77. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle buyurduğunu duydum:
“ileride kargaÅŸa olacaktır.”
“Peki ondan kurtuluÅŸ nasıl olur, ey Allahın Resûlü?” diye sordum.
Şöyle buyurdu:
“Allahın Kitabına sarılmakla. Çünkü sizden öncekilerin haberi ile sizden sonrakilerin haberi onun içindedir. Aranızda vereceÄŸiniz hükümler de onun içindedir. O, önemli bilgileri içerir, içinde gereksiz söz yoktur.
Kim onu, akılsızlığından dolayı terk ederse, Allah onun belini kırar. Kim iman yolunu ondan başkasında ararsa, Allah onu saptırır. O, Allahın sapasağlam ipidir. O, hikmetli olan zikirdir. O, dosdoğru yoldur.
O, kendisiyle arzuların sapmadığı, dillerin yalan şeyler söylemediği, âlimlerin doymadığı, çok okunmakla eskimeyen, olağanüstülüğü tükenmeyen bir kitaptır.
O, cinlerin iÅŸitip de şöyle dediÄŸi kitaptır: “Gerçekten biz, doÄŸru yola ileten görülmedik oranda güzel bir Kurân dinledik de ona îman ettik.”
Kim ondan bir haber getirirse, doÄŸru söylemiÅŸ olur. Kim onu uygularsa, sevap alır. Kim onunla hükmederse, âdil olur. Kim insanları ona dâvet ederse, doÄŸruya iletmiÅŸ olur. Ey Aver, dinle, kulağına küpe olsun!”
Hâris radıyallahu anh. Tirmizî.
78. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Allahın evlerinden birinde toplanıp, Allahın kitabını okuyan, onu aralarında öğrenip, öğreten hiçbir topluluk yoktur ki, Allah onların üzerine huzur indirmesin, rahmet onları kaplamasın, melekler onları kuÅŸatmasın. Allah onları, kendi katındakilerin içinde anmasın!”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
79. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“KiÅŸinin, falan falan âyetler bana unutturuldu, demesi ne kötü bir ÅŸeydir! Unutan kendisidir. Kurânı devamlı okuyun! Çünkü onun, hafızalardan silinmesi, hayvanların baÄŸlarından çözülmesinden daha kolaydır.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.
80. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kurânı seslerinizle süsleyiniz!”
Berâ radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
81. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kurânı arap aÄŸzıyla ve sesleriyle okuyun! AÅŸk ehlinin ezgilerinden uzak durun! Ehlikitabın ezgilerinden de uzak durun!
Benden sonra bir topluluk gelecektir ki, onlar Kurân okurken, ÅŸarkı söyler veya ağıt yakar gibi okuyacaklar. Okudukları gırtlaklarından aÅŸağıya geçmeyecek, hem onların ve hem de onları beÄŸenenlerin kalbleri bozulacak.”
Huzeyfe radıyallahu anh. Rezîn.
82. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellemin okuyuşu:
“Bismillahirrahmanir-Rahîm. Elhamdü lillahi Rabbil-âlemîn. Errahmanirrahîm. Mâliki yevmiddîn.”
Ayetleri birbirine katmadan, dura dura, âyet âyet okurdu.
Ümmü Seleme radıyallahu anha. Ebû Dâvud.
83. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bana dedi:
“Haydi bana biraz Kurân oku!”
“Ey Allahın Resûlü! Kurân sana indi, ben mi sana Kurân okuyacağım?” dedim.
“Ben Kurânı baÅŸkasından dinlemekten hoÅŸlanırım,” buyurdu.
Bunun üzerine ona Nisâ sûresinden okumaya baÅŸladım. “Her ümmetten bir şâhit, seni de bunlara bir şâhit getirdiÄŸimizde hâlleri ne olacak?” mealindeki âyete gelince, “Åžimdi yeter, bu kadar yeter!” buyurdu.
Dönüp baktım, gözleri dolu dolu olmuş, ağlıyordu.
İbn Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.
84. Geçmişteki büyük insanlardan hiç kimse, Kurân okunurken ne bayılırdı, ne de kendinden geçerdi. Onlar sadece ağlarlardı ve derileri ürperirdi. Sonra hem derileri, hem de kalbleri, Allahı anmaktan dolayı yumuşayıp, yatışırdı.
Esma radıyallahu anha. Rezîn.
85. Ömer radıyallahu anh, Kurân okuyan bir topluluk içindeydi. Sonra tuvaleti için oradan uzaklaÅŸtı. Kurân okuyarak dönünce, bir adam, “Ey müminlerin emîri! Abdestsiz mi Kurân okuyorsun?” dedi. Cevap verdi: “Sana bu fetvayı kim verdi? Yalancı Müseyleme mi?”
Ömer radıyallahu anh. Mâlik.
86. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim gece kalkamayıp, Kurândan ayırdığı bölümü okuyamazsa, sonra onu sabah namazı ile öğlen namazı arasında okusun. Böyle yaparsa, sanki gece okumuÅŸ gibi kendisine sevap yazılır.”
Ömer radıyallahu anh. Müslim.
87. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem insanların en cömerdiydi. Bu en çok Ramazanda Cebrail ile buluşunca olurdu. Cebrail, Ramazanda her gece onunla buluşurdu. Ona Kurân okuturdu.
İbn Abbas radıyallahu anh. Buhârî.
88. Ayrıntılı sûrelerden ona ilk inen, içinde cennet ve cehennemin yer aldığı sûre olmuştur. insanlar kaygılanıp da islâma yönelince, helâl ve haramla ilgili sûreler indi.
EÄŸer, “içki içmeyin!” diyen sûre ilk önce inseydi, insanlar, “Bunu biz asla bırakmayız!” derlerdi.
EÄŸer, “Zina yapmayın!” diyen sûre ilk baÅŸlarda nâzil olsaydı, “Biz zinayı terketmeyiz!” derlerdi.
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.
89. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bu Kurândan ayrılmayın! Çünkü o, Allahın sofrasıdır. Kim Allahın sofrasından yararlanmak isterse, gayret etsin. Zira ilim, öğrenmekle olur.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Bezzâr.
90. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim, Kurân hakkında ilimsiz fikir yürütürse, cehennemdeki yerini hazırlasın.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.
91. Bir adam dedi ki:
“Ey Allahın Resûlü! Allaha en sevimli amel hangisidir?”
“YolculuÄŸu bitirince tekrar yola baÅŸlayan kimsenin durumu.”
“YolculuÄŸu bitirip tekrar yola baÅŸlama durumu nedir?”
“Kurânı başından sonuna kadar okur, bitirince yeniden baÅŸlar.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Tirmizî.
92. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Fatiha, Kurânın esasıdır, Kitâbın anasıdır, yedi âyettir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Tirmizî.
93. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim, geceleyin Bakara sûresinin son iki âyetini okursa, o iki âyet, o gece ona yeter.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Buhârî.
94. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Her ÅŸeyin bir kalbi vardır, Kurânın kalbi de Yâsin sûresidir. Kim onu okursa, Yâsinsiz on kere Kurân okumuÅŸ gibi kendisine sevap yazılır.”
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.
95. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim, sabahleyin HaÅŸir sûresinin son üç âyetini okursa, Allah onun için yetmiÅŸbin melek görevlendirir, akÅŸama kadar onun için Allahtan af dilerler. O gün ölürse, ÅŸehîd olarak ölür. AkÅŸamleyin okursa yine aynı sevabı alır.”
Mâkil radıyallahu anh. Tirmizî.
96. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kurânda otuz âyetlik bir sûre vardır ki, okuyanına, bağışlanıncaya dek affı için aracılık eder: Tebârekellezi sûresi.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
97. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bana benzeri görülmemiÅŸ âyetler indi: Felak ve Nâs sûreleri.”
Ukbe radıyallahu anh. Müslim.
98. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ashabından birine sordu:
“Evlendin mi?”
“Hayır, vallahi evlenecek bir ÅŸeyim yok ki…”
“Yanında Kul Huvallahu Ehad da mı yok?”
“Var.”
“iÅŸte al sana Kurânın üçte biri! izacâeyi biliyor musun?”
“Evet.”
“iÅŸte sana Kurânın dörtte biri! Kul ya eyyühel kâfirûneyi biliyor musun?”
“Evet.”
“iÅŸte sana Kurânın dörtte biri! izâ zülzilet..?”
“Evet.”
“iÅŸte sana Kurânın dörtte biri! Evlen, evlen!” buyurdu.
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.
99. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insana, ÅŸeytanın bir dokunuÅŸu vardır. MeleÄŸin de bir dokunuÅŸu vardır. Åžeytanın dokunması, ona kötülük iÅŸletmek ve hakkı yalanlatmaktır. MeleÄŸin dokunması ise, ona hayrı vaad etmek, hakkı onaylatmaktır. Her kim bunu vicdanında bulursa, Allahtan olduÄŸunu bilsin ve Allaha hamdetsin. Ötekine tutulan da, ÅŸeytandan Allaha sığınsın.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.
100. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“EÄŸer Kurânın, anlamını üstü kapalı biçimde anlatan âyetlerine uyan kimseleri görürseniz anlayın ki, Allahın haber verdiÄŸi kiÅŸiler onlardır ve onlardan uzak durun!”
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.
101. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, “Allahtan nasıl korkulması gerekirse öyle korkun!” âyetini şöyle yorumlamıştır:
“Ona itaat etmek, asla karşı gelmemek, şükretmek, asla nankörlük etmemek, hatırlamak, asla unutmamak.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Taberânî.






