329. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insanın her amelinin sevabı yediyüze kadar katlanır.
Allah buyurdu ki: “Oruç bunun dışında. Çünkü o, benim içindir, onun ödülünü ben vereceÄŸim. Çünkü o, ÅŸehvetini ve yemesini sırf benim için terk ediyor.”
Oruçlunun iki sevinci vardır: iftar edince ve Rabbine kavuşunca.
Oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha hoÅŸtur.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
330. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Her kim, inanarak ve karşılığını yalnız Allahtan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa, geçmiÅŸ günahları bağışlanır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
331. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yemek yeyip şükreden, oruç tutup sabreden gibi sevap alır.”
Sinan radıyallahu anh. İbn Mâce.
332. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve selleme, bir adam, oruçluyken hanımıyla sevişmesinin hükmünü sordu, ona izin verdi. Başka birisi geldi ve aynı soruyu sordu, fakat ona bunu yasakladı.
Bir de baktık ki, izin verdiği kişi ihtiyar, yasakladığı kişi ise genç değil mi!
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
333. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kocası yanında olan kadın, onun izni olmadan nâfile oruç tutamaz.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
334. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“insanlar, iftarı acele yaptıkça, hayır üzerinde bulunurlar.”
Sehl radıyallahu anh. Buhârî.
335. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim, hurma bulursa iftarını hurma ile açsın, bulamayan su ile açsın. Çünkü su temizdir.”
Enes radıyallahu anh. Tirmizî.
336. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim bir oruçluya iftar verirse, oruçlunun sevabından hiçbir ÅŸey eksilmeksizin, oruçlunun sevabı gibi sevap alır.”
Zeyd radıyallahu anh. Tirmizî.
337. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, iftar ederken şöyle derdi:
“Allahım, senin için oruç tuttum, senin rızkınla orucumu açtım.”
Muaz radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
338. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem, “yolculuk sırasında orucun” hükmünü soran bir sahabiye şöyle buyurdu:
“istersen tut, istersen tutma.”
Aişe radıyallahu anha. Buhârî.
339. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bu ay gelip çattı. Onun içinde bin aydan hayırlı olan Kadir gecesi vardır. Kim onun hayrından yoksun olursa, bütün hayırlardan yoksun olmuÅŸ olur. Onun hayrından yoksun olan, ancak saadetten payı olmayan kimsedir.”
Enes radıyallahu anh. İbn Mâce.
340. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Hac ile umreyi birbiri ardına yapın! Bu ikisi, günahları, körüğün demir, altın ve gümüşün pasını giderdiÄŸi gibi giderirler. Kabul edilmiÅŸ haccın karşılığı, cennettir. Herhangi bir mümin, ihramlı olarak kaldığı zaman, batan güneÅŸ onun günahlarını da alıp götürür.”
İbn Mesûd radıyallahu anh. Tirmizî.
341. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Umre, diÄŸer umreyle arasında geçen günahlara keffarettir. Kabul olunan haccın karşılığı, cennettir.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
342. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Üç kiÅŸi birlikte yolculuk yaparlarsa, aralarından birini kendilerine lider yapsınlar.”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
343. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Yolculuk azaptan bir parçadır. Sizleri yemekten, içmekten ve uyumaktan alıkoyar. Seyahatte iÅŸi biten, hemen ailesine dönsün.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Buhârî.
344. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Biriniz, yolculuk yapmak istediÄŸi zaman, müslüman kardeÅŸlerine selâm versin. Çünkü onlar, dualarına dua katarlar.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Taberânî.
345. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Nerede olursanız olun, sizin selâmınız bana ulaşır.”
Ali radıyallahu anh. Ebû Yâlâ.
346. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“KiÅŸi, Allah katında, Kurban bayramında kurban kesmekten daha sevimli bir amel iÅŸlememiÅŸtir. Zira, o kurban, Kıyamet gününde, boynuzları, kılları, tırnakları ile gelecektir. Kurbandan akan kanın damlası yere düşmeden, Allah katındaki bir mekana düşer. Gönülleriniz, kurban kesmeniz sebebiyle hoÅŸ olsun.”
Aişe radıyallahu anha. Tirmizî.
347. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Koyuna gelince, keserken ona acırsan Allah da seni esirger.”
Kurre radıyallahu anh. Ahmed.
348. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Her çocuk akîka kurbanına karşı rehindir, yedinci gün onun için o kurban kesilir ve başı tıraÅŸ edilip, ismi konur.”
Semûre radıyallahu anh. Tirmizî.
349. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Bebek için yedi ÅŸeyi yapmak sünnettir:
Yedinci günü adı konur, sünnet edilir ondan bunun sıkıntısı giderilir, kulağı delinir, namına kurban kesilir, başına kurbanının kanı sürülür, saçının ağırlığınca altın ya da gümüş sadaka verilir.”
İbn Abbas radıyallahu anh. Taberânî.
350. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Her kim, yemin etmek yoluyla müslüman kiÅŸinin hakkını alırsa, Allah ona cenneti haram, ateÅŸi de vâcip kılar.”
iyas radıyallahu anh. Müslim.
351. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin kuvvetli yemini ÅŸu idi:
“Hayır, Ebûl Kasımın canı elinde olana yemin ederim!”
Ebû Saîd radıyallahu anh. Ebû Dâvud.
352. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Kim Allahın adından baÅŸkasıyla yemin ederse, küfür ve ÅŸirke girmiÅŸ olur.”
İbn Ömer radıyallahu anh. Tirmizî.
353. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Biriniz bir ÅŸeye yemin eder de, sonra baÅŸkasını ondan daha iyi bulursa, yemininden dönme bedeli versin, sonra iyi olan iÅŸi yapsın.”
Abdurrahman radıyallahu anh. Nesêî.
354. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Adak adamayın, çünkü adak, kaderden olan hiçbir ÅŸeyi engellemez. Ancak, adamak sebebiyle cimriden mal çıkartılır.”
Ebû Hureyre radıyallahu anh. Müslim.
355. Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:
“Adını koymadan bir adak adayanın, keffareti yemin keffareti gibi olur. Gücü yetmediÄŸi bir adakta bulunursa, keffareti yemin keffareti gibi olur. Kim de gücü yettiÄŸi bir ÅŸey adarsa, yerine getirsin!”
İbn Abbas radıyallahu anh. Ebû Dâvud.






