ALLAH kendi katından sizin üzerinize bir azap gönderir. O zaman dua edersiniz fakat duanız kabul edilmez” (Ebû Dâvûd, Melâhim, 16; Tirmizî, Fiten, 9; İbn Hanbel, V, 388)
Bu emri yerine getirenleri mükafat beklediği gibi, yerine getirmeyenleri ise büyük bir azab beklemektedir.
Ebu Sa’id Radıyu anh anlatıyor: “Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm (bir gün): “Hiçbiriniz kendisini tahkir etmesin” buyurmuÅŸtu. Yanındakiler: “Ey ALLAH’ın Rasulü! Bizden biri kendisini nasıl tahkir eder?” diye sordular. “Bir kimse öyle bir ÅŸey görür ki, onunla ilgili bir ÅŸey söylemesi ALLAH’ın onun üzerindeki hakkıdır. Fakat o, bu hususta konuÅŸmaz. (Yani, insanlardan çekinip konuÅŸmamakla nefsini tahkir etmiÅŸ, alçaltmış olur). ALLAH Teâla hazretleri de Kıyamet günü, ona: “Åžu ÅŸu meselede niye üzerine düşen sözü söylemedin?” diye hesaba çeker. Adam: “KonuÅŸmamı insanlardan korkmam engelledi” der. ALLAH Teâla da: “Sen (insanlardan deÄŸil), önce benden korkmalıydın” der.” (Kûtûbû Sitte)
İnsanlar fikren çökmüş durumdadırlar. Bu çöküntü de insanları hayvanların seviyesine düşürmüştür. Bu durumda, İyiliÄŸi emretmeyip kötülükten sakındırmazsak kalkınmayı nasıl bekleyebiliriz? Ahlaksızlıktan, namussuzluktan herkes ÅŸikâyetçi ama bunun için bir ÅŸeyler yapan çok az insan vardır. Yahudilerin meÅŸhur atasözü olan ‘Bana dokunmayan yılan bin yıl yaÅŸasın’ Müslümanların dilindedir bugün. Çünkü kapitalist düzen insanlara bencilliÄŸi ve egoistliÄŸi aşılamıştır. Yeryüzüne hakim olan bu insanlık dışı sistem insanları sadece kendini düşünmeye sevk etmiÅŸtir.
Oysa Rabbimiz bunu haram kılmıştır. Müslüman, kardeÅŸinin haram ameline ÅŸahid olduÄŸu zaman ‘aman banane, hayat onun hayatı’ demez. Aksine onu düzeltmek için elinden gelen çabayı sarfeder.
Hz. Peygamber’in çeÅŸitli buyruklarında Müslümanların her birinin birer çoban olduÄŸu, elleri altındakilerden sorumlu bulunduÄŸu, mü’minler arasında canlı ve sürekli bir toplumsal birliktelik ve beraberliÄŸin olması, dâima zayıfın hakkının güçlüden alınmasından yana tavır takınılması, cihadın en faziletlisinin zâlim bir devlet baÅŸkanına karşı hak bir söz söylemek olduÄŸu belirtilmektedir.
Hz. Lokman’ın oÄŸluna öğüdü her zaman ve mekanda uyarıcının hâlini beyan eder: “Yavrum, namazı gereÄŸi üzere kıl; iyiliÄŸi emret ve fenâlıktan alıkoy. Bu hususta sana isabet edecek eziyete katlan. Çünkü bunlar kesin olarak farz kılınan iÅŸlerdir” (Lokman, 31/17).
DeÄŸerli KardeÅŸlerim!
Sahabeler Halifeleri hesaba çekmeye çekinmiyorlardı. Onları hiç bir ÅŸey korkutmuyordu. Onların tek korkusu ALLAH’ı razı edememekti.
Bilal b. Rebah, Zübeyr ve diÄŸerleri, Irak arazisinin gazilere taksim etmemesi dolayısıyla Ömer’e karşı çıktıkları gibi, kadınlardan birisi de 400 dirhemden fazla mehir verilmesini yasaklaması üzerine Ömer’e karşı çıkmış ve şöyle demiÅŸti: ” Ey Ömer! Böyle bir sınırlandırma yapamazsın,. Sen, yüce ALLAH’ın: “Ve onlardan birisine bir kantar (altın) dahi vermiÅŸ olsanız dahi ondan hiç bir ÅŸeyi geri almayınız”(Nisa Suresi: 20) buyurduÄŸunu hiç mi duymadın?” demesi üzerine Hz. Ömer: “Kadın isabet etti ve Ömer hata etti” diye cevap vermiÅŸti.
Bugün küfürle yönetilmemize, her yerde zulme uÄŸramamıza raÄŸmen sessiz kalmamız kesinlikle caiz deÄŸildir. Ya var olan münkerleri kaldırmak için çalışırız yada ALLAH’ın azabını bekleriz. Bunun baÅŸka bir alternatifi yoktur..
Rabbim bizleri hakkı bildiren, Marufu emreden Münkerden nehyeden Saliha kullarından eylesin. Dilsiz şeytan konumuna düşürmesin. Çünkü Münkeri gördüğü halde hakkı bildirmeyen dilsiz şeytandır.
“Onlar ki, eÄŸer biz kendilerini yeryüzünde egemen kılarsak namazı kılarlar, zekâtı verirler, iyiliÄŸi emrederek kötülükten sakındırırlar. Her ÅŸeyin akıbeti ALLAH’a aittir.” (Hac Suresi:41)
Baciniz Sümeyye AVCI




